20 Nisan 2010 Salı

Osmanlı macunu ve kağıt helva


Bugün de sizleri biraz eskilere götürüp, nostalji yaptıracağım yine...

Eskiden sokağınızdan geçen meslek erbablarını bir düşünün bakalım... Kimleri hatırlıyorsunuz.

Hatırladığınızda, bugün hangilerinin yitip gittiğinin bir anda farkına varırsınız.

İçiniz ürperiverir, hangi zamanda olduğunuzun ayırdına varamazsınız...

Geçen sonbahar hanımla birlikte yaptığımız bir Sultanahmet turunda, parkın tam orta yerinde bir macuncuya denk gelivermiştik...

Ne kadar da mutlu olmuştum o macun tepsisini ve içindeki rengarenk macunları görünce...

7'den 70'e herkesin severek yediği Osmanlı'dan günümüze kadar gelebilmiş olan geleneksel damak tadımız macun şekerinin tadını kim unutabilir ki?..

Yeni nesil belki görmüş, belki de tatmış olabilir.

Ancak biz eskiler, macuncunun sokağın başından sesini duyar duymaz evlerimizin camına doğru bağırırdık... "Anneee macuncu geldi... Atsana oradan 10 kuruşşşş"...

10 kuruşa bir çubuk macun yemenin tadı hiçbir şeyde yoktu...

Gelen macuncu amcanın etrafında halka oluşturur, "Önce bana ver, önce bana ver" diye de bağırıp çağrışırdık...

Osmanlı macunu bir çok baharat ve meyvelerle karıştırılıp, şekerle kaynatılıp tepsiye dökülerek yapılır, soğuduktan sonra özel macun kaşığıyla çubuğa sarılıp ikram edilirdi.

Macunlar rengarenk olurdu. Baharatlı, naneli, portakallı, limonlu, çilekli, elmalı, kayısılı gibi çeşitleri vardı. Bir tepsinin içine yaklaşık 4-5 çeşit macun bulunmaktaydı...

Bu macunlar grip ve nezleye, ağız kuruluğuna ve kokusuna da iyi gelirdi...

Nerden nereye işte... O an çocukluğumuza dönüp, o nostaljiyi yaşamak istedik hanımla ve macuncuya dönüp "Yap şurdan bize iki karışık çubuk" dedim ve hanımla afiyetle bir güzel yedik... Eski tadına pek benzemese de, o zamanlardaki macunlara benzetmeye çalışmışlar. Nefsimizi körelttik... İki çubuk macuna tanesi 1.5 TL'den 3 TL ödedik.

Dedim ya, o gün Sultanahmet gezme günümüzdü... Ardından Sultanahmet Meydanı, Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya, III. Ahmet Çeşmesi ve Sultanahmet Camii'ni gezip dolaştık...

Sultanahmet Camii'nin içinde dolaşırken, bir bankta dolaşmaktan yorulmuş bir kağıt helvacı amcayla karşılaştım... Tabii fırsat bu fırsat hiç kaçırır mıyım bu kareleri, kaçırmam elbet...

Açtım fotoğraf makinemi, olaya nostalji de katmak için siyah-beyaz moduna aldım ve amcayı karelemeyi başardım yanında duran kağıt helvalarıyla...

Kağıt helva sevmeyeniniz var mı acaba? O da eskilerden kalma tadı nasıl tarif edebilirim ki...

Dışı gerçekten de kağıt gibi kıtır kıtır, içinde de eritilmiş ballı tahin bulunan bir milli yiyeceğimizdir diyebilirim...

Çocukluk çağlarımdan bugüne kadar nerede karşıma çıksa, hemen alır lüplerim... Yerken çıkarttığınız sesin yanı sıra ortalarına doğru geldiğinizde o tahinin tadı sizi kendinizden geçirtir...
Hanıma "Sana da alayım mı, ister misin?" dedim.. O dünden razı zaten... 2 tane alıp minik fareler gibi ucundan ucundan kemirmeye başlarken, amcamız bize hayat hikayesini anlatıyordu...

Emekliymiş amcamız. Kızı çocuklarını bırakıp, yurt dışına çalışmaya gitmiş. Amca da emekli maaşına katkı olsun diye, böyle kağıt helva satarak günlük harçlığını çıkartıyormuş..."Günde 2-3 torba satarım. Bana günde 10-15 YTL kalır bu satıştan... İdare ediyoruz böyle evlat" dedi...

Amcayı dinlerken yediğim kağıthelvanın kırıntıları üstüme bulaştı, artık sonuna doğru da şekerli tadından dolayı kesildim kaldım...

Amcaya muhabbeti için teşekkür ettim. Yine tanesi 1.5 TL'den iki tanesine 3 TL vererek amcanın yanından sessizce uzaklaştık...

Daha önce de yazmıştım ya... Şu şehri İstanbul'da 3 TL'ye mutluluğu her yerde yakalayabilirsiniz diye...

Gerçekten de 3 TL'ye her yerde o mutluluğu yakalanabilineceğinin farkına artık vardım...
Bu bir ironi değil artık gerçek... Da Vinci'nin sırrını çözmüş gibiyim ...

Mutluluğu o kadar uzaklarda değil, yakınınızda, dibinizde, bir nefes alışı mesafenizde arayın... O size 3 TL'ye malolsa bile, o anki mutluluk, en güzel mutluluktur...

Ertan Yurderi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Nasıl yazımı beğendiniz mi? Yorum bırakarak benim gelişimime katkıda bulunabilirsiniz... Şimdiden katkınız için teşekkürler... Sevgiler ve saygılar... Ertan Yurderi (kocayurek)