19 Mart 2020 Perşembe

Didim’de Covid-19’lu güncel steril yaşam

Malum Didim’de yaşayan emeklilerdeniz, emekli maaşını alacağımız günü dörtgözle bekleriz… Bundan önceki aylarda, zamanı gelince sessizce bankamıza gider, paramızı çeker, ödemelerimizi yapar, rahatlamış bir şekilde eve dönerdik…
Bugün durum biraz farklıydı… Malum 60 yaşını aşmış bir vatandaş olduğumuz için bugün tüm tedbirlerimi alıp dışarıya çıktım… Yanıma minik kolonya şişemi, maskemi aldım. Arabama binip ilk önce maaş aldığım bankaya gittim. ATM’nin önü boştu. Banka önünde de bekleyen bir iki müşteri vardı. Maskemi takıp arabadan inip ATM’nin önüne gittim. İyi ki maskemi takmışım. Tam ben ATM’den işlem yaparken yanıma gençten biri geldi. Yaz günü gibi giyinmişti… Ve kısa kısa aralıklarla öksürüyordu… ATM’deki işlemimi nasıl hızla yaptığımı anlatamam… Paramı çekip, arabama hızla gittim, yanımdaki kolonya şişesiyle hemen ellerimi sterilize ettim…

Sonraki durağım bir başka bankaydı… O tarafa doğru yola çıktığımda her tarafın sessizliğine sadece tek tük geçen araba ve insanlar eşlik ediyordu… O bankanın önünde de içeriye girmek için sıraya giren bir iki kişi duruyordu. İçerdeki bir müşterinin eşi de dışarıda banka kapısından ve ATM’lerden epey uzakta duruyordu. Belli ki o da kendini koruma altına almıştı… Dikkatimi çeken yine şu oldu… Banka önünde bekleyen bir bayanın elinde kağıt mendil, burnu kıpkırmızı sürekli burnunu mendille siliyordu. Belli ki rahatsızdı. Yüzünde ne maskesi vardı, ne de başka bir önlemi… Hemen ATM’den işimi halledip oradan hızla uzaklaşıp arabamın yanına gittim, yanımdaki kolonya şişesiyle hemen ellerimi sterilize edip, başka bir yere doğru oradan uzaklaştım…
Daha sonra gittiğim yer Didim ASKİ idi… Malum kart okutmalı su sayacı kullanıyoruz. Her ay kontür yükletmek zorundayız… Maskemi hiç çıkarmadan arabamdan inip gişelerin olduğu yere doğru yürürken, dışarıda oturan bir bayan benim maskeli halime alaycı bir gülümsemeyle bakıyordu… Onun da ellerinde lastik eldiven vardı. Bir elinde de sigarası vardı, belli ki kendine sigara molası veren bir ASKİ çalışanıydı… İçeriye girdim… Benden başka maske takana rastlamadım içeride… Gişe arkasında işlem yapan ASKİ çalışanlarının hiçbirinde de maske yoktu, sadece ellerinde lastik eldivenleri vardı. Paramı verdim, kontürümü yükletip, dışarıya çıktım… Yanımdaki kolonyayla hemen ellerimi sterilize ettim…
ASKİ’den sonraki gideceğim yer Ege Et’ti… İçeriye girdiğimde sadece kasiyerin yüzünde maske vardı, tam ne güzel sevindim şu maske işine diyecekken, etlerin başında et kesen, kıyma çekenlerin sadece ellerinde eldiven olduğunu görünce biraz canım sıkıldı… Onların da aslında yüzlerinde maske olması gerekiyordu bana göre… Neyse istediğim etten kıymamı çektirip, kasaya gittim, paramı verip, dışarıya çıkar çıkmaz yine yanımdaki kolonya şişem ile ellerimi sterilize ettim…
Eve doğru yolculuk sırasında evdeki içme suyumun azaldığını hatırlayınca yolum evimin yakınındaki markete düştü… Markete girdiğimde markette hiç kimse yoktu… Hemen suyumu alıp, paramı ödeyip, arabamın başına döndüm… Markette çalışan görevlinin de ne yüzünde maske, ne de elinde eldiven vardı… Arabama binmeden önce yine kolonya duşuyla ellerimi sterilize ettim…
Artık son durak olan eve nihayet gelebilmiştim… Apartmanımızın dış kapısı kapalıydı… Elim dolu olduğu için zile basmam gerekiyordu. Zar zor işaret parmağımının en az kullanılan dış kısmıyla zili çaldım, kapı açıldı, dış kapıyı dirseğimle itip kapattım. Eve girdim. Hemen banyoya gidip ellerimi bol sabunlu su ile yıkayıp, ev kıyafetlerimi giyip, evdeki yaşantıma geçtim…
Yazdıklarımından anlamışsınızdır… Hiç kimse uyarılara maalesef kulak asmıyor. Ne maske takıyor, ne de ellerine steril eldiven giyor. Ne de yanında steril malzemeyle ellerini sterilize etmiyor… Bu hastalık bulaşmaz mı? Bu hastalık yayılmaz mı? Bu dışarıya çıkan kişiler hiç mi TV’leri seyretmiyor? Alacakları önlemleri hiç mi bilmiyorlar?
Kısacası; Siz ne kadar önlem alırsanız alın, dışarıya çıktığınızda bulaşmama riski için çok uğraş vereceksiniz… Umarım şu süreç bir an önce geçer ve bizler de normal yaşantımıza döneriz… Yoksa insanımızın bu umursamız durumu yüzünden biz de istemeden de olsa enfekte olacağız ne yazık ki…

An İtibariyle Didim Gerçeği

Büyükşehirlerden Didim’e kaçış var sanırım. Didim’in en işlek caddesi üzerinde oturuyoruz. Araba plakalarının çoğunluğuna baktığımızda başta Ankara olmak üzere Eskişehir, İstanbul, Çorum vs. gibi plakaların çoğaldığını görüyoruz.
Buraya kaçıp gelenlere şunu söylemek istiyorum.
Hastanemizin kapasitesi kış zamanlarında bile yetersiz yaz aylarında yaşamış olduğumuz kalabalığı biliyor olmanız lazım.
Burası kış aylarında 85 bin nüfusu bile kaldıramıyor. Yaz aylarındaki gibi sayımız 500 bini ya da bayram zamanları gibi 1 milyonu aşarsa olası bir salgın olasılığında hareket edemez durumda kalabiliriz… Kilitleniriz. Ne gıda bulabilir, ne de sağlık hizmeti alabiliriz…
Bunları bilin ve öyle gelin buralara… Büyükşehirlerde her olanağa sahip olabilirsiniz, ancak buradaki kısıtlı olanakları gözönünde bulundurun… Hem kendinizi hem de burada kısıtlı imkanlarla yaşam mücadelesi verenleri zor duruma sokmayın…
Buraya gelip aramızda olup da bu satırları yazıyorum diye kızanlar olursa, lütfen bana kızmasınlar. Didim gerçeği ne yazık ki böyle…

27 Kasım 2019 Çarşamba

Kedisel taktikler ...

 




Malum; havalar soğudu... Yaz mevsimi gibi pencere ve balkon kapımızı her zaman açmıyoruz artık. Yaz ayında balkondan içeriye hiç girmek istemeyen Fırıldak, bu durum için yeni bir strateji geliştirdi. Balkon kapısını açtıracağı zaman boynuma sarılıp öpücük vererek beni her defasında kandırmayı başarıyor... 

Eeeee kızçe Makbule de geri kalır mı babişko sevgisinden? Kalmıyor elbet. Fırıldak abisi kucağımdan iner inmez yerini o alıyor. O balkon malkon istemiyor. Tek derdi babasına sarılıp uyumak...

Annemize düşen görev de bizim bu aşkımızı fotoğraflamak... ❤

14 Kasım 2019 Perşembe

1975 yılından bir TBT

 


Yıl 1975... Yaşım 16. Hacı Murat arabaları o senelerde çok revaçta... Eh böyle bir araba bulmuşken gençliğin verdiği hevesle hava atmamak olmaz... 😊 Saçlar o senelerde de uzun, tıpkı ispanyol paçalı pantolonum gibi... 😂

#tbt

30 Mart 2019 Cumartesi

Herkes gibi 15 dakikalığına nasıl ünlü oldum!..

 


HERKES GİBİ 15 DAKİKALIĞINA NASIL ÜNLÜ OLDUM ... 😃
Pop Art'ın önemli temsilcilerinden Andy Warhol bu sözü ne zaman, nerede söylemiş bilmem ama, onun da dediği gibi “herkes” bir gün bir yerde “ünlü !!!” olabiliyormuş… 😃
Geçenlerde eşimle birlikte 3.5 ayda verdiğim 18 kilo üzerine ödül olarak Bodrum-Söke arasındaki Köfteci Yusuf’a gittik… Köftelerimizi söyledik… Ben önümdeki köfte-piyaza gömülmüşken bir ara piyazın soğanı biraz acı gelmiş olacak ki burnumun aktığını fark ettim… Elimle burnumu kontrol ettikten sonra, önümdeki peçeteyle de çaktırmadan burnumu siliverdim…
Bu sırada yan masada oturan daha sonradan Amerikalı olduğunu anladığımız ailenin küçük kızının yanıma küçük bir kağıtla birlikte gelip “Jack Uncle, are you signing, please?” türünden sözcük sarfetmesiyle afalladım birden…
O sırada köfteyle mi ilgileneyim, kızla mı ilgileneyim şaşırmıştım… Kızcağız Jack diyordu, ben “Çak” anlıyordum… O “signing” diyordu, ben de onu “sing” olarak algılayarak “şarkı mı söyleyeceğim, bana istek falan mı getirdi, ne alâkâ” falan diye düşünürken, kıza elimle “çak” yaparak, usulca başını okşadım. Memnuniyetsiz bir yüz ifadesiyle ailesinin yanına döndü. Ellerini göğüs hizasında bağlayıp, dudak büküp, somurtup oturdu, gözleri ağlamaklıydı…
Bu arada küçük kızın babası ve annesi yerinden kalktı, masamızın yanına kadar gelerek, yarım yamalak Türkçe’leriyle küçük kızlarının beni az önce hayranı olduğu “Jack Nicholson”a benzettiğini, kızlarına hayranı olduğu sanatçı olmadığıma ikna edemediklerini, onun imza istemek için bu yüzden yanıma geldiğini anlatınca durumu kavradım…
Eh küçük kızın bu isteğini ve hevesini kıramazdım tabii ki… Yanına gittim, uzattığı kağıdı aldım, güzel bir “Jack” imzası atıp bir de bu fotoğrafı kendisine hatıra olarak bıraktım…
Yerime otururken “Ah ulan soğan sen nelere kadirsin” diyordum eşime… Beni birkaç dakikalığına da olsa meşhur etti ya diye de gülüşüyorduk…
Bu sırada “kalk, kalk, kalk” sesleriyle uyanıverdim uykumdan… Eşim başıma dikilmiş, sabah kahvaltısına çağırıyormuş beni meğersem… Onun “kalk” deyişini ben “Jack” diye algılıyormuşum uykumda… Her şey bir rüyaymış… Rüyada da olsa “15 dakikalığına ben de meşhur oldum” ya… Varsın rüyada olsun… Belki bir gün gerçek olur, bu belli mi olur… Hani ne demiş büyüklerimiz, “Nazar etme ne olur, çalış senin de olur…”
Jack pardon Ertan

5 Mart 2019 Salı

Şanslı Kedi Tasması hakkında ...



Biliyorsunuz eşimle birlikte bizim de biri erkek biri dişi 2 kedimiz var (Fırıldak ve Makbule).

Onların sağlıklı ve güvenli kedi tasmaları takması bizim için çok önemliydi... Önce kendi kedilerimiz için elde tasma yapmaya başladık... Baktık ki her kedi tasması kedilerimizi mutlu etti... Zevkle kullanıyorlardı çünki...

Sonra değişik şekillerde ve günün önemli gelişmeleriyle ilgili (Yılbaşı, Cadı Bayramı, Sevgililer Günü, Dünya Kediler Günü vs..) kedi tasması modelleri üzerine çalışmaya başladık...

Her yeni model geliştirdiğimizde bu iş bizim için zevkli bir hale gelmişti... Ve bunu diğer kedisever dostlarımızla da paylaşmaya başladık...

Her yaptığımız yeni modeli önce kendi kedilerimizde deniyor, sonra da sanslikeditasmasi adını verdiğimiz instagram sayfamızda onları zevkle paylaşıyorduk...

Arada bir de onların muzırlıklarını da anlatıyorduk... Derken iyi geriye dönüşler aldık ve beğenildik biz de yaptığımız işi büyüttük ve şimdi de kediseverlerle bunları ücreti karşılığında paylaşmaya karar verdik...

Ne dersiniz sizler de tamamı el yapımı olan şirin kedi tasmalarını kedilerinizde deneyip onları mutlu etmek istemez misiniz? :)


Ayrıca kedilerimizin günlük hayatındaki maceralarını Mırkca adını verdiğimiz instagram sayfamızdan izleyebilirsiniz...

Link1: http://instagram.com/sanslikeditasmasi
Link2: http://instagram.com/mirkca_