TV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2010 Çarşamba

Kendini Maliye Sanan TRT


Sizi bilmem ama ben, eve gelen elektrik, su, doğalgaz, telefon ve adsl faturalarını sürekli incelerim... Hem de en ince ayrıntısına kadar...
Kafama takılan, her ay gelen bu faturalardaki ufak tefek değişikliklerdir. Bu kadar da olmaz dedirten o kadar çok birim fiyat oynamaları, paylar, bedeller, şunlar bunlar vardır ki bu faturalarda. Kafanız karışır, işin içinden çıkamazsınız...

Sizin için büyük görünmese de, her ayki bu ufak değişikliklerden cebinizden ufak ufak paralarınız tırıklanır, ruhunuz bile duymaz...

Bu tırıklanan göze çarpmayan ufak paralar, bir bakmışsınız başkaları için güzel bir kâr elde etme aracı haline gelmiş... Bu paralar uğruna hizmetinizi aldığınız kurumlarda ne savaşlar veriliyor haberiniz bile yoktur...

Elektrik faturalarındaki bu tür ufak tefek değişikliğe denk geldiğim zamanlarda, "Heh tamam şimdi yeni bir vergi, pay, bedel" konmuş diye söylenip dururum...

Sonunda baktım bu böyle olmayacak, elektrik faturalarımı sıkı takibe aldım. Bedaş'tan internet üzerinden mail yoluyla e-fatura talebinde bulundum... Böylelikle eve gelen faturayla da karşılaştırma olanağım olacaktı...

Ancak bu sefer de internet üzerinden gelen e-fatura ile, gerçek fatura üzerinde okuduğum açıklama bölümleri tamamen birbirinden farklıydı. Gerçi gelen gerçek faturanın en sonundaki rakam beni ilgilendiriyordu, bir aylık harcamanın tutarı orada yazıyordu ve belliydi, onu ödeyecektim ama ... Olsun, internet üzerinden gelen e-fatura ile gerçek fatura arasındaki bu açıklama bölümleri sonuçta birbirinden neden farklı olsundu...

Bu konuda Bedaş yetkililerine e-mail attım, ancak bugüne kadar geriye dönen olmadı...

Gözüme çarpan diğer bir konu da elektrik faturamdan TRT payı olarak alınan rakam. Bu rakam her ay elektrik harcama miktarıma göre farklı oluyor. Eskiden bu pay oranı yüzde 3.5'tu. Şimdi yüzde 2'ye düştü ancak benim harcama miktarıma göre yine her ay bu oran değişiyor. Bir de üstelik tüm bu fiyatlar üzerinden KDV de alınınca TRT payının oranı yine artıyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu denilecek bir konu yani...

Geçtiğimiz sene Kasım ayında Meclis'te enerji fiyatlarının pahalı oluşu ve bu pahalılığın nedenlerinden biri olduğu iddia edilen TRT'nin elektrik faturalarından aldığı payın kaldırılmasıyla ilgili tartışmalar olmuştu hatırlarmısınız bilmem... Bu konuda bugüne kadar herhangi bir sonuç alınamadığı gibi bir de TRT'nin her türlü alıcı cihazdan yeniden bandrol alacağı da duyurulmuştu... Bu da o zamanlar büyük tepki almıştı...

Şimdilik TRT bandrol tepkisinin önüne bir süre set çekilmiş olsa da işin aslı ise bambaşka... TRT’nin bandrol vergisinden vazgeçememesinin sırrı rakamlarda saklı çünki... 

TRT’nin elektrik faturalarından katkı payı olarak elde ettiği gelir; 373 milyon TL. Reklam gelirlerine bakıldığında ise TRT 40 milyon TL gelir elde ediyor… 


Bandrollerden elde edilen gelir ise 287 milyon TL. Yani, TRT elektrik faturalarındaki katkı payı dahil toplam 660 milyon TL gelir elde ediyor… 

İyi para gerçekten...


TRT şimdi de 2010 bütçesinden yeni uygulamayla yalnız bandrollerden 400 milyon TL gelir elde edeceğini hesaplıyormuş... Bu da mevcut bandrol gelirinde yüzde 41 artış anlamına geliyor tabiki de…

Bu kurumun nasıl keyfi yerinde olmasın... İşler ve gelirler keka çünki...
Ancak benim zevkime hiç hitap etmeyen programlar ve yanlı haberler yayınlayan TRT'nin yayın yaptığı kanalları uzun yıllardır seyretmiyorum... Gerek Kablolu TV'deki, gerekse uydudaki tüm yayın kanallarını da sildim...

Bugünlerde gazetelerden ve internet sitelerinden duyduğuma göre TRT, tamamen AKP hükümetinin özel TV kanalı gibi çalışıyormuş... Bir bakıma T(a)R(af)T(v) !!!! olmuş... Ramazan-Borazan misali...

İyi ki de seyretmiyorum ... İyi ki de kablolu yayından ve uydudan çıkartmışım... Hiç olmazsa yıllardır bizlerden toplanan paralarla yapılan TV yayınının nasıl bozulduğunu görmüyor, sinir de olmuyorum...

Bu yüzden seyretmediğim ve benim isteğim dışında elektrik faturalarımdan kesilen TRT Katkı Payı'mı da geri istiyorum TRT Kurumu'ndan...

Paramı geri verirler mi vermezler mi orasını bilemem...

Bu akşam seyrettiğim bir TV kanalındaki haberde, "Balyoz Harekat Planı" soruşturması kapsamında emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın evine arama yapılacağı haberini henüz arama başlamadan iki saat önce duyuran TRT haberini görünce, TRT konusundaki düşüncelerimde ne kadar haklı olduğumu bir kez daha anladım... Böyle bir konuyu da sizlerle paylaşmak istedim...

Neyse konu dağılmasın... Bundan böyle sizler de benim gibi her ay gelen elektrik faturalarınızı inceleyin, elektrik saatlerinizle karşılaştırın ve alınan bilumum vergiler gibi TRT Katkı paylarını da kontrol edin, bakalım sizler neler bulacaksınız o faturalarınızın içinde...

Haa bir de bundan böyle satın alacağınız cep telefonu, ışıldak, saat, kulaklık, fotoğraf makinesi, adımsayar, kalem, banyo sistemleri, navigasyon cihazları, koşu bandı, buzdolabı, internet radyo cihazı, DVD-VCD player, set-up box cihazı, FM ya da TV tunner kartı, MP3/MP4 çalar, uydu alıcısı, ev sinema sistemleri ile evinizde duşta dinlediğiniz radyoya kadar TRT’ye bandrol parası da ödemeniz gerekiyor, bilesiniz.


TRT'nin meraklıları ve müdavimleri için söylüyorum... Hadi iyisiniz, iyi... 

Bu paralar size T(a)R(af)T(v) olarak kaliteli programlarla geriye dönecek. Artık TV'nin başında çakılır kalır, hiç kalkamaz, bol bol seyredip, kabız fikirli olursunuz inşallah...

Ertan Yurderi

9 Mart 2007 Cuma

Takiyye-(yi)-Rütük Yasası



Dün akşamki nevaleyi umumiyeyi biraz fazla kaçırmışım... TV karşısında öyle uzunca otururken, elimdeki TV kumandasıyla kablolu TV'de turlarken, kanalların birinde uyuya kalmışım... Ne güzel olur ama böyle keyif yaparken uyuya kalmak değil mi?..


Yarı açık, yarı kapalı gözlerim uykuya meylerken, World Fashion TV'de Paris Bahar Moda Haftası'nı seyrediyordum... Sonra astrale geçmiş, hayal alemine dalmışım... Tam rüyamda o Fashion TV hurileriyle halvet edip cilveleşirken, efendim karasakallı ecinliler gelip o müthiş rüyamın içine etmesinler mi...

Oturttular beni bir koltuğa ve kendi fetvaları altına aldıkları TV'leri teker teker izlettirmeye başladılar. Bu arada da zaman zaman telkinlerde bulunup, elime bir de kağıt kalem verdiler. Hadi bakalım yaz yasamızı dediler...

Efkar-ı Umumiye'ye arz edeceksin bunları, etmezsen öyle bir çarparız ki, bir de yer çarpar dediler. Oturup ben de yazdım n'yapayım...

* Her gün mesaiye boy abdesti alınmış şekilde, temiz çorap, beyaz gömlek ve ütülü pantolon giyilip gelinecek... Sabah mesaiye başlamadan önce 2 rekat eda edilecek, sonra terlikler giyilip mesaiye başlanacak... Öğle, ikindi vakitleri takunya giymek ve ibrik taşımak serbesttir...

* TV'ler açılmadan önce içimizdeki şeytanı kontrol altına almak üzere, 3 kulluvallahu bir elham okunacak. TV'ler büyük bir huşu içinde seyre dalınacak...

* Dini konuların haricindeki konularla ilgilenen sabah kadın programları izlenecek. Mini etek giyerek program sunan hatunlar beberuhi bir vaziyette izlenerek bu kanallar hakkında yayını durdurma kararları çıkartılacak...

* Bilimsellik, akılcılık ve toplumsal duyarlılık sınırı aşılmış programlar kesinlikle yayından kaldırılacaktır. Bunların yerine bol bol hurafecilik konuları işlenecek...

* Haber ve yorumlarda kullanılan terminoloji özenle takip edilecek... Haber değeri tartışmalı ve nadiren görülen bir olay toplumun genel davranışlarına uyarlı ve tüm inananları üzecek veya rencide edecek şekilde verilmezse bu tür yayınlara ceza kesilecek...

* Yayıncılar günde en az 5 vakit dini içerikli programlar yayınlamadığı takdirde uyarılacak.

* Toplumun genel yapısı, örgüsü, anlayış ve kabullerine uygun ve toplum beklentileriyle paralel dini haber, yorum ve programları iki gün üstüste gerektiği ölçüde vermeyenlere 1 gün kapama cezası verilecek...

* Dini konular, sansasyonel bir biçimde ele alınmamalı, bilgisiz ve duygusal insanların kışkırtılmamasına özen gösterilmelidir. Bu ilkeye uymayanlara 10 gün kapatma cezası verilebilir.

* Gerçek hayatta var olan ve yayın yoluyla evlerimize kadar girerek birey ve toplum sağlığımızı olumsuz etkileyen aşırı şiddet içeren söz ve görüntüler, intiharlar, ölüm ve öldürme aksiyonları izleyicilerde büyük üzüntüler doğuracak şekilde verilecek, bu tür olayları vermeyen TV'lere cezai uygulama getirilecek...

* Duygusal anlamda çöküntüye neden olan, geçmişte yaşanan irticai terör olaylarının yeni yaşanıyor gibi sık tekrarlar ile verilmesi insanlarda korkuya yol açtığı için bu tür haberler yayınlayan TV'lere 1 ay kapatma cezası verilecek...

* Gerçek anlamda aydınlanma ihtiyacı içerisinde olan halkın kafasının karıştırılması için program hazırlamayan, buna ekranlarında yer vermeyen yöneticiler hakkında tazminat davaları açılacak.

* Kaynağı ve amacı ne olursa olsun, gerçeklerden uzak, amaçsız, dayanaksız ve "hurafe" niteliğindeki olgulara yer vermeyen TV'ler süresiz kapatılacak...

* İnfial yaratacak ölçüde (türbelerde kesik baş, kesik kol gibi), özellikle çocukların etkileneceği sansasyonel haber programlarına yer vermeyen TV'lerin Haber Müdürleri'ne ihtar verilecek...



Derken, hani bilirsiniz arada sırada size de olmuştur belki... Uykuya yatıverdiğim koltuktan doğrulmak istiyorum, kalkmak istiyorum lakin bir türlü kalkamıyorum... Rüyamdaki karasakallı dede, "Şayet bunları yazmazsan cennete gidemezsin bre yezid, bre kafir" derken, birden bire uykumdan uyandım... 

Gördüğüm rüya mıydı, yoksa gerçek hayattamıydım o an için farkına varamadığımdan, TV kumandasının tuşlarına acele ile basmaya devam ettim... Oh çok şükür, bu dünyadaydım ve karşıma National Geographic çıktı, orada da "timsahların gözyaşları"nı gösteriyorlardı... Gerçek dünyada olduğum için, bu timsahın gözyaşlarına, gözyaşlarımı iliştiriverdim...

Tüm gördüklerim ve yazdıklarımın hepsi hayal ürünüydü... Zaten bunları yazan da ben değildim, bir yazdıran vardı... Peki kimdi bunları kafama fısıldayan? Yoksa o kara sakallı, kara cüppeli dedeler miydi?

Yok yok, buna sebep olanı buldum... 

Bir daha akşam yemeğinde ıspanaklı börek üzerine, kurufasulyeli pilavı yemeyeceğim...

Ertan Yurderi