Twitter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Twitter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2010 Pazartesi

"Lütfen beni soy..."


Yazımın başlığına bakıp da hemen öyle önyargıyla "Bu adam kafayı mı sıyırdı, yoksa uçtu mu acaba?" demeyin...

Bunu ben söylemiyorum... Bunu "Please Rob Me" adlı site söylüyor... http://pleaserobme.com/ (Haber)

“Lütfen Beni Soy - Please Rob Me)" adlı sitede tüm dünyaya dakika dakika kimlerin evlerinden çıktığı bildiriliyor.

Nasıl mı? Twitter, Foursquare gibi sosyal bloglara bırakılan notlar sayesinde...

- Şekerim biraz sonra .... buluşacağım, akşama görüşürüz, öptüm muckkk...

- Annemlerle birlikte teyzeme gidiyoruz, byee ...

- Bu akşam evde değiliz... Artık yarın görüşürüz...

- Falan, filan, feşmekan...

Eh herkes böyle notlar yazıp, twitter'dan ya da birçok sosyal ağlardan göndermeye kalkarsa, hırsızlara da gün doğar elbet...

Tabii ki bu site, "hırsızlara yardımcı oluyor" gerekçesiyle büyük tepki çekmiş... Site yetkilileri de “Niyetimiz asla hırsızlığa neden olmak değil, asla olmadı” diyorlarmış...

Türkiye'de de http://www.lutfenbenisoy.com diye bir site oluşturulur  mu, oluşturulmaz mı, bu site çok tıklanıp hit alır mı, almaz mı bilemem ama Türkiye'deki hırsızların böyle bir kamuya yararlı (!!!) sitenin mudavimlerinden olacağına inanırım işte... Hatta ücreti mukabil üyelik sistemi bile kurarlar...

Hatırlar mısınız, geçen yıl Anadolu Sigorta'nın reklam kuşaklarında dönen iki reklam filmi vardı...



Bu reklamlarda Köstebek Tahir ve Sincap Necmi adlı hırsızlar iki saatte 20 evi soyabileceklerini ballandıra ballandıra anlatıp, hem bizleri sinir ediyorlar, hem de durup durduk yerde bizi "Ya bizim ev de soyulursa" diye evhamlandırıyorlardı...

Eh durumlar böyle olunca, bu tür siteler hırsızlar için biçilmiş kaftan olur hani... Onlar da diledikleri twitterci ve diğer sosyal blogcuların evlerini rahatlıkla bu şekilde soyabilirler...


Bu arada aklıma gelmişken, ülkeyi ve milleti her türlü şekilde soyup soğana çevirenler de ne twitter'dan ne de diğer sosyal ağlardan takip etme gereğini duyuyorlar... Onların kocaman kocaman tele-kepçe kulak sistemleri zaten var... Dinliyorlar, gidiyorlar, alıyorlar babalar gibi... Kimseden "tık" ses yok... Herkes yusuf yusuf... Kime şikâyet edeceksin ki onları, Fizan'daki kadıya mı?.. Ha, Silivri'de tek katlı ve tek odalı villada bir ömür geçirmeyi göze alıyorsan, göz(t)ün de yiyorsa, git şikâyet et istersen...

İşte böyle sayın internet kullanıcıları...

Siz siz olun, bence bir an önce önleminizi alın, ne twitter'da ne de diğer sosyal ağlarda bülbül gibi şakıyarak evde olmadığınızı, evinizin boş olduğunu ve diğer gizli bilgilerinizi ne çaktırın, ne de paylaşın... 

Hem bu tür sitelere malzeme olmamış, hem de sosyalleşiyorum diye bilumum hırsız şürekasının kuklası olmamış olursunuz...

Ertan Yurderi

13 Şubat 2010 Cumartesi

Blog dünyası üzerine ...


İnsanoğlunun çevresinde ilk gördüğü şeyleri resmetmeye başlayıp bunları gelecek nesillere aktarma isteği hiç bitmedi, hiç de bitmeyecek...

Tarih öncesi devirlerden, günümüze gelene dek insanoğlu çeşitli araçlarla birbirleriyle iletişim yollarını aradı ve buldu da...

Günümüzde ise internet kullanan bireylerin bir bloga sahip olması ve günlük yaşantısıyla birlikte düşüncelerini bir bloga taşımasıyla dünya koca bir blog köyüne çevirilmiş durumda...

Fiziksel olarak bir araya gelme imkanı olmayan yüzlerce birey, ırk, din, dil ayrımı gözetmeden, sadece ortak paydalarda buluşarak, birbirleriyle etkileşim içine bu sayede giriyor...

Sahi öteden beri de istenilen, arzu edilen bir şey miydi bu?..


 

Bir birey hem kendisine açmış olduğu bir blog sayesinde her gün her dakika ne yaptığını bloguna dilediği şekilde taşıma imkanı buluyor hem de yazdıklarıyla ilgili görüş geri bildirimi alabiliyor... Bu geri bildirimler sayesinde de kendisini geliştirebiliyor...

İletişim uzmanlarının bu konuda bilimsel araştırma yapıp yapmadıklarını bilmiyorum ama kanımca bu bloglar sayesinde bireyler arasında her zamankinden daha yüksek düzeyde bir etkileşim söz konusu oluyor ...

Genelde bireyler fiziksel bir ortamda yüz yüze biraraya geldiklerinde birbirleriyle zor iletişim sağlarlar... Hemen kaynaşamaz, karşısındaki kişilerle kolay diyalog kuramazlar... Ancak beyaz cam ve klavye ardındaki bireyler karşılarında onlara gözlerini dikmiş insanların bulunmadığı bu ortam sayesinde daha kolay iletişim kurabiliyor, düşüncelerini daha açık bir şekilde ifade edebiliyor...

Elbette ki bu tüm iletişim sorunlarının çözülmesi anlamına gelir mi? Bence gelmez, gelmemeli de... Belki de iletişimin bu yeni formu nedeniyle bambaşka sorunların ortaya çıkmasına bile neden olabilir...

Kişisel BBS'lerle başlayıp, çeşitli chat programlarıyla devam eden insanların birbirleriyle iletişim-etkileşim yaratma ihtiyacı günümüzde facebook, twitter ve google buzz servis sağlayıcılar ile karşılanırken, bence bu konuyu iletişim uzmanlarının yanında bir de sosyologların, psikologların ve psikiyatristlerin incelemesi gerektiğini düşünüyorum...

Yukarıda sorumu şöyle değiştirerek sorayım isterseniz:

İnsanlar ve toplumlar arasındaki bu iletişimi ve etkileşimini öncelikle kim istiyor? Öteden beri istenilen ve arzu edilen bir şey miydi bu?

Bu konuda siz neler düşünüyorsunuz? Çok merak ediyorum doğrusu...

Ertan Yurderi

11 Şubat 2010 Perşembe

Google Buzz nedir, nasıl çalışır?


Google Buzz aslında FriendFeed ya da RSS tipi çalışan ve bunların tamamını gmail üzerinden yapan bir sistem.

Google Buzz için google mühendisleri, Google çatısı altındaki tüm yazılımları ve ileride düşündükleri eklentileri düşünerek, gmail üzerinden tek hesapla tüm işlemlerin yapılmasını hesaplıyorlar.

Google gmail ile ilk yüksek kapasiteli mail hesabını kullanıcılara sunarken, Hotmail ve Yahoo'nun kotalı mail hesaplarını bir çırpıda kendi lehine döndürmeyi başarmış hatta ilk zamanlar aşırı talep karşısında davetiye yolu ile mail hesaplarını dağıtmıştı.

Google Chrome
gibi çok hızlı ve yalnızca internet için dizayn edilmiş bir işletim sistemini duyuran ve hala üzerinde çalışan Google sanırım bir şekilde Google Buzz ile arasında bir bağlantı kuracak. 

İnternet piyasasında bu kadar dev var iken Google dahice fikirleri, yazılım gücü ile birleştiriyor ancak sosyal ağlar konusunda geri kaldığınıda ya da Orkut ile beklenen performansı yakalayamadığını düşünüyor.Bu yüzden 170 kayıtlı kullanıcısı bulunan gmail hesapları ile kullanıcı sayısı çığ gibi büyüyen Facebook karşısında Google Buzz'un marifetlerini göreceğiz.

Google kendi geliştirdiği servisleri tek tek devreye sokacak. Arama motorlarındaki uzak ara üstünlüğü göz önüne alndığında bu tecrube ve yazılım gücünü, Google Android'i Google Wawe, Google Chrome, Google Youtube kullanarak daha çok hayatımıza girecek, hayatımıza daha çok müdahale edip daha basit hale getirecek. 

Çünkü Google bu güne kadar geliştirdiği projelerle ve yaptığı işlerşe bu güveni ve yeterliliği defalarca kanıtladı.

Google arama motoruna aradığınız bir kelimeyi yanlış yazdığınızda sizi kibarca uyaran ve 'bunu mu demek istediniz' şeklinde uyaran Google hayranlığımız sürecek.

Şimdi sıra Gmail hesaplarında aktif olan Google Buzz'un marifetlerini keşfetmekte.

 



Google Buzz ve Facebook
 

Google Buzz ne yapar nasıl yapar Facebook ve Twiter'a rakip olur mu bilinmez ama Google mühendisleri boş durmuyor. 

Sosyal paylaşım sitelerinde geçirilen vaktin fazla oluşu ve her geçen gün yeni kullanıcıların çığ gibi artması üzerine Google bu alana el attı.

Daha önce Orkut deneyimi olan Google Facebook'ta kullanılan mail anahtarını, yine kendi hegomonyasında olan Gmail kullanıcıları üzerinden açarak bu alanda yarışa katılacak.

Google Buzz,
yola çıkarken insanların alışkanlıklarının kolay kolay değişmeyeceğini, Facebook üzerinde itici, çekilmez, katlanılamaz bir anormallik olmadığı sürece Facebook kullanıcılarını kendi tarafına çekemeyeceğini düşündü mü acaba?

Facebook kullanmındaki basitlik ve kolaylık en sıradan insanların bile kolayca işlem yapabilmesini sağlıyor.Google Buzz bu alanda kullanım rahatlığı sağlayacak mı bilinmez ama Google mühendislerinin bu alanda bol bol çalışması gerekmiştir.


Google Buzz, Google'ın e-posta servisi olan Gmail'in içine entegre edilen Buzz, kullanıcıların durum güncellemeleri yapmasını, içerik paylaşmasını ve arkadaşlarının gönderilerini okuyup yorumlamalarını sağlıyor.

Buzz, sayıları 170 milyona yaklaşan mevcut Gmail kullanıcılarından istifade etmeye çalışacak.



Google Buzz'ın özellikleri
 
Google'ın genel müdür yardımcısı Vic Gundotra, Google Buzz sayesinde Mahallenizdeki insanların ne söylediğini görebileceksiniz dedi.

Buzz'ın yeni özellikleri doğrudan Google'ın ücretsiz e-posta servisi Gmail'in içine yerleştirildi.

Burada kullanıcılar (buzz ya da vızıltı adı verilen) gizli ya da açık durum güncellemeleri yapabilecek, içeriklerini
Twitter, Youtube, Flickr ve Picasa gibi sitelerde paylaşabilecek.

Buzz simgesi ile işaretlenen mesajlar,  

Gmail'in içindeki gelen kutusu ile birleştirilecek.

Özel durum güncellemeleri, otomatik olarak kullanıcıların profil sayfalarına yansıyacak.

Açık durum güncellemelerine ise arama motorları yoluyla erişilebilecek.

Buzz, kişilerin "takip edilebilmesi" gibi özellikleri yönünden Twitter ve paylaşılan içeriği "beğenme" gibi özellikleri açısından Facebook'tan bazı unsurları içerecek.


 

Cep telefonundan konum bildirme

Yeni hizmet, kullanıcılarının paylaştığı ve sizin de hoşunuza gidebileceğini düşündüğü içeriği size tavsiye edecek.

Google, Buzz'ı harita servisi ve mobil platformlar ile de entegre hale getirdi.
Google logosunun gözbebeğine yansıması

Örneğin, Android işletim sistemini kullanan cep telefonları için mobil bir uygulama da kullanıcılara sunuluyor.

Cep telefonlarından yapılan durum güncellemelerinde, kullanıcıların bulunduğu yer de kaydedilerek mesaja eklenecek.

Diğer kullanıcılar da yakınlarında bulunan kişilerin kamuya açık mesajlarında arama yapabilecek.

Açık güncellemeler, restoran ve tiyatro değerlendirmelerinin de yer aldığı Google Places adlı işletme dizinine de eklenecek.

Buzz, cep telefonlarındaki Google Harita uygulaması ile de entegre edildi.
Orkut deneyimi

Google, aslında sosyal paylaşım işine ilk kez girmiyor.

Şirket 2004 yılında da Orkut adlı bir siteyi tanıtmıştı.

Adını Google çalışanı yaratıcısı Orkut Büyükkökten'den alan "Orkut" her ne kadar Brezilya ve Hindistan gibi ülkelerde çok tutulsa da geri kalan her yerde Facebook'un gölgesinde kalmıştı.

Google yakın zaman önce de Google Wave adlı bir hizmeti tanıtmıştı.

Google Wave, e-posta ile anında mesajlaşmayı birleştiren ve bir belge üzerinde birden fazla kişinin gerçek zamanlı olarak çalışabilmelerini sağlayan bir hizmet.

Facebook
şu anda dünyanın en popüler sosyal paylaşım sitesi.

Geçen hafta görünüm ve tasarımını değiştiren Facebook, bu değişiklikler yoluyla mesaj arama ve sohbet özelliklerini kolaylaştırmayı hedefliyor.
 

 

Google Buzz'ı gmailde deneyin
 

Google'nin yeni sosyal paylaşım çalışması buzz paylaşım için hazır ..siz de hemen başlayın..

Google facebook çılgınlığına son verecek yeni sosyal sitesi çalışmaya başladı. Hızlı paylaşımı vaad eden buzz , aynı zamanda özel ve genel paylaşımı ayırdıklarını twitter flickr blogger youtube gibi pek çok paylaşım sitesini de içine entegre edildiği belirtildi.

Siz de buzz'ı denemeye başlamak için tıklayın..


Not: Buzz'ı herkes için kullanıma sunma işlemi hala devam ediyor. Bu nedenle, henüz Gmail hesabınızda göremiyorsanız, kısa bir süre sonra tekrar kontrol edin.




Google Buzz nedir? nasıl kullanılır?
 
Google Buzz
adı verilen servis, Facebook'a rakip olacak mı, çok yakında göreceğiz

Google, sosyal paylaşım servisini sonunda duyurdu. Google Buzz adı verilen servis, Facebook'a rakip olacak mı, çok yakında göreceğiz. Bu videoda, Google Buzz'ı daha yakından tanıyacaksınız.

Facebook'un çığ gibi yükselişi devam ederken, internet devi Google, bu yükselişe daha fazla kayıtsız kalamadı ve yeni servisini duyurdu. Google Buzz adı verilen servis, Gmail üzerinden çalışıyor.

Google Buzz'a gitmek için buraya tıklayın.

Mesajınızı, fotoğrafınızı ve videolarınızı paylaşmayı mümkün kılan servis hakkında daha fazla bilgiyi aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.


NOT: Beni Google Buzz listenize dahil etmek için yurderi@gmail.com adresimle ekleyebilirsiniz...

Alıntı

10 Şubat 2010 Çarşamba

Twitter'daki yerinizi hemen alın...


Elbette sizlere bu saatten sonra twitter dersi verecek değilim. 
Ama bu twitter konusunu merak edenler için bir link vereyim. 
Orada detaylı açıklamalar var zaten...

http://shiftdelete.net/twitter-nedir-ne-ise-yarar-nasil-kullanilir-10080.html 

Veya Google'dan twitter hakkında yüzlerce açıklamalı site bulabilirsiniz...

Bu arada Türkiye Twitter adlı bir site var... 

http://www.twitterturkiye.com .. 

Bu sitenin en önemli başlıkları:

- Haberler
- Turkiye top 40
- Turkiye Firmaları
- Turk Ünlüler
- Global top 40
- Global firmalar
- Yabancı Ünlüler

 
Buradan istediğiniz kişiyi, twitter'a üye olduktan sonra siz de takip edebiliyorsunuz...

Ayrica http://www.twittertakip.com adlı kendinizi ekleme de yapabileceğiniz bir site daha var...

Bu sitede de oyuncular, müzik, yazarlar, çizerler, tv, radyo, spor, moda, fotoğraf, teknoloji, blog yazarları, yapımcılar, internet, web siteleri, eğlence ve yabancı ünlüler başlıkları var...

Bu sitedeki dilediğiniz başlığa kendinizi de çok kolaylıkla ekleyebiliyorsunuz...

Böylelikle, blogunuzu, kendinizi, sitenizi, bu siteye tanıtmış oluyorsunuz...
Sizi takip edenlerinizi ve okuyanlarınızı bir anda çoğaltıveriyorsunuz...
Böylece daha fazla çevre edinmiş oluyorsunuz...

Örneğin şu anda ben bu sitenin blog yazarları listesinde görünüyorum...

http://www.twittertakip.com/twitter/blog-yazarlari

Ayrıca beni twitter listenize eklemek isterseniz;  
http://twitter.com/kocayurek adresinden de ekleyebilirsiniz...

Listemde günlük blog yazılarımı, düşüncelerimi, her türlü konudaki serzenişlerimi vs.. vs.. vs.. beni takip edenlerle anında paylaşabiliyorum...

Şayet facebook 'lu yaşamdan sonra twitter'li yaşama daha adım atmamışsanız, siz de en kısa zamanda adımınızı atın, çevrenizi genişletin...

Ayrıca çok yakında Google, BUZZ adlı servisini devreye sokacak... 
Ona da şimdiden hazırlık yapın... Gmail'den kendinize mail adresi alın...

Google Buzz'u da izleyip göreceğiz... Hem facebook 'un hem de Twitter'in papucunu dama atabilecek mi?
 
Bu konudaki yazılmış makaleyi de;

http://shiftdelete.net/google-buzz-nedir-nasil-kullanilir-18178.html linkinden okuyabilirsiniz...

Herkese sevgi ve saygılar...

Ertan Yurderi (kocayurek)
 
http://twitter.com/kocayurek

2 Şubat 2010 Salı

Twitter & Catwitter



Ne zaman tivıtır başına geçsem, evin kuyruklu oğlusu Şanslı yanıma geliyor, "Ben de izleyebilir miyim seni babişko" diyordu...

İlk önceleri pek anlam veremiyordum tabii ki bu düşüncelerine... Yanımdan ayrılmak istememesinin sebebini, benimle birlikte olmak istemesine bağlıyordum...

Sonra sonra durumu çaktım elbette...

Evdeki aile sohbet ortamlarında tivitırı hane halkına anlatırken, "kuş", "cıvıltı", "cıvıldamak" gibi şeyler anlatılırken, meğersem benim anlattıklarıma "kulak kabartan" evin kuyruklu oğlusu, işi çakozlamış...

Hani işin içinde "kuş" ve "cik cik cik" öğeleri olduğundan, "Şunları bir izleyeyim, belki komşuda pişer, bana da düşer" diye düşünmeye başlamış...

Başlamış için için beni izlemeye... Hatta işi iyice abartıp, ekran karşısında da beklemeye bu yüzden başlamış...

İşi kısa zamanda çözdüm tabii ki...

Ama gel gelelim bunu evin kuyrulu oğlusu Şanslı'ya anlatamadım...

"- Oğlum bunlar kuş değil, insan... Bak cıvıl cıvıl yazı yazıyorlar... Sana gelmez, 'her insanın eti yenmez" dedimse de dinletemedim gitti...

- Hayır babişko, onlar tweety kuş ve benim canım 'whiskas' mama değil, 'kuş eti' yemek istiyor...

"- İyi ama boşuna 'mıkırık mıkırık' diye bağırma, onlar seni duymazlar, isteklerini anlamazlar..."

"- Hadi hadi babişko, sen işine bak, ben seni izleyeceğim..."

Başladı beni izlemeye... İşi abarttıkça abartıyor tabii ki de...


Bilgisayar değiştiriyor, diğer bilgisayara geçiyorum... Yine başımda...

"- Bak gördüm mü, @......... sana bir şey yazdı... Onu yiyim mi..."
"- Oğlum o insan, sana anlatamadım galiba..."

"- Ba ba, ba... Gördüm mü, ......... o da bir şeyler yazıyor, onu da yiyim mi..."
"- Oğlum onlar da insan, yeter artık..."

"-  Babişko ya, bana doğruları anlat... Onlar gerçek 'kuş' değil mi?"
"- Hayırrrrr!... Yetti artık Şanslı sen git, bak 'Aşk-ı Memnu' başlamış, onu izle..."
"- Tamam tamam babişko, ben hiç konuşmayacağım, sadece izleyeceğim, söz..."

Tabii ki dayanamıyor, yine başlıyor bu sefer catweet'lemeye...

"- Mıkırık, mıkırık, mıkırık... Mouwww... Mıkırık, mıkırık..."
"- Yeter artık Şanslı, çeneni kapa..."

"- What's up meeennnnn?"
"- Başlarım senin what's up'ına da, catwitine de, babişkona da, yeter artık ulan, sus, çeneni kapa, milletin yazdıklarını okuyamıyorum, okusam da senin yüzünden anlayamıyorum..."
"- Tamam sustum babişko..."

Bu muhabbet her gün böyle gidiyor...
Evin kuyruklu oğlusuna tivitırdakilerin "kuş" olmadığına bir türlü ikna edemiyorum...

Bir an önce programcıların catwitter programını hazırlamalarını ve piyasaya sürmelerini dört gözle bekliyorum... Bekliyorum ki, Şanslı yakamı, paçamı ve beni rahat bıraksın...

Siz siz olun, evdeki kedinize sakın tivitırdan bahsetmeyin... Bırakın o sizi MSN'de veya feysbuk'ta yazışıyor bilsin...

"- Babişko no'lur bir kerecik, azıcık ısırsam şunları..."
"- Oğlum yazı burada bitti... Hadi sen git tavuklu whiskas'ına takıl ve sonra da zıbar yat, beni rahat bırak..."

- Mouwww, mouwww, @?/%*\~@@@uwwwww!...
"- Vay kedioğlu kedi!.. Bana küfür ha!.. Ben de senin ebeni ...."

Ertan Yurderi & Şanslı 

30 Ocak 2010 Cumartesi

Twitter Gazino'sunda #sanalfasil


Herkes işten çıkmış, sıcak evine gelmiş, bilgisayar karşısında PTT (pijama, terlik, twitter) vaziyette...

Rakı ve içecekler, soğuk mezeler, salatalar, ara sıcaklar, balık ızgaralar ve kebaplar, tatlılar daha önceden hazırlanmış...

Çilingir sofrası ortaya kurulmuş... Tabii ki bu sofra mekânsız ve yanlız çekilmez...

Sıra gelmiş mekâna... Mekan ise hemen hazırlanmış... Beyaz soğuk beyaz cam ardı "Twitter Gazinosu'nda #sanalfasil"a böyle başlanmış...

Efendim kimler yokmuş ki orada... "Her telden ve her dem"den insanlar varmış...
Onlarcası ve hatta yüzlercesi başlamışlar birbirlerini en güzel müzik ve meze eşliğinde ağırlamaya...

Bir muhabbet ki sorma gitsin... Alınan hafif alkolun tesiriyle başlamışlar cıvıl cıvıl cıvıldamaya...

Kimi Heybeli'de mehtaba çıkmış, kimi Aşiyan Yolları'ndan sana seslensem duyarmısın demiş, kimi Çamlıca yolunda aşığım yanımda ne yaparsam yaparım ona orada muhabbetine dalmış...

Kimi akşam oldu hüzünlendim ben yineyi mırıldanmış, kimi her yer karanlık ulan kim söndürdü bu ışıkları Makber mi acaba demiş...

Kimi bir ihtimal daha var, o da feysbuk'a gitmek mi demiş, kimi nasıl geçti habersiz o MSN günlerim diye düşünmeye başlamış...

Kimi huysuz ve tatlı kadını ararken kadeh izlerinde, kimi de meze tabağında yeni biten balığın ardından sevemez kimse seni, benim sevdiğim kadara takılıp kalmış hüzünlenerek...

Sonra eski dostlarrrrr, eski dostlaarrrrr muhabbetine geçilmiş...

Fizy.com'dan istekler gırla giderken, yan masalardan gönderiler gelmeye başlamış.. Meze tabakları, büyük rakılar, yanar döner meyve tabakları... Mis gibi beyaz peynir ve kavun tabakları... Ve daha nicesi...

"Doğuştan rakıcıyım, tivittırın hastasıyım" diyerek sarılmalarla birlikte "öpüjeemmmm abiii" muhabbetleri başlamış...

Ortaya birkaç dansöz çıkıp oynamaya başlayınca da dolarlar, sterlinler, eurolar ortaya saçılmaya başlamış... Türk lirası ise yere atılmaz denilerek değeri korunmuş...

O sırada ortalıklarda gezen böyle özel günlerin ablaları da başlamışlar "a be abicim, al bir gül bu güzel ablama" demeye... Kafa kıyak tabii abimde, bir liralık güle sarfetmiş 10 te-le...

İşte böyle sürüp gitmiş Twitter Gazino'sunda bir #sanalfasil muhabbeti... Sonunda herkes küfelik bir halde yatak odalarına çekilmişler...

Onlar sanal da olsa mutlu olmuşlar, eğlenmişler, eğlendirmişler saatlerce gönüllerini...
Bize de bunları gözlemlemek ve yazmak kalmış...

Yıllar öncesi İstanbul'unun Çakıl, Gar, Maksim gazinosunun yerini, pijama terlik tivıtır #sanalfasilı bu şekilde almış...

Ertan Yurderi

Twitter, sansürlenebilir mi?



Tivitır tamamen sansürsüz bir mikro blog sitesi olma özelliğini ve popülerliğini tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sürdürüyor...

Tivitır'ın özel yaşamın mahremiyetine bu kadar sınırsızca dalıp girmesinden sonra Türkiye'de sansürlenmesi şimdilik pek mümkün görünmese de, günün birinde tıpkı feysbuk kullanıcılarının başına gelenler gibi şeyler tivitır kullanıcılarının da başına geldiğinde sansürlenme yoluna gidilir mi, gidilmez mi işte orasını bilemem...

Bu "sansürleme" işinin garantisi yok çünki... Günün birinde ekranlarımızda "Bu siteye erişim mahkeme kararı ile engellenmiştir" yazısı görürsek hiç şaşmayalım...

Çünkü, daha şimdiden kamuoyunda popülerliği ile tanınan birçok sanatçı, gazeteci ve diğer ünlüler, adlarına açılan tivitır üyeliklerinde "ortaya karışık" yazılanlar yüzünden seslerini çıkartmaya başladılar bile... Bunu gazete köşelerindeki yazılarında ve TV ekranlarında "Ben feysbuk kullanmıyorum, tivitır ise hiç mi hiç kullanmıyorum" diyenlerin sayısı giderek artıyor haklı olarak...

Bizim millet çok mu saf, yoksa çok mu uyanık anlayabilmiş değilim... Veya neden böyle başkasının kimliğine bürünüp başkalarını aldatma yoluna gidiyorlar, onu da çözebilmiş değilim...

Bakın, Çin ve İran’da kısmen de olsa hem feysbuk hem de tivitır sansürleniyormuş…

İnsanların birbirleriyle fikir alışverişinde bulunmalarına, sosyalleşmelerine ve paylaşımlarına bu tür rejimlerin yöneticilerinde tahammül yok anlaşılan...

Çin'in ve İran'ın kısmi yasaklama getirmesinden sonra tivitır sitesinin kurucusu ve CEO'su Evan Williams, Dünya Ekonomi Forumu'nda yaptığı açıklamada sansüre tamamen karşı olduğunu söylemiş... Çin'de ve İran'da uygulanan bu kısmi sansürden rahatsız olduklarını ve kısa süre içerisinde bu sorunu ortadan kaldırmak istediklerini de sözlerine eklemiş...

Tabii bu konuda ne kadar başarılı olur, olmaz, orasını ben bilemem de, benim ülkemde doğru dürüst tivitır kullanmama yüzünden yasaklanma getirilirse işte o zaman üzülürüm...

Çünki her şeyin suyunu çıkarmaya müsait bir millet olduğumuz için önce feysbuk'un sonra tivitırın da suyunu çıkarmayı elbirliğiyle becermeye aday gibi görünüyoruz...

Şayet günün birinde tivitır konusunda kafası bozulan bir kişi yukarıda saydığım haklı sebeplerden dolayı dava açmaya kalkarsa... O zaman 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da belirtilen suçlar kapsamında verilen erişimin engellenmesi kararı alınır... Kararı veren hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından gereği yapılmak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na gönderir ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nca bu kapatılma işlemi yerine getirilir...

Neyse ben fazla şom ağızlılık yapmayayım... İnşallah bu tür şeyler olmaz ve site kapatmaları ülkemizde artık hiç yaşanmaz...

Ama yine de bu satırları okuyanlara şu soruyu sorayım ve bu konudaki fikirlerinizi alayım...

Günün birinde tivitır, Türkiye'de de sansüre maruz kalsa, bunun mantıklı bir açıklaması olur muydu sizce?..

Ertan Yurderi