14 Şubat 2010 Pazar

"Ah!.. Aziz Valentine Ah!.. Yaktın Bizi..."



Ah!.. “Aziz Valentine” sen nelere kadirmişsin be muhterem...

Her 14 Şubat geldiğinde, tüm dünya senin adını bir kez daha anıyor ve senin adının üstünden de servetlerine servet katıyorlar... 

Yıllar önce bir kız mektup arkadaşım vardı
Kanada’nın Montreal şehrinden… Bu mektuplaşmalar, o zamanlar merkezi Finlandiya'da bulunan ve adına pen-pal denilen arkadaş bulma servisi kanalıyla oluyordu… Yani kısaca mektupla arkadaşlık bulma servisiydi, bu servis… Şimdiki çöpçatan siteler gibi…
 

Onunla düzenli ve sürekli mektuplaşırdık… Birbirimize kendi ülke kültürlerimizi anlatır, günlük hayatımızdaki olayları paylaşırdık… Ayda bir kere de olsa, asker mektubu gibi, ne bileyim sevgiliden gelecek mektup gibi biz de mektup arkadaşımızdan gelecek bu mektubun yolunu ve postacının gelişini gözlerdik…

Derken bu mektup arkadaşımdan bir Şubat ayının ilk haftasında bana pembe bir zarf içinde içinde “Greetings St. Valentine’s Day” yazılı posta kartı geldi… Şimdi gelen e-posta kartları gibi bir şeydi bu...
(Tabii artık herkes birbirine kart gönderme devrini bitirdi ya, böyle eskilerden bahsedince nostalji de yapmış oluyoruz bu arada...)
 
O günlerde bunun ne anlama geldiğini anlayamamıştım. Hiç duymamıştım çünkü böyle bir günün varlığını... O seneler 1970’lerin sonlarına denk geliyordu... O zamanlar Türkiye’nin durumu şimdiki gibi değildi elbet... O devirlerde değil böyle sevgi olayından falan bahsetmek, insanlar birbirlerinin yüzünü bile görmekten korkar olmuşlar, aynı düşünceyi ve aynı görüşü paylaşmayan insanlar nerdeyse birbirlerinden kaçar gibi davranıyorlardı... 


"Bu kartın anlamını mutlaka bir bilene sormam gerek" diye araştırma yaparken, birden aklıma babam gelmişti... Kendisi görevi nedeniyle yıllarca Amerika’da bulunmuş, onların yaşam kültürünü az çok çözmüştü...

Kartı alıp babamın yanına gittiğimde; “Oğlum, bu kart Sevgililer Günü kartıdır… Kız arkadaşın seni bir sevgili olarak kabul etmiş ve senin
‘Sevgililer Günü’nü kutlamış” dedi… O an, böyle bir kartın ne anlama geldiğini ilk kez öğrenmiş olmama rağmen, yine de St. Valentin ile olan ilişkisini bir türlü kuramamıştım...

Neyse babam üşenmeden St. Valentine Day gününün anlam ve önemini şöyle anlatmıştı bana, hatırladığım kadarıyla size de aktarayım...

"Efendim her 14 Şubat, Roma İmparatorluğu zamanından beri kadınlık ve evlilik tanrıçası Juno'ya adanmış Lupercalia Bayramı'ymış... Bayramı ilginç kılan ise o gün, sevgili bulmak isteyen genç kızların isimlerini yazıp bir kavanoza bırakmaları, bekâr erkeklerin de isim çekerek kısmetlerini aramalarıymış... 

Hıristiyanlığın yayıldığı bu dönemde İmparator II. Cladius, karısını veya sevgilisini bırakıp savaşa gidecek asker bulmakta zorluk çekince bütün nişan ve evlilikleri yasaklamış... 

O dönemde papazlık yapan Valentine de evlenmek isteyen çiftlerin nikahını gizlice kıyıyormuş...

Vay sen misin gizli gizli nikah kıyan... Bunu duyan II. Cladius, M.S. 270 yılının 14 Şubat günü Papaz Valentine döverek ve işkence yaparak öldürtmüş... 

Taa aradan iki asır geçtikten sonra 496 yılında Papa Gelasius, papaz Valentin'i 'Aziz' (Saint) , 14 Şubat'ı da St. Valentine Günü ilan etmiş..."

Neyse, bu durumu da kafamda çözdükten sonra artık her sene 14 Şubat öncesi bende bir hazırlık başlıyordu… Montreal'deki kız arkadaşımın “St. Valentine’s Day”ini kutlamak ve ona hediye göndermek için Kapalıçarşı’nın yolunu tutuyordum… İşte bu sömürü düzenine o zamanlardan itibaren katkım başlamıştı… Türkiye’ye "Sevgililer Günü" gelene ve yerleşene dek çok aşamalar geçecekti elbet...

Şimdi gelelim bugüne... 

İnsan sevdiği bir kişiye sevgisini göstermek için tek bir güne ihtiyaç duyar mı? Bence duymamalı... 

Bu yüzden de “Sevgililer Günü” öyle tek bir gün olarak değil, yılın 365 günü olmalı ve kutlanmalıdır... 

Yalnız 365 günü olmalı ve kutlanmalı derken hemen yanlış anlaşılmasın... Sevgililer tek bir gün değil, her gün birbirini hatırlamalı, sevgisini her gün birbirine göstermelidir... 

Bu hatırlamalar ve hatırlatmalar da tamamen duygusal olmalı, cepleri yakmamalı ve kredi kartı mağdurları yaratmamalıdır…
 

Bu vesile ile bu yazımı okuyan herkese güzel bir “St. Valentine’s Day” günü geçirmesini dilerim efendim… 

Seneye bu sömürü düzenine yeniden hizmet etmek, tüketmek ve tükenmek üzere, şimdilik hoşçakalın…

Haa, bu arada da “Ruhun şad olsun Aziz Valentine… Sen nelere kadirmişsin be muhterem..."

Ertan Yurderi

2 yorum:

  1. Şartlar sevdiğimin sevgilim olmasına izin vermiyor.Ona öyle hasretim ki bana verebileceği en büyük hediye kendini paketleyip adresime postalaması olur.Para da neymiş;parayla ancak mal alınır,gönüller değil.

    YanıtlaSil
  2. Aziz Valentine Günü'nü ben de oğlumdan öğrendim işin doğrusu 1984 yılında...Oğlumun İngiliz öğretmenleri onlara anlatmış Aziz Valentine'nin gençlere yardımını... Ve siz de ne güzel anlatmışsınız gençlik anılarınızı...Umalım ki aşk hiçbir zaman eksilmesin yüreklerimizden...Selma ERDAL

    YanıtlaSil

Nasıl yazımı beğendiniz mi? Yorum bırakarak benim gelişimime katkıda bulunabilirsiniz... Şimdiden katkınız için teşekkürler... Sevgiler ve saygılar... Ertan Yurderi (kocayurek)