Diyojen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyojen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2021 Çarşamba

Bu işe en çok sevinen Miletli Thales oldu ...




Ne zaman Milet'e gidip gezinsem, Sinop'lu Diogenes (Diyojen) misali elimde fener ile Milet harabelerinde dolaşır, "adam gibi adam"ları arar dururum...


Beni g
üleç yüzüyle Thales ve ondan bir harf bile öğrenmeyi kâr sayan meraklı öğrencileri Anaksimandros ve Anaksimenes karşılar.

Onlarla birlikte sohbet ede ede gezinir dururuz binlerce yıllık tarihi kent i
çinde... Sohbetlerimiz hoş olur... Esprili olur... Aramızdaki binlerce yıllık uçuruma rağmen bu üç değerli filozofun anlatımları düşünce denizinde yüzmeme sebep olur, zamanın nasıl akıp gittiğini eve geriye dönüş yolunda farkına varırım ancak.

Yine b
öyle bir gezinti sırasında Thales'in kendisinin pratik becerikliliği ile anlattığı hikâyeye öğrencileriyle birlikte çok gülmüştük...

Bir g
ün göğe baka baka yürürken Thales bir çukura düşmüş. Bunu gören Trakyalı köle bir kız "Sen daha burnunun ucunu göremiyorsun, bir de kalkmış göğe bakıyorsun" diye alay etmiş... Oysaki Thales o gün yaptığı gözlemlere göre o yıl Miletos'taki zeytin ağaçlarının bol ürün vereceğini öngörmüş ve kıştan oradaki bütün zeytin preslerini kiralamış. Ürün zamanı gelince, bu presleri isteyenlere kendisi yüksek bir fiyatla kiralamış ve zengin olmuş...

O zamanlarda da filozoflar ve felsefeyle uğraşanlar tıpkı bug
ünküler gibi günlük yaşamda beceriksizlikleriyle ünlenmişler. Hafif hafif bu konuda alay edilirmiş onlarla. Hiç şüphe yok ki bazıları gerçekten beceriksizmiş günlük yaşamlarında. Ama kimileri, insanların çoğunun önem verdiği şeylere önem vermediği için, önem verenler tarafından beceriksiz görülürlermiş...

İşte yukarıdaki hik
âyedeki gibi Thales'in yaptığı, filozofların beceriksizlikten değil, zengin olmaya önem vermedikleri için zengin olamadıklarını, istedikleri takdirde zengin olabileceklerini göstermiş olması beni ziyadesiyle memnun etti bir kez daha...

Neyse nereden nereye geleceğim s
özlerimin sonunda... Yazının başlığında Thales'in bir konuda sevindiğimden bahsettim... Peki sevinmiş ama neye sevinmiş... Sıra artık ona gelsin...

Aradan ge
çen binlerce yıl sonra bu harabe kentte her zamanki gibi otlar bürümüş... Temizlenmesi gerekmiş... Ve temizlenmeye başlanmış...

Bu temizliği haber alan Didim Kaymakamımız Sayın Halil Avşar ve M
üze Müdürümüz Baran Aydın Miletos'a gelmişler, incelemeler yapmışlar... Hatta bu temizliğe bizzat kendileri de eşlik etmişler... Miletos'u bu katkılarıyla görülebilir hale getirmek için uğraş vermişler.

Bu
çalışmalara kim sevinmez? Başta Thales... Öğrencileri ... Halk ... ve Didim'li BİZ'ler...

Thales belki de
önündeki çukuru otlar yüzünden göremedi ve düştü... Hatta o çukur bugünlerde basına da Aydın İl Turizm Müdürü Sayın Mehmet Umut Tuncer tarafından açıklanacak olan çukur olmasın sakın? Envanter kayıtlarında olmayan bir bölgede uzunluğu 10-15 metre uzunluğunda mağaramsı bir yer bulunmuş. Şu an içi su doluymuş. Ot temizliği sırasında bulunan bu mağaranın içindeki su temizlendikten sonra halka bilgi verilecekmiş...

Kıssadan hisse; Tarihe
önem veren ve onları koruyan "adam gibi adam"lar da yetiştiriyor bu ulus... Bu tarihi bölgeye sahip çıkan tüm değerli yöneticilerin varlığı Thales gibi bizleri de sevindiriyor... Katkısı olan, emek veren herkese can-ı gönülden sevgi ve selamlar olsun bu satırlardan...

Ertan Yurderi

29 Nisan 2020 Çarşamba

“Ne Var, Ne Yok?”

Kamu çalışanına yok,
SGK'lı
çalışana yok,
20 yaş altına yok,
65 yaş
üstüne yok.

Yok olan var mıdır?
Var olan yok mudur?

Var ise bu y
üzden bir kaos var mıdır?
Yok ise bu y
üzünden bir kaos yok mudur?

Hade bilin gari bu basit bilmeceyi. Bu VAR olup da, YOK olan şey nedir?

Tıpkı "Yaşar;  Ne Yaşar, Ne Yaşamaz" 2 perdelik oyun i
çindeyiz... Aziz Nesin'in kulaklarını yattığı yerden çın çın çınlatıyor, bugün yaşananlar...

Konu "maske" tabii ki... "Maske" olayı
öyle bir kaos haline dönüştü ki... "Kim kime maske verecek, kim kimden maske alacak, kim kime maske dağıtacak, kim kime maske satamayacak, kim kimden maske bulacak?" Her şey bir muamma...

Kafanız karıştı değil mi? İşte zaten istenen de buydu... Kafanız karışsın, siz maske bulamayın, satın bile alamayın, maskesiz yaşamın tadına varın... Evden
çıkamayın. Eve tıkılıp kalın...

Şu PARASIZ MERET olan MASKE; Ne PTT
üzerinden doğru dürüst dağıtılabildi, ne e-devlet üzerinden doğru dürüst dağıtılabildi, ne de ECZANE’ler üzerinden ihtiyaç sahiplerine doğru dürüst dağıtılabildi... Tesadüfen alabilenler elbette şanslıydı... Alamayanlar ise şanssız... Hâlâ kod gelecek diye bekleyen onbinlerce canım insanımız var memleketimde...

Bu da yetmezmiş gibi başta ABD olmak
üzere 55 ülkeye, içinde maske de olan tıbbi yardımlar yapıyormuşuz... Sayıya bakın... Koskoca 55 ülke... En başta da ABD...

Artık BİZ'e verilemeyen MASKE'lerin nereye gittiği herkes
çe malum oldu... Ivırdılar, kıvırdılar, halkın belli bir kısmının yüzüne göstermelik MASKE verip, tüm maskeleri 55 farklı ülkeye "salgınla mücadele amaçlı" gönderdiler... Gönderebilirler, bir şey demiyorum da... Ya BİZ'ler ne olacağız?

Tabii ki bu 55
ülke olayını ben bir yerimden uydurmuyorum... Bunu Cumhur'un başkanı açıkladı geçen gün:

" .. Bug
üne kadar 55 farklı ülkeye salgınla mücadele amaçlı malzeme desteği verdik..." dedi...

".. D
ünyanın dört bir yanındaki dost ve kardeş toplumlara umut olduk, mücadele azimlerini kamçıladık. Gelişmiş ülkelerin dahi Türkiye'den destek istedikleri bir dönemde elimizdeki imkanları Balkanlar'dan Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyadaki dostlarımıza açmakta tereddüt etmedik. Son olarak ABD'ye maske, yüz koruyucu, siperlik, göz koruyucu, N95 maske, tulum ve dezenfektandan oluşan tıbbi yardım malzemelerini de yarın gönderiyoruz. Bu malzemeleri taşıyan Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait askeri nakliye uçakları yarın Amerika'ya hareket ediyor"  da dedi...

Biz daha ne diyelim? Cumhur'un başı, cumhur'una bu beyanatları TV karşısından verirken, değil 5 tane, bir tane bile maske verememişti kendi halkına... Reva mı g
örmedi ne?

Sinop'lu Diogenes (Diyojen) olsaydım eğer, sokaklarda elimde fener ile dolaşır durur; niye b
öyle yaptığımı soranlara da:

"- Maske arıyorum, maske!.. Hayatta kalabilmek için maske arıyorum" diye yanıt verirdim kuşkusuz... Ancak ben Diogenes değilim ki...
Onun yaşadığı çağda da değilim... Peki bu çağda "maske" bulabilmek mümkün müdür?..
Bu zor sorunun yanıtını bir türlü bulamıyorum, siz biliyorsanız söyleyin!.. Bilmiyorsanız sonsuza kadar susun!..

Ne var, ne yok?
Yok olan var mıdır?
Var olan yok mudur?