Özlem Çerçioğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özlem Çerçioğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Mayıs 2020 Cuma
Yasak kalktı, Didim'e gelenler "peak" yaptı...
Didim Gerçek Gazetesi'ne 19 Mart 2020'de ilk yazdığım makale "An İtibariyle Didim Gerçeği" adlı yazımdı.
Bu yazımda Didim'e büyükşehirlerden kaçışı yazmıştım... O günkü süreçte iller arasında seyahat serbestisi vardı. Büyükşehirlerde tasını tarağını toplayan aileler, küçük yerleşim yerlerindeki yazlıklarına doğru, virüsten kaçıyorlardı. 85 bin nüfuslu Didim'de çeşitli illerden gelen yazlıkçıların arabaların oluşturduğunu görünce korkuya kapılmıştım. Yaz aylarındaki nüfus yoğunluğuna ulaştığında buradaki yaşam zorlaşacaktı...
Ama Didim'e gelişler bir türlü durmak bilmiyordu... Süreç sürekli ilerliyordu, hasta sayıları çoğalıyor, Türkiye'de ölüm vakaları artıyordu...
15 gün sonra 2 Nisan günü Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Aydın ilinde 12 korona virüs vakası görüldüğünü duyurarak, covid-19 virüsünün daha fazla yayılmaması için sosyal medya aracılığıyla bir video paylaşarak, Kuşadası’nda ve Didim’de yazlıkları olan çeşitli şehirlerde yaşayıp yaz aylarında Kuşadası ve Didim’e gelen yazlıkçılara “incirler olana kadar gelmeyin, evlerinizde kalın” mesajını vermişti...
Bu uyarıya rağmen yine Didim'e gelişler bir türlü durmak bilmiyordu... Süreç sürekli ilerliyordu, hasta sayıları Türkiye'de çoğalıyor, Türkiye'de ölüm vakalarının sayısı artıyordu...
Daha sonra 28 Mart'ta tüm büyükşehirlerden diğer illere geçişler, Valilik iznine bağlanmıştı. Öyle herkes dilediği gibi dilediği yere gidip gelemiyordu. İkametgah adresleri baz alınıyordu. Özel izinlerle iller arasında seyahatler gerçekleşiyordu.
Bu uyarıya rağmen yine Didim'e gelişler bir türlü durmak bilmiyordu... Süreç sürekli ilerliyordu, hasta sayıları Türkiye'de çoğalıyor, Türkiye'de ölüm vakalarının sayısı artıyordu...
Derken 3 Nisan'da Cumhur'un Başkanı TV'lere çıkarak 30 büyükşehir ile Zonguldak şehrini araç giriş çıkışına kapattığını duyurmuştu. Çünkü sosyal izolasyon ve sosyal mesafe, temizlik gibi temel kurallara uymayanlar bulunuyordu ... Ve uygulanması gereken kurallar aşamalı bir şekilde zorunlu hale dönüştürülmesi gerekiyordu... Bu arada da 65 yaş üstüne ve 20 yaş altına da sokağa çıkma yasağı getirilmişti...
Bu uyarılara rağmen ve alınan önlemlere rağmen yine Didim'e gelişler bir türlü durmak bilmiyordu... Süreç sürekli ilerliyordu, hasta sayıları Türkiye'de çoğalıyor, Türkiye'de ölüm vakalarının sayısı artıyordu... Uyanık milletimiz çareler bulup, Didim'e bir şekilde kapağı atıyordu...
Bu süreçlerde haftasonları sokağa çıkma yasağı uygulamaları da oldu, yine uyanık millet bu yasağı delmek için ellerinden geleni ardlarına koymadı...
Derken en sonunda 4 Mayıs günü 7 ilde (Antalya, Aydın, Erzurum, Hatay, Malatya, Mersin, Muğla) şehirler arası giriş çıkış sınırlandırılması yasağının kalkması üzerine, bu şehirlerde yazlığı olanlar yeniden buralara gelmek için yollara döküldüler...
Şu an Didim'deki trafikteki hareketliliğe bakarsak Aydın'a bağlı Kuşadası ve Didim ilçelerine sanki bir akın var... Trafikte olağanüstü bir kalabalıklık var... Kuşadası ve Didim’de yoğunlaşan araç sayıları ilçe giriş çıkışlarında kilometrelerce kuyruk oluşmasına neden oluyor.
Güvenlik ekipleri söz konusu güzergahta kontrol uygulamalarını sıklaştırarak, kontrol noktalarında araçları durdurup, sürücüler ile yolcuların ateşini ölçüyor, ateşi 37'nin üzerinde olanlar, tedbir amaçlı bölgedeki ambulanslarla sağlık görevlilerince kontrol için hastaneye sevk ediliyorlar...
Diyeceğim şu ki... Didim şu an eskisinden daha kalabalıklaştı... Didim'deki nüfus sayısı arttıkça pazar yerleri ve marketlerdeki yoğunluk da yeniden arttı...
Zaten hem Didim'de pandemi sürecinde yaşayan halk, hem de dışarıdan yeni gelen halk son zamanlarda rehavete kapılıp gevşemişti... Maske takan sayısı da azalmıştı... Didim'de bundan sonra neler yaşanacak bunu hep birlikte izleyip göreceğiz...
Allah vere de, salgın burada "peak" yapmaz, bizler yeniden karantina sürecine girmeyiz...
3 Nisan 2020 Cuma
“Yaz ayı gelene, incirler olana” dek kalmışsa Didim’de yaşam!!!
Dün
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu Aydın ilinde 12 korona
virüs vakası görüldüğünü duyurarak, covid-19 virüsünün daha fazla yayılmaması
için sosyal medya aracılığıyla bir video paylaştı. Videosunda Kuşadası’nda ve
Didim’de yazlıkları olan çeşitli şehirlerde yaşayıp yaz aylarında Kuşadası ve
Didim’e gelen yazlıkçılara “incirler olana kadar gelmeyin, evlerinizde kalın”
mesajını verdi…
Ama heyhat bu mesaj için biraz geç kalınmadı mı?
Ben bundan yaklaşık 15 gün önce (19 Mart) bir gözlememi paylaşmıştım “An İtibariyle Didim” adlı yazımda… Evim Didim’in en işlek caddelerinden birisinde olduğundan, evimin camından İstanbul, Ankara Denizli, Çorum, Çankırı vs. plakalı araçların çoğaldığından bahsederek, Didim’in yaz aylarındaki kalabalıklığına geriye döndüğünü ve bunun hastalığın yayılması konusunda tehlikeli bir durum olduğunu yazmıştım...
İtalya’da da aynı durum olmamışmıydı? Belli bir bölgede salgın hastalık baş gösterince İtalyanlar daha güneye yazlıklarına kaçtığında bu virüsü yaymamışmıydılar? Ve şu anda İtalya Avrupa’da en fazla kayıpların yaşandığı ülke haline gelmedi mi?
Dün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bu virüsün 81 ilde var olduğu bilgisini verince, durum daha net ortaya çıktı… Artık tüm Türkiye bu virüsle bir şekilde tanışmış oldu…
İnanın şehir efsaneleri gibi efsaneler halk arasındaki fısıltı gibi yayılıyor… Nereye gitseniz, nereyi dolaşsanız aynı fısıltılar sizi yoruyor…Normal ölümler bile şüphe uyandırıyor artık Didim’de? Daha dün 45 yaşındaki yalnız yaşayan bir kadının ölüm haberi Didim yerel gazetelerinde manşete çıktı… Kadının naaşı otopsi için götürülmüş… Otopsi sonrası ölüm sebebi açıklanır mı bilmem ama, bizim için gerisi muamma?
Bazen bir markette karşılaştığımız tanıdıklar, “şu markete gitme oradaki kasiyer kız hastalanmış çok kişiye hastalık bulaştırmış”, “şu sokakta fazla dolaşma, şu evden ambulans birisini almış”, “şu eczaneye gitme orada çalışan eczacı kalfası hastalanmış”, “yok hastaneye gitme”, “yok sağlık ocağına gitme” gibi haberler de insanın canını sıkıyor ve korku yaratıyor ister istemez…
Endişe ve panik olmasın diye halk doğru dürüst bilgilendirilmediği ve halktan çok şey saklandığı için için fısıltı gazetesinin önüne geçebilmek mümkün değil bundan böyle…
Ayrıca dün akşam bir arkadaşımla telefonda konuşurken o da gözlemlerini anlatınca bana, canım daha da sıkıldı… Onun minik bir köpeği var ve köpeğin ihtiyacı için her gün sokağa çıkmak zorundalar… Her sokağa çıktıklarında çevreye atılmış halde gördüğü kullanılmış maske ve eldivenlerden söz etti bana… Arkadaş bu nasıl akla ziyan bir şeydir? Çevremiz çöp tenekesiyle dolu ve insanlar bunları çöplere atmaktan bile imtina ediyor? Hastalık yayılmasın da ne etsin? Yerlere tükürenlere, yerlere kullanılmış eldiven ve maske atanlara lanet okumamak için kendimi zor tutuyorum…
“Yaz ayı gelene, incirler olana” dek kalmışsa Didim’de yaşam, yaz aylarının tadını hep birlikte çıkartırız elbet… Ancak bu tabloya baktığımızda o pek mümkün gibi görünmüyor, ama Didim yazlıkçılarla dolup taşmaya devam ediyor…
Ama heyhat bu mesaj için biraz geç kalınmadı mı?
Ben bundan yaklaşık 15 gün önce (19 Mart) bir gözlememi paylaşmıştım “An İtibariyle Didim” adlı yazımda… Evim Didim’in en işlek caddelerinden birisinde olduğundan, evimin camından İstanbul, Ankara Denizli, Çorum, Çankırı vs. plakalı araçların çoğaldığından bahsederek, Didim’in yaz aylarındaki kalabalıklığına geriye döndüğünü ve bunun hastalığın yayılması konusunda tehlikeli bir durum olduğunu yazmıştım...
İtalya’da da aynı durum olmamışmıydı? Belli bir bölgede salgın hastalık baş gösterince İtalyanlar daha güneye yazlıklarına kaçtığında bu virüsü yaymamışmıydılar? Ve şu anda İtalya Avrupa’da en fazla kayıpların yaşandığı ülke haline gelmedi mi?
Dün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bu virüsün 81 ilde var olduğu bilgisini verince, durum daha net ortaya çıktı… Artık tüm Türkiye bu virüsle bir şekilde tanışmış oldu…
İnanın şehir efsaneleri gibi efsaneler halk arasındaki fısıltı gibi yayılıyor… Nereye gitseniz, nereyi dolaşsanız aynı fısıltılar sizi yoruyor…Normal ölümler bile şüphe uyandırıyor artık Didim’de? Daha dün 45 yaşındaki yalnız yaşayan bir kadının ölüm haberi Didim yerel gazetelerinde manşete çıktı… Kadının naaşı otopsi için götürülmüş… Otopsi sonrası ölüm sebebi açıklanır mı bilmem ama, bizim için gerisi muamma?
Bazen bir markette karşılaştığımız tanıdıklar, “şu markete gitme oradaki kasiyer kız hastalanmış çok kişiye hastalık bulaştırmış”, “şu sokakta fazla dolaşma, şu evden ambulans birisini almış”, “şu eczaneye gitme orada çalışan eczacı kalfası hastalanmış”, “yok hastaneye gitme”, “yok sağlık ocağına gitme” gibi haberler de insanın canını sıkıyor ve korku yaratıyor ister istemez…
Endişe ve panik olmasın diye halk doğru dürüst bilgilendirilmediği ve halktan çok şey saklandığı için için fısıltı gazetesinin önüne geçebilmek mümkün değil bundan böyle…
Ayrıca dün akşam bir arkadaşımla telefonda konuşurken o da gözlemlerini anlatınca bana, canım daha da sıkıldı… Onun minik bir köpeği var ve köpeğin ihtiyacı için her gün sokağa çıkmak zorundalar… Her sokağa çıktıklarında çevreye atılmış halde gördüğü kullanılmış maske ve eldivenlerden söz etti bana… Arkadaş bu nasıl akla ziyan bir şeydir? Çevremiz çöp tenekesiyle dolu ve insanlar bunları çöplere atmaktan bile imtina ediyor? Hastalık yayılmasın da ne etsin? Yerlere tükürenlere, yerlere kullanılmış eldiven ve maske atanlara lanet okumamak için kendimi zor tutuyorum…
“Yaz ayı gelene, incirler olana” dek kalmışsa Didim’de yaşam, yaz aylarının tadını hep birlikte çıkartırız elbet… Ancak bu tabloya baktığımızda o pek mümkün gibi görünmüyor, ama Didim yazlıkçılarla dolup taşmaya devam ediyor…
28 Mart 2020 Cumartesi
Didim’in içme suyu pahalı (mı?)
“Su hayattır, hayatta da su”… Elbette konu su, hele içme suyu olunca, medyadan su üzerine duyduğumuz her haber ilgimizi çekiyor haliyle…
Coronavirüs sebebiyle Türkiye’de birkaç belediye içme suyu fatura bedellerini yarıya indirirken, bir çok belediye de su faturalarında 2 ay erteleme kararı aldılar, bunları TV’den ve gazetelerin internet sitelerinden takip edip öğrendik…
Bu haberler üzerine ben de gözlerimi Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne çevirdim. Onlardan gelecek olan güzel haberleri bekledim…
Haber geldi, geldi de … Bizleri pek ilgilendirmedi. İlgilendirmediği için de canımız sıkıldı…
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’ndan şöyle müjdeli haberler beklerdik. “Su fiyatlarını bu süreçte yarı yarıya indirdik, faturaları iki ay süreyle erteledik…”
Çerçioğlu’nun açıklamasındaki tek sevindirici müjde, 65 yaş üstü aboneleri ilgilendiriyordu…
O da Elektronik Kartlı Sayaçlı (EKS) sisteme dahil olan 65 yaş üstü su abonelerine 50 metreküp içme suyu yüklemesi yapılmış olmasıydı… Bu 50 metreküp su uzun süre 65 yaş üstü abonelerin ihtiyacını sokağa çıkmadan karşılayacaktı…
Peki 65 yaş altı su abonelerinin suçu neydi? Neden su birim fiyatlarında bir indirim sözkonusu olmadı ya da faturalı kullanıcılarda neden bir erteleme yapılmadı? Zor günler geçirdiğimiz bu süreç içinde işte bunu anlayabilmiş değilim…
Bu arada ben de EKS (Elektronik Kartlı Sayaç) kullanıyorum… İleride olası bir “sokağa çıkma yasağı” endişesi ile gidip kendime uzun süre yetecek kadar yükleme yaptırdım… Elbette kullandığımız su pahalı olduğu için bunun da bir ekonomik bedeli oldu bana…
Bizler de büyükşehirlerden kaçıp Didim’e gelip yerleşmiş emeklilerdeniz… Kış aylarında elektriğe büyük ücretler ödüyoruz… Neredeyse emekli maaşımızın dörtte biri elektrik parasına gidiyor…
Yaz aylarında da elektrik giderlerimiz azalırken, su giderlerimiz haliyle artıyor… Su için de her ay emekli maaşımızın nerdeyse onda birini vermek zorunda kalıyoruz…
Tamam biliyorum, Didim’in bir barajı yok. Tüm suyunu 32 adet su kuyusundan sağlıyor… Bu da epey masraflı bir yatırım bunu da biliyoruz… Ancak Aydın Büyükşehir Belediyesi hiç olmazsa bu süreç içinde yeni alınacak önlemlerle 65 yaş altı emekli, işçi ve memur kesimin su faturası ödemelerinde bir kolaylık sağlar, halka biraz rahat nefes alma olanağı sağlanır…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)