19 Şubat 2010 Cuma

Dostlar ve yandaşlar


Yazıma konu olan kişiler; Muz Cumhuriyeti'nde değil, odundan kağıt, kağıttan odun çıkartılan Odun Cumhuriyeti'nde yaşamaktadırlar...

Pahalıya malolan yandaşlardan kaçınmak gerekir, yoksa kuyruğu uzatayım derken kanatları kısaltılmış olur insanın.

Bence pahalıya malolanlar, yalnız keseye dokunanlar değil, olur olmaz istekleriyle durmadan kafa şişirenler, sizi usandıranlardır da...

Adamlarınız çoğunlukla, gözetilmek, gereğinde salık verilmek, haksızlıklardan korunmak ötesinde şeyler istememeli sizden. Bir bölünme adına sizden yana çıkanlar ise çekilir türden değildir, çünkü bunlar sizin ardınıza sizi sevdikleri için değil de başka birine kızdıkları için takılmışlardır...

Gemisine bindikleri kişinin borusunu çalan pohpohçular da hiç çekilmez, çünkü bunlar saklı gizli tanımadıkları için işi altüst eder, tuttukları kimsenin övgüsünü yaparken onurunu zedeler, ona karşı çekememezlik uyandırırlar.

Bir başka tür de, gerçekte bir bakıma casus oldukları için tehlike uyandıranlardır, çünkü bunlar ülkenizin ve evinizin saklı gizli her yerini ve yönünü öğrenir, başkalarına anlatırlar. Bununla birlikte, böyle adamlar genellikle çok sevilirler, çünkü yaltaklanmasını, söz götürüp getirmesini pek iyi bilirler.

İleri gelen tabakalarda, ünlü bir kimsenin kendi mesleğinden birini yanına alması (örneğin ünlü bir yazarı, ülkeye yararlılıklar göstermiş bir bilimadamını, ya da ne bileyim ünlü bir uluslararası mankeni), her zaman pek geçerlikte, siyaset çevrelerinde bile pek gözalıcı bir şeydir; yeter ki bu bir gösteriş ya da halkın gözüne girme uğruna yapılmış olmasın.

Başkalarınca desteklenmenin en yüce türü, bir kimsenin, herkesin değerini, erdemini tanıdığı için desteklenmesidir. Ancak olağanüstü bir üstün kişiliğin söz konusu olmadığı durumlarda, yandaşlarınızı seçerken becerikli olandan çok orta yetenekliyi seçin ki, daha doğrusunu söylemek gerekirse, kötü günlerde iş becerir kimseler olanını seçin ki, işinize yarasın. Öyle değil mi?..

Yönetim işlerinde, aynı yetkideki bütün görevlileri eşit tutmak gerektiği doğrudur; çünkü kimilerine daha çok yüz vermek onları şımartır, aynı hakkı isteyen ötekileri de darıltır. Onurlandıracağınız kimseleri ise, bütün adamlarınızın ve yandaşlarınızın arasından titizlikle seçmeniz yerinde olur, çünkü böylece hem bu ayrıcalığa erişen kimsenin size bağlılığı artar, hem ötekiler de göze girebilmek için daha çok çaba gösterirler. Hiç kimseyi başlangıçta pek el üstünde tutmamak yerinde olur; çünki sonra bu değeri haketmediği ortaya çıkar belki, aynı tutumunuzu sürdüremezsiniz.

Tek kişinin eline, genel deyimle dizgini vermek, sağlam bir yol değildir, çünkü güçsüzlük belirtisi olduğu gibi alabildiğine dedikoduya, küçültücü söylentilere de yol açar. Sizi doğrudan doğruya çekiştiremeyecek kimseler, o önem verdiğiniz kimseyi daha bir kolaylıkla dillerine dolarlar, böylece sizin ününüze de gölge düşürmüş olurlar. Bununla birlikte yakın adamların çok olması daha da kötüdür, o zaman insan her öğüt verenin etkisinde kalır, kendi başına karar veremez olur, ikide bir karar değiştirir.

Yalnız birkaç arkadaşa danışmak her zaman için onurlu bir iştir, çünkü;

"Seyirciler çoğu zaman oyunu oyunculardan daha iyi görürler, tepe de, en iyi dere içinden görünür" .  

Dünyada candan dostluk pek seyrektir, hele öteden beri övgüsü yapılan, denk kimseler arasındaki dostluk yok gibi bir şeydir. Gerçekte gördüğümüz, yüksek kimselerle aşağı kimseler arasındaki dostluktur, birinin başarısı ötekine bağlıdır da ondan...

Yok canım, düşündüğünüz gibi değil yazıma konu olan yer ve kişiler...

Burası Muz Cumhuriyeti'nde değil, odundan kağıt, kağıttan odun çıkartılan bir cumhuriyettedirler...

Ertan Yurderi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Nasıl yazımı beğendiniz mi? Yorum bırakarak benim gelişimime katkıda bulunabilirsiniz... Şimdiden katkınız için teşekkürler... Sevgiler ve saygılar... Ertan Yurderi (kocayurek)