27 Şubat 2010 Cumartesi

Sabır üzerine ...


"Sabır Nedir?" diye hiç sordunuz mu kendinize?

"Sabır nedir?" diye sorunca kendime, aklıma; acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında, ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi geliyor ilk an. Veya olacak ya da gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme veyahut öfke doğuracak bir şey karşısında bile öfkelenmeme durumunu anlatıyor.

Bunlar SABIR kelimesinin gerçek anlamını açıklamada kullanılan ifadeler elbet...

Kelime anlamıyla birlikte yine yazdıklarımı yorumlamam gerekirse; sabır; bir şeyi uzun süre sükunetle bekleyebilme yeteneğidir.

Genelde halk arasında sabır; Yoksulluk, haksızlık ve bunun gibi üzücü hallerde ses çıkarmadan onların geçmesini beklemek olarak algılanır, çünkü bu büyük bir erdemdir onlar için. Sabır zordur ama, sonunda ferahlık vardır diye düşünülür. Böyle bir şeye inanılması bir çok kimseye o anda güç gelebilir ancak sonuca götüren en kestirme yol olarak da algılanır... Sabır; aynı zamanda mutluluk kapısını açan bir anahtardır da. Sabır içinde tahammüllü olmak, hünerli kişinin yapacağı bir iştir. Sabretmesini bilen kimselerin Yaradan'ın sevdiği kulları arasında olduğu kabul edilir genelde... Elbette bunlar Sabır'ı başkalarına açıklamak için söylenmiş şeylerdir.

Sabırla ilgili o kadar çok kullanılan halk deyimleri vardır ki... Hepsinin anlatmak istediği şey, insanları mutluluğa götürecek şey için illaki ve illaki sabırlı olmaları gerektiğini anlatmak için söylenmiş "şeyler bütünü"dür...


Bunlar "şeyler bütünü" içinde şöyle biz de gezinelim isterseniz;

- "Sabreden/bekleyen derviş, muradına ermiş: Sabretmesini bilen insan amacına mutlaka erişir."

- "Sabır sabır, sonu kabir: Gereksiz yere sabredenler hayatlarında hiçbir işi sonuçlandıramadan ölümle buluşurlar."

- "Tekkeyi bekleyen çorbayı içer: Bir iş yerinde uzun yıllar sabırla hizmet edenler sonunda emeklerinin karşılığını alırlar..."

- "Sabır cennetin anahtarıdır: Kişiler nefislerine hakim olup sabır gösterirlerse günahtan korunurlar ve Yaradan'ın sevgili kulu olurlar..."

- "Sabır acıdır. Acı ise de, meyvesi tatlıdır: Sabırlı olmak kolay bir iş değildir, fakat sabretmek her zaman insana kazanç getirir."

- "Sabır hayırlıdır, tahammülü güç olmasa: Sabırlı olmak çok yararlı bir şeydir, ama sabrederken de oldukça sıkıntı çekilir."

- "Sabreyle gönül, elden ne gelir?: Bir şeye ulaşmak için uzun süre beklemek gerekiyorsa sabırlı olmaktan başka yapacak şey yoktur."

- "Sabreyle işine, hayır gelsin başına: Yaptığın işte soğukkanlı ve sabırlı olursan daha başarılı olursun."

- "Sabrın sonu selamettir: Sabırlı olmak insanı her zaman kazançlı kılar."

- "Anasının karnında dokuz ay on gün nasıl durmuş?: Bazı insanlar o kadar aceleci olurlar ki onu tanıyanlar 'mutlaka doğarken de acele etmiştir' derler..."

- "Eyüp sabrı her kula müyesser değil: Sabır göstermek zor bir olaydır ve herkeste aynı sabır görülmez..."


Sabır, AN'ın dışına düşmenin yarattığı en temel huzursuzluk bence... Zamana endeksli her çaba 'şimdi' ve 'sonra'yı yaratır ve bir bekleyiş süreci başlar. Beklenene duyulan istek ölçüsünde de zamanın ağına düşer kişi ve rahatsız hisseder kendisini... Oysa OLAN'ın mükemmel zamanlamasına güven duyulduğunda, akışkanlaşır kişi... Kesin ve keskin çabanın yerini, sakin, dingin bir akış alır. Burada sabırlı olma çabası da yoktur artık, ÇABA yoktur...

Beklemek hep var olan bir gerçek. Bu süreci verimli kılmak adına belli bir içsel disiplin gerekli. Aslolan an be an beklentilerden arınmak olmalı... Beklentiler azaldıkça bizi zamana bağlayan bağlar da gevşer...

Bu konuda son söyleyecek sözüm şudur ki; "Yaşamı her haliyle, her sunduğuyla seviyorsak, sevgiyle katılıyorsak her olguya, 'özel' ve 'belli nitelikte' bir hal veya deneyim için sabırsızlığımız kalmaz..."

Ertan Yurderi

1 yorum:

  1. Sevgili Ertan,

    Öncelikle böyle bir yazı için teşekkürler, kalemine ve yüreğine sağlık... Sabır yazına ben de katkıda bulunayım...

    Belirli bir uyanışı yaşayan veya yola giren insanlar, bilgeliğe ulaşmadan, bilge olarak kabul edilmeden önce, evrensel yasa gereği, belirli denemelere, sınavlara sokulurlar. Bunlar çok özel, çok ince sınavlardır. Çünkü bilgeliğe doğru adım atıldıkça her şey incelir.

    İnsanın da ince olması gerekir; düşüncede, akılda, mantıkta, duyguda, sezgide, gerçekte ve hayalde, yani her şeyde. Ve insan bunu gerçekleştirmek zorundadır. Onun için insanlardan büyük bir olgu istenir. Bu da SABIR‘dır.

    Sabrı tarif etmeden önce, her birimiz, kendi içimize dönelim ve sabrın nasıl bir kavram olduğunu düşünelim!. Sabır deyince ne anlıyoruz?. Sabır, pasif bir bekleyiş midir, yoksa aktif bir olay mıdır?

    Sabır; tembelce bir bekleyiş veya boş oturuş değildir. Tersine, geçirilmesi gereken süreçte, devamlı iç mücadele isteyen, duyguları, düşünceleri ve hareketleri devamlı kontrol etmeyi gerektiren, aktif bir durumdur. Sabrın içinde kendine hakimiyet vardır. Dolayısıyla karşılaşacağınız herhangi bir olaya karşı göstereceğimiz sabır, sizi birçok yanlıştan ve zarardan korur.

    Sabrın karşıtı olan sabırsızlıkta ise, acele etmek ve olayın sonucuna bir an önce varmak isteği yatar. Kendini kontrol etmeyip egosu doğrultusunda hareket eden böyle bir kişi, birçok yanlışa neden olabilir. Çünki evrensel yasalara göre, bir şeyin, belirli bir zaman içinde oluşması için, bir zamana ihtiyacı vardır. Bir çocuğun doğması için nasıl dokuz ay geçmesi gerekiyorsa veya bir meyvenin olgunlaşması için belirli bir zamana ihtiyacı olduğu gibi. O yüzden olayların sonucuna, sabretmeyerek bir an önce erken varmak isteyenler, aslında o olayın olmasını geciktirenlerdir. Her olaya karşı gösterilecek sabır, size bu olayı irdelemek için gerekli olan zaman dilimini kazandıracaktır.

    O zaman sabrı şöyle tarif edebiliriz: Karşılaştığımız her olayda eyleme geçmeden önce gerekli olan bu zaman dilimini, sükünetle, teslimiyetle, içsel çalışma yaparak en iyi şekilde değerlendirmektir, sabır.

    Ham bir meyve yersek ağzımızı burar, olgun bir meyve yersek, ağzımız tadla dolar. Her zaman olgun meyve yemek için sabrı öğrenmek zorundayız.

    Sabır, her insanın öğrenmesi gereken bir kudrettir aslında.

    Erol Yurderi

    YanıtlaSil

Nasıl yazımı beğendiniz mi? Yorum bırakarak benim gelişimime katkıda bulunabilirsiniz... Şimdiden katkınız için teşekkürler... Sevgiler ve saygılar... Ertan Yurderi (kocayurek)