Maske etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maske etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2020 Cuma

Didim de saldı Corona'yı çayıra, artık bu milleti Mevlam kayıra...



Dünya daha Covid-19'la mücadele edememişken, 216 ülkede 6 milyondan fazla vaka varken, ölümler dünyada 400 bine yaklaşmışken, Türkiye'de 4.500 kişi yaşamını yitirmişken, salgın var gücüyle devam ederken, ülkemiz ilk dalgayı tam olarak atlatamamışken, Didim'de "Hayat Eve Sığar" uygulama programında bir çok yer "mavi" renge boyanmışken, "normalleşme" her yere yayılıp rehavetin ötesine geçilerek kısıtlamaların da birçoğunun kaldırıldığını görmüşken, diyeceğim o ki; "Didim de saldı Corona'yı çayıra, artık bu milleti mevlam kayıra..."

Didim'in her yerinde g
özlediğim şey şu ki; artık hiç kimse ne "corona"yı takıyor, ne de "covid-19" pandemisini... Corona deyince akla ilk gelen Atlantik ötesi Meksika'nın buz gibi "Corona birası”...

Adam 4'lemiş buz gibi birasını,  Cennet, Akvaryum, 2. koy, 3.koy keyif yapıyor, vermiş kendini g
üneşe, piliç misali her yerini kızartıyor...

Yollar 18 yaş altı gen
çlerle dolu, ne genci bebelerle dolu... Sokaklar oyun oynayan çocuk kaynıyor...

Yollar 65 yaş
üstü yaşlılarla dolu... Artık kim tutar emekli amcaları, teyzeleri, ablaları evlerinde... Önlem mönlem hak getire...

Çoğunluğun yüzlerinde artık "maske" de yok... Y
üzünde var olanlarda ise "maske", ya ağzında ya da boğazında... Varla yok arası yani ...

"Maske" ya resmi dairelerde, ya bankalarda ya da marketlerde, pazarlarda "laf olsun, torba dolsun" misali takılmakta... Bu yerlerde işini bitirmiş olan kişilerin "maske"sini takma yeri, pantolonun ön veya  arka cebi, ya da g
ömleğin cebi... Ya da işi biten "maske"nin yeni yeri Didim'in kalabalık sokakları...

Bodrum misali Didim'de de şezlong fiyatları g
ünde 1.000 TL olur mu bilemem ama, Bodrum'un güneşi ile Didim'in güneşi aynı deyip Didim'de güneşlenmeye ve denize gelecek olanlar Didim'i tıklım tıklım doldurduğunda (ki Şeker Bayramı sürecinden sonra Didim'e gelen araç sayısı 60 bine ulaştığının duyumunu aldım, her arabada iki kişi olsa 120.000 kişi eder bu, Didim'in kış ayı nüfusundan bile fazla) nasıl önlemler alınır, alınabilir mi işte artık orası da muamma...

Velhasıl, hi
çbir şey artık eskisi gibi olmayacak. Bundan böyle değil Didim'de, dünyanın herhangibir yerinde eskisi gibi hayat sürdürmeyi düşünenler varsa bence çok yanılıyorlar, yanıldıklarını da kısa süre içinde yeniden anlayacaklar...

"Bize bir şey olmaz. Bizde corona morona yok. Maske takıyoruz ya, ellerimize kolonya s
ürüyoruz ya, sosyal mesafeyi koruyoruz ya" demekle de iş bitmiyor...

Masken ağzındaysa burnundan, maske boğazındaysa ağzından bulaşıyor Corona belası... Eller her an  kolonyaya veya dezenfektana maruz kalamayacağı i
çin, sosyal mesafeler değil yarım metreye veya santimlere indiği için... Sarılmalar, kucaklaşmaşlar ve öpüşmeler başladığı için, önlemler de askıya alındığı için, bundan sonra bedava hayatlar yaşayacağımız kesin...

Didim'in yetkilileri halka fazla a
çık verip, halkın huzuru kaçırmak istemiyorlar ama, Didim'e bayram sırasında gelenler yüzünden karantina altına alınmış bölgeler ve evler var hala... Bulaş olmuş kişilerin peşine düşmüş sağlık çalışanları var... Demek ki neymiş, önlem mönlem kalkınca hopppp hızla bulaş yaşanıyormuş...

Didim halkına na
çizane tavsiyem;  Ne olursa olsun, sizin hayatınız başkalarından daha önemli ise,  önlemleri elinizden bırakmayın... Sosyal mesafenize dikkat edin, maskenizi boğazınıza değil, burnunuza ve ağzınıza takın... Kendinizi sürekli dezenfekte şekilde tutun... Başkalarının rehavetine ve rahatlığına kendinizi kaptırmayın... Kendinizi koruyup kollayın... Elbette keyif sizin, can sizin...

Kısaca s
özün özü; Didim de saldı Corona'yı çayıra, artık bu milleti Mevlam kayıra...

11 Mayıs 2020 Pazartesi

"Maskeni tak Didim, virüs kapma dedim!.."

Bugün maskemizi takıp, dışarıya çıkıp, arabamızla yola çıktık... Amacımız Taşburun Mevkii'ndeki Ali Dayı'nın meşhur çilek tarlasından reçellik çilek almaktı... Ama nerde o güzelim çilek tarlası ve kokulu çilekler, hiçbirinden eser yoktu. Ali Dayı'nın tarlası boyum kadar ota bürünmüştü.

Daha sonra Akk
öy'e doğru yola devam ettik, belki Akköy Tarımsal Köy Pazarı açıktır düşüncesiyle. Ama ne yazık ki orası da kapalıydı...

Yola biraz daha devam edince Akk
öy'ün  girişine yakın bir yerde bir çilek tarlasının önünde eşiyle birlikte duran orta yaşta bir satıcıya rastladık... Oradan reçellik çileklerimizi alıp, Didim'e geriye döndük...

Bug
ün Didim'de gözlemlediğim tek güzel şey maske takanların çoğalmış olmasaydı... Arada tek tük maske takmayanlara da rastladık... Onların neden maske takmayıp kuralları çiğnediğini ise bilemiyoruz...

Ancak 2 g
ün önce Aydın İl Hıfzıssıhha kurulu kararınca, il genelinde maske takmak zorunlu hale getirilmişti...  Maske takmayanlar ise en az 790 lira para cezasına çarptırılacak. Polis ekipleri tarafından maske denetimi gerçekleştirilecek, İl Hıfzıssıhha kurulu kararına uymayanlar hakkında cezai işlem yapılacak.

Ancak ne Didim çıkışındaki polis kontrol noktasında bir denetime, ne de Didim içindeki herhangi bir yerde böyle bir denetim noktasına denk gelmedik...

Ancak duyduğumuz kadarıyla Didim Emniyet M
üdürlüğü'ne gelen ihbarlar doğrultusunda  değerlendirmeler yapılarak, denetimler ilçenin çeşitli yerlerinde sıklıkla yapılıyormuş... Bu genelde banka önleri, sahil kesimleri, pazarlar oluyormuş... Bugün Pazartesi Pazarı içinde de maske denetimleri yapılmış, sosyal mesafe kuralları hem pazar esnafına hem de pazara gelenlere bir kez daha hatırlatılmış...

7 ilde Serbest dolaşım başladığından bu yana il
çe içinde görülen yoğunluk, havaların birden bire ısınması sebebiyle öğle saatlerinde biraz azalsa da, akşam saatlerine doğru kalabalık artıyor... Akşamları ise ilçeye bir sessizlik çöküyor... Didim'in bu sessizliğine alışmak zor olacak... Oysaki bu zamanlarda Didim'deki yoğunluk çok fazla olduğu için, gürültü de fazla oluyordu...

D
ün (Pazar) 65 yaş üstü kişilerin saat 11.00 ile 15.00 arası sokağa çıkma serbestisi vardı. Ancak sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla, Altınkum sahilinde ve Çamlık'ta alınan önlemler yüzünden rahat dolaşamadıklarından şikayetçi olmuşlar... Kısıtlı saatleri olduğu için ve 50 gün gibi uzun bir süredir de evde oturdukları için çabuk yorulmuşlar ve evlerine kendilerini zor atmışlar... Millet virüsten değil de, evde oturmaktan sağlıklarından olacak... Ayrıca bu saatler arasında sadece 65 yaş üstü kişiler sokağa çıksa ve yollar onlara bırakılsa çok iyi olacaktı... O saatlerde 20 ila 65 yaş arasındaki kişiler de çoğunlukla sokaktaydı...

13 Mayıs
Çarşamba günü; 14 yaş ve altı çocuklarımız saat 11.00 ila 15.00 saatleri arasında sokağa çıkabilecekler... Elbette maskelerini takma şartıyla. Aileler bu konuda hassas davranmalılar...

15 Mayıs Cuma g
ünü de 14 ila 20 yaş arasındaki gençler saat 11.00 ila 15.00 saatleri arasında sokağa çıkabilecekler... Tabii ki onlar da maskelerini takma şartıyla... Onların aileleri de bu konuda hassas davranmalılar...

Didimli 20 ila 65 yaş arasındaki herkesin hem 13 Mayıs'ta, hem de 15 Mayıs'ta bu saatler arasında m
ümkün olabildiğince, çocukların ve gençlerin rahat dolaşımına olanak sağlaması açısından işleri olmadığı sürece ortalıklarda pek dolanmamaları ne kadar güzel olurdu...

Bu sağlanabildiği takdirde, kurallara tam uyum olur ki; bu da Didim'de yaşayan herkesin sağlığı a
çısından risk oluşturmaz...
Yaşı kemale ermiş büyüklerin sözlerinde her zaman bir keramet vardır, dinlemek gerek ama değil mi? Ne diyelim umarım bu sözlerimiz havalarda gezmez, kulaklara da küpe olur...

"Felaket başa gelmeden
önce önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek gerek. Başa geldikten sonra dövünmenin bir yararı yok... Asıl tehlikeli olan, ecele faydası yok diye korkuyu görmezden gelip, tedbirsiz davranmaktır..."

Son S
öz; "Maskeni tak Didim, virüs kapma dedim!.."

29 Nisan 2020 Çarşamba

“Ne Var, Ne Yok?”

Kamu çalışanına yok,
SGK'lı
çalışana yok,
20 yaş altına yok,
65 yaş
üstüne yok.

Yok olan var mıdır?
Var olan yok mudur?

Var ise bu y
üzden bir kaos var mıdır?
Yok ise bu y
üzünden bir kaos yok mudur?

Hade bilin gari bu basit bilmeceyi. Bu VAR olup da, YOK olan şey nedir?

Tıpkı "Yaşar;  Ne Yaşar, Ne Yaşamaz" 2 perdelik oyun i
çindeyiz... Aziz Nesin'in kulaklarını yattığı yerden çın çın çınlatıyor, bugün yaşananlar...

Konu "maske" tabii ki... "Maske" olayı
öyle bir kaos haline dönüştü ki... "Kim kime maske verecek, kim kimden maske alacak, kim kime maske dağıtacak, kim kime maske satamayacak, kim kimden maske bulacak?" Her şey bir muamma...

Kafanız karıştı değil mi? İşte zaten istenen de buydu... Kafanız karışsın, siz maske bulamayın, satın bile alamayın, maskesiz yaşamın tadına varın... Evden
çıkamayın. Eve tıkılıp kalın...

Şu PARASIZ MERET olan MASKE; Ne PTT
üzerinden doğru dürüst dağıtılabildi, ne e-devlet üzerinden doğru dürüst dağıtılabildi, ne de ECZANE’ler üzerinden ihtiyaç sahiplerine doğru dürüst dağıtılabildi... Tesadüfen alabilenler elbette şanslıydı... Alamayanlar ise şanssız... Hâlâ kod gelecek diye bekleyen onbinlerce canım insanımız var memleketimde...

Bu da yetmezmiş gibi başta ABD olmak
üzere 55 ülkeye, içinde maske de olan tıbbi yardımlar yapıyormuşuz... Sayıya bakın... Koskoca 55 ülke... En başta da ABD...

Artık BİZ'e verilemeyen MASKE'lerin nereye gittiği herkes
çe malum oldu... Ivırdılar, kıvırdılar, halkın belli bir kısmının yüzüne göstermelik MASKE verip, tüm maskeleri 55 farklı ülkeye "salgınla mücadele amaçlı" gönderdiler... Gönderebilirler, bir şey demiyorum da... Ya BİZ'ler ne olacağız?

Tabii ki bu 55
ülke olayını ben bir yerimden uydurmuyorum... Bunu Cumhur'un başkanı açıkladı geçen gün:

" .. Bug
üne kadar 55 farklı ülkeye salgınla mücadele amaçlı malzeme desteği verdik..." dedi...

".. D
ünyanın dört bir yanındaki dost ve kardeş toplumlara umut olduk, mücadele azimlerini kamçıladık. Gelişmiş ülkelerin dahi Türkiye'den destek istedikleri bir dönemde elimizdeki imkanları Balkanlar'dan Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyadaki dostlarımıza açmakta tereddüt etmedik. Son olarak ABD'ye maske, yüz koruyucu, siperlik, göz koruyucu, N95 maske, tulum ve dezenfektandan oluşan tıbbi yardım malzemelerini de yarın gönderiyoruz. Bu malzemeleri taşıyan Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait askeri nakliye uçakları yarın Amerika'ya hareket ediyor"  da dedi...

Biz daha ne diyelim? Cumhur'un başı, cumhur'una bu beyanatları TV karşısından verirken, değil 5 tane, bir tane bile maske verememişti kendi halkına... Reva mı g
örmedi ne?

Sinop'lu Diogenes (Diyojen) olsaydım eğer, sokaklarda elimde fener ile dolaşır durur; niye b
öyle yaptığımı soranlara da:

"- Maske arıyorum, maske!.. Hayatta kalabilmek için maske arıyorum" diye yanıt verirdim kuşkusuz... Ancak ben Diogenes değilim ki...
Onun yaşadığı çağda da değilim... Peki bu çağda "maske" bulabilmek mümkün müdür?..
Bu zor sorunun yanıtını bir türlü bulamıyorum, siz biliyorsanız söyleyin!.. Bilmiyorsanız sonsuza kadar susun!..

Ne var, ne yok?
Yok olan var mıdır?
Var olan yok mudur?


13 Nisan 2020 Pazartesi

” .. Bak postacı gelmiyor, maskemi neden getirmiyor?..”

Çocukluğumuzda dilimize pelesenk ettiğimiz ne güzel çocuk şarkımız vardı. Hele ki bir postacı gördüğümüzde arkasından;

"Bak postacı geliyor, selam veriyor,
Herkes ona bakıyor, merak ediyor..."
derdik...

O da bize şapkasıyla selam verir, g
ülümserdi...

Çok değil, bundan yaklaşık bir hafta önce günler 6 Nisan 2020'yi gösterdiğinde TV'ler ve hele ki yandaş TV haber kanallarında "PTT maske dağıtacak" haberleri her saat başı döndü, dolaştı...

Eh bu haber doğrudur diyerek bizler de hemen PTT'nin sitesine girdik, formları b
üyük bir iştahla doldurduk ve 5 adet maske alacağız diye beklemeye koyulduk...

Bug
üne (13 Nisan 2020) kadar ne gelen oldu, ne de giden? Ne kapımızı çalan oldu, ne de cama doğru seslenen...

Aklımızda binlerce soru? Bir de
üstelik yine o yandaş TV haber kanallarında bas bas bağırarak konuşan spikerler "Türkiye, şuraya maske gönderiyor, Türkiye buraya maske gönderiyor, Türkiye fizana maske gönderiyor, Türkiye uzaya maske gönderiyor..."

Arkadaş T
ürkiye kendi vatandaşına neden maske göndermiyor? Gönderemiyor? Bir bileniniz var mı? Bilenler, bilmeyenlere anlatıversin... Yerin kulağı vardır ya hani, muhakkak bu bilgi benim de kulağıma geliverir bir şekilde...

Ardından yok dediler, PTT'ye değil, e-devlet
üzerinden müracaat edeceksiniz (tarih 8 Nisan 2020'yi gösteriyordu)... Hemen harıl harıl e-devlet'e girip formlarımızı doldurduk, beklemeye koyulduk...

E-devlet
üzerinden ettiğimiz müracaata ne dönen oldu, ne de maske getiren...

Aklımıza şu soru geldi hemen... "Şeytan aldı g
ötürdü, sattı da onun için mi getirmedi?"

Ardından daha 2 g
ün geçmeden dediler ki, ne PTT ne e-devlet, artık maskeleri ECZANE'ler dağıtacak... (Tarih: 10 Nisan 2020'ydi)

G
özlerimizi hemen ECZANE'lere çevirdik... Tanıdık eczacılarla konuştuk... Onlardan aldığımız bilgilerde de "bize böyle bir talimat gelmedi" oldu...

Ya arkadaş, niye bizlerle dalga ge
çiyorsunuz? Verecekseniz verin şu maskelerimizi, dağıtacaksanız dağıtın artık... Dağıtmadığınız maskeler yüzünden kimse evden çıkmıyor, çıkamıyor... Eczanelerden veya başka yerlerden de satın alamıyoruz, aldırmıyorsunuz...

Böyle davranmakla ne yapmaya
çalışıyorsunuz Allahaşkına? Yılan hikâyesine dönen şu maskeleri dağıtıverin de, bizlerin içine inanç tohumları ekilsin… “Söylediler ama, sözlerini de tuttular hani” diyebilelim…