7 Ocak 2008 Pazartesi

Ne hakla, otuzbeşe bakla?

Kukla YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan geldiği günden beri konuştuğu sözcüklerle kamuoyunda tartışmalar yaratıp, fırtınalar estiriyordu...

Şimdi de yeni bir konuyu "servis"e sunmuş muhterem!..

"Üniversiteler paralı olsun" demekle ne demek istiyor acaba kendisine sormak istiyorum...

ABD taklitçiliğinin gereği yok. Burası aylık geliri binlerce dolar olan bir ülke değil ki, devlet okulları ve üniversiteleri paralı olsun...

Bunlar ve bunu yöneten zihniyet ne yapmaya çalışıyor?..

Hiç sosyal devlette okuyandan para alınır mı? Var mı böyle bir saçmalık... Ya da varsa nerede görülmüş?..

Müşteri gibi öğrenci mi yaratmak istiyorlar, ayrıcalıklı bir sınıf mı?..

Böyle bir anlayışa sahip bir kişinin YÖK'ün başında ne işi vardır?..

Bugün bile en basitinden Açık Öğretime giden öğrenciyi okutmak bile belli bir yük getirirken yoksul ailelere, üniversiteye gitmeyi paralı hale getirirseniz ne olacak?..

Nerede kaldı hak ve hukuk... Nerede kaldı sosyal devletçilik anlayışı... Herkese eşit eğitim hakkı...

Bir de demiş ki bu kukla başkan; "Herkes üniversite mezunu olmamalı!.."

Buna sen mi karar vereceksin Sayın Başkan... Sen mi?..

Herkesin dilediği gibi okuma hakkı olduğu gibi üniversiteyi de okuma hakkı vardır...

Zaten ilkokuldan başlayan eğitim sistemi her sene yaz boz tahtasına döndürdüler... Minicik beyinleri okumadan soğuttular... Değil üniversiteye kadar okumak, millet zar zor zorunlu eğitimini tamamlamaya çalışıp liseye kapağı atmaya çabalarken gençlerin geleceğini karartacak bu saçma sapan açıklamaların ardında hangi gerçekler yatıyor...

Hangi büyük gücün kuklasısınız siz?.. 

Ve bu manavda "Ne hakla, otuzbeşe bakla?" satmaya çalışıyorsunuz, anlatın da bir bilelim...

Ertan Yurderi 

3 Ocak 2008 Perşembe

Nü'yü bıçaklama, turisti elleme nevrotikliği


Abukluklar ve nevrotik çoğunluklar ülkesi oldu burası...

Taksim'in orta yerinde  "düşlerinde yaratıp içinde yaşattığı nü"yü turisti elleyerek tatmin etmeye çalışan bir zihniyet varken, Mersin'de de "dışardaki nü'yü içinde yaşattığı karanlık düşünceyle yok etmeye çalışan" bir zihniyet var.

İşte o karanlık zihniyet Mersin'de yeniden ortaya çıkmış...

Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nün "Yeni Yıl Karma Sergisi"nde bulunan 5 nü eser bıçakla saldırıya uğramış...

Bıçaklı saldırıya uğrayan bu nü tablolarından birinin yanına saldırıyı kınamak amacıyla bir tepki yazısı da eklenmiş ve tablo o yazıyla birlikte sergilenmeye başlanmış... (Haber)

Göğüs bölümünden göbek boşluğuna kadar kesilen çıplak kadın tablosunun yanına Üniversite yönetimi tarafından asılan tepki yazısı aslında çok düşündürücü...

S.Freud'dan alıntıyla yazılan yazıda; "Ortaçağda olsaydım, beni yakarlardı. Şimdi eserlerimi yakıyorlar" sözlerinin yanı sıra, "Bu tablo, sanata ve farklı düşüncelere katlanmayan karanlık zihniyetler tarafından parçalanmıştır" yazısı asılmış...

Ben bir psikiyatr değilim ama; Sigmund Freud'un "Kitle Psikolojisi" adlı kitabında okuduğum kadarıyla bu tür kişiler için psikonevrotik kişilikler tanımını koymakta...

Cinsel yönelimler, genel olarak kitlede eriyip giderken tek kişi için de bireysel etkinliği bir ölçüde kendisinde barındırır, aşırı güçlenmeleri durumunda ilgili yönelimlerin her türlü kitleyi dağıtıp parçaladığı ve etkilediği görülürmüş.

Psikonevrozlar konusunda sürdürülen psikanalitik araştırmalarda, bu hastalardaki belirtilerin bilinçdışına itilmelerine karşın etkinliğini yitirmemiş dolaysız cinsel yönelimlerden kaynaklandığı ortaya konulmaktaymış...

Nevrozun nevrozlu kişiyi asosyal (toplumdışı) bir konuma sokması, onu bildiğimiz kitlelerden çıkarıp alması da sözü edilen bu duruma uygun düşmekteymiş... Durum böyle olunca da bu nevrozun tıpkı tutkunluk gibi kitle üzerinde dağıtıp parçalayıcı bir etki yaptığı da söylenebilirmiş...

Bu tahlillerin ışığında Taksim'de yaşananlar bastırılamayan cinsel dürtülerin dışa vurumunu yansıtırken, Mersin'de yaşanan nü tabloların parçalanması olayını da cinsel içgüdülerden amacına varması engellenmiş içgüdülere geçişin doğru dürüst başarılamadığı durumdan kaynaklandığını varsallayabilir miyiz?

Bu varsallamayla da; kitlesel nevrotikleşme tedavi edilmediği sürece bilinçdışına itilen ve bilinçdışına itilmiş bütün içgüdüler gibi kendilerine dolaysız doyum sağlamayı amaçlayan kişiler arasındaki düşünsel çatışma da her zaman yaşanacaktır diyebilir miyiz?...

Ertan Yurderi