18 Mayıs 2020 Pazartesi

Seni özlüyorum!..




Sana taaa uzaklardan sesleniyorum yine oğlum, her daim hissediyorsun beni biliyorum...

Şu anda bambaşka bir ilde ve bambaşka bir kişininsin
, yaşın da 47 oldu, epey bir yaşlandın, ancak güzelliğinden hiçbir şey kaybetmediğinden eminim... Şu anki sahibin, benim baktığımdan daha iyi bakıyordur sana, umarım...

Senden
bir haber de alamıyorum artık, İstanbul'larda değilim... Ancak gönlüm hep seninle dolu biliyor musun?.. Motorunun sesini, kokunu, "beep beep" sesini özlüyorum senin...

Senin bir gün kulağına: "İleride bir gün SEN'den ayrı kalırsam" diye söze başlamıştım ya hani, sen de beni dinlemek istememiştin homurdanarak .. sözlerimi gözyaşlarımla tamamlamıştım ya hani;  "Ayrı kalsak bile, SEN'i unutmayacağım ve hep seveceğim..." demiştim ya... Hiç unutmadım? Unutamam da biliyorsun... Sevgin her daim kocayüreğimde çünki...

Benimle BİR'likte olduğun s
ürece beni hiç YOL'da bırakmadın, bana hep YAREN oldun ... En güzel günlerimi hep SEN'inle geçirdim... Dağ, tepe, ova hep SEN'inle gezdim, dolaştım... Ben yoruldum, sen asla yorulmadın... Ne kadar çabuk geçti değil mi seneler? Ülkenden ayrı kaldın, ülkemi ülken bildin ... Yollarımızı yolların bildin ... Bazen seni ihmal ettiğim zamanlar oldu, o zamanlar bile sen beni bırakmadın, bırakamadın... Yorgun düşmüş bedenin, hep direndi YAZ'a, KIŞ'a, AYAZ'a, YOKUŞ'a...

Kimi zaman sokak kedilerinin sığınağı oldun, kimi zaman EV'siz berduşların ... Kimi zaman da mahallemizin afacan
çocuklarının oyuncağı oldun ... Onlara kendini sevdirdin... Seninle birlikte büyüyen o çocuklar, vosvos gördüklerinde gülümsüyorlardır eminim... Hatta içlerinden büyüyüp evlenenler bile oldu... Onların çocukları bile seviyorlar vosvos'ları...
Birlikte gezdiğimiz yerler, seninle yaşadığımız o güzel şeylerin hepsi, hepsi artık birer hâyal.
Sen hiç merak etme e mi!... Sen hep şu yorgun kocayüreğimde bir anı olarak yaşayacak ve her daim yaşamaya devam edeceksin... Öpüyorum seni tombiş kaportalı göbeciğinden...

Her marş kontağını çevirdiklerinde çalışmamazlık yapma e mi!.. Hiç üzme
yeni sahibini... Yolların ve bahtın açık, çamurluğun hep temiz olsun...
Yorgun gözlerimden gözyaşlarım inci dizisi gibi süzülürken yanaklarıma doğru, seni bir kez daha paylaşayım duvarımda; bir ANI olarak kal sayfamda...

Seni unutamayan ...
... ...  

Korona Günlerinde Evde Kalamayanlar (7)



Günümüzde Basın, yerel bir nitelikte doğup, ulusal ve uluslararası boyut kazanırken, yeni boyutları ile ulusal ve uluslararası basın, küçülen Dünya'da yerel sorunların geneli daha fazla ilgilendirmesi, yerel gelişmelere olan ilginin artışı ile yerel haberciliğe yöneliş içine girmiş ve yerel basına bu anlamda dayanmak zorunda kalmıştır.

Bu bağlamda, belirli bir yörede yayınlanan basın, yerel basın olarak adlandırılmakta ve yerel kamuoyuna yönelik hareket alanı içindeki iletişim araçları, topyekûn olarak yerel basın adı ile nitelendirilmektedir.

Yerel Basın, kitle iletişimi s
ürecinde çeşitli olayların, sorunların, konuların, düşüncelerin, kanaatlerin, tutumların vb. o yörede yaşayan halka iletilmesinde ve o yöredeki toplumsal, siyasal, kültürel, ekonomik hayatın işleyişinde önemli bir rol oynarlar.

Genelde, özgür ve bağımsız basın demokrasilerin vazgeçilmez ön koşulu olarak kabul edilir. Çünkü, demokrasilerde çok seslilik, düşünce açıklama özgürlüğü ve yönetimlerin halk tarafından denetlenmesi esastır. Bu ortam özgür iletişimle sağlanır. Bunun hayata geçirildiği alan ise medyadır, iletişim ortamıdır. Yasama, yürütme ve yargı dahil, halk adına denetimi basın yerine getirir.

Demokrasinin işlerlik kazandığı, hayata geçtiği alanlar ise mahalle ve köylerden başlayarak, beldeler, ilçeler ve illerdir. Demokrasiye giden yol yerel birimlerden geçer. Yerel birimlerde kök salan demokrasi bilinci, ülke demokrasisine hayat verir.
Basın açısından ele aldığımızda, yerel basının işlevinin ve görevinin demokrasilerde büyük önem taşıdığını görürüz. Yerelde yönetenlerle yönetilenler arasındaki iletişimi sağlayan yerel basındır. Yerel basın, basının işlevini, yani çok sesliliği ve yönetimin denetimini tam olarak yerine getirirse, demokrasi sağlıklı işler.
Bu, şu demektir: Yerel birimlerde basın olsun, yönetenler ve yönetilenler olsun daha dar bir çerçevede, deyim yerindeyse her gün yüz yüzedirler. Sorunlarla iç içedirler. Basın, “halkın müşterek sesini’ yönetimlere yansıtmak için, sorunları yönetimlere iletmek için demokratik bir araçtır.
Bu bağlamda, özgür ve bağımsız basının varlığı, yönetimler tarafından bir şans olarak karşılanmalıdır. Çünkü, halkın düşünce ve isteklerini, kendi çalışmalarının eleştirisini öğrenip daha iyi hizmet verme şansını kapsamlı bir şekilde basın aracılığıyla elde ederler.
Özgür ve bağımsız basın, yönetilenler açısından da bir şanstır. Yönetimin perde arkasını; aksaklıkları, başarısızlıkları, yolsuzlukları, ulaşamadıkları bilgileri basından öğrenirler. Kendi seslerini, görüşlerini, beklentilerini basın aracılığıyla etkinleşmiş olarak yönetimlere iletme şansına sahiptirler.
İşte bu iki yönlü şans yerel basına (ve elbet ülke düzeyinde yaygın basına da) önemli sorumluluklar yükler.
Unutulmamalıdır ki; Yerel Basın, demokrasinin ülkenin kılcal damarlarında kök salmasının en etkin aracıdır.

Yerel basın haberini verirken;  yöresinde, ülkesinde ve dünyada olup bitenleri tam olarak aktarırsa, halkı doğru ve dürüst bir biçimde bilgilendirirse; yani, yönetimlerin başarılarını da başarısızlıklarını da, aksaklıkları ve yolsuzlukları da duyurursa, halk yönetimler hakkında sağlıklı bilgiye sahip olur. Sağlıklı bilgiye sahip olduğu zaman, yeri ve zamanı geldiğinde tepkilerini ve siyasal tercihlerini doğru yapar. Dolayısıyla demokrasi sağlıklı ve doğru biçimde işleme şansına kavuşur. Basın bir takım gerçekleri halktan saklarsa, haberleri yanlış, eksik ya da abartılı, yönlendirici biçimde verirse; kısacası halkı yanlış bilgilendirirse, halk da siyasal tercihlerini sağlıklı ve doğru olarak yapamaz ve sonuçta demokrasi de sağlıklı ve doğru biçimde işlemez.
Böyle bir girişten sonra Koronavirüs günlerinde Didim'deki yerel basına dönelim ve yerel basının Koronavirüs günlerindeki sorunlarını kendi ağızlarından dinleyelim istedik... Ve sizler için Didim Gerçek Gazetesi adına ve Murat Yüksel yönetmenliğinde bu "Video Haber"i Didim Kamuoyu için hazırladık...
Videomuzda Didim'in tanınmış yüzleri olan yerel gazetecileri var... Bunlar Umut Kaşan (İdea Dergi), Hüseyin Çalışkan (Aydın Ses Gazetesi), Erdem Özden (Didim Gerçek Gazetesi), Ergun Korkmaz (Didim Gazeteciler Cemiyeti Başkanı - Mavi Didim Gazetesi), Bülent Eser (Didim A Haber Gazetesi), Elif Dikbaş (Mavi Didim Gazetesi - Muhabir), Bahri Yaba (Didim Çalışan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı - Didim Manşet Gazetesi). Meslektaşlarımız hem kendilerini hem de Koronavirüs günlerindeki sıkıntılarını anlattılar...
Basın Tarihi boyunca sıkıntılar, olanaksızlar içinde büyük özveriyle görev yapan yerel basın çalışanları, günümüzde de hele ke şu Koronavirüs günlerinde giderek ağırlaşan zor koşullar içinde çalışıyorlar. Elbette sorunlarının başında ekonomik sıkıntılar geliyor. Birkaç büyük kentin dışında, yeterli sermaye birikimine, dolayısıyla ekonomik güce sahip medya kuruluşları hemen hemen yok gibi.
Didim'de olduğu gibi Anadolu’nun her ilinde ve hemen hemen her ilçesinde yayınlanan gazetelerin çoğu, yeterli bir sermaye yatırımına sahip değil. Bu nedenle teknik donanımları, haber ve yazı kadroları sınırlı. Çoğu matbaa işletmeciliği ve resmî ilan gelirleriyle yaşamını sürdürmeye çabalıyor. Yine büyük çoğunluğu bayilere verilmiyor, abone usulüyle çalışıyorlar.
Yereldeki bazı gazetelerin sahipleri ve çalışanları aynı zamanda yaygın bir gazetenin de muhabirliğini yapıyor. Son zamanlarda büyük yayın gruplarının sahibi olduğu ajanslar, gazetelerin ayrı ayrı muhabir çalıştırmasına gerek bırakmıyor. Yaygın medyaya çalışan çoğu muhabir, geçimini sağlamak için ikinci bir iş yapmak durumunda. Başka bir deyişle, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ikinci iş olarak gazetecilik yapıyor. Bu durum ilkesel açıdan, gazetecinin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla bağdaşmıyor. Bu sakıncalı durumun baş sorumlusu ise, taşrada çalışan muhabirlerine, en az merkezdeki kadar, bir gazetecinin geçimine, kültürel ve sosyal yaşamına yaraşır bir ücret vermeyen sermayedir.
Yerel basının güçlü olarak yaşaması için, bir yandan gazetecilere, bir yandan da o yörenin iş dünyasına, çeşitli kurumlarına, sivil toplum örgütlerine de sorumluluk düşüyor.
İş dünyası kişisel bir çıkar beklemeksizin, saydam ve meşru yoldan (örneğin ilan vererek, abone olarak) yerel basına destek olmalı. Buna karşılık gazetelerin de gazete niteliğini taşıması gerekir ki demokrasinin gelişmesine yardım edebilsin, yerel halkını haber alma özgürlüğüne kavuşturabilsin...

Son s
öz; Aşağıda izleyeceğiniz videonun gerçekleşmesinde emeği geçen kameramanlar; başta Murat Yüksel (Yönetmen & Kurgu) olmak üzere, İbrahim Norman ve Salih Zeki Yavuz (Video Efeckt FX)'a ve katkılarını esirgemeyen Didimli meslektaşlarımıza bir  kez daha Didim Gerçek Gazetesi adına teşekkür ederiz...

Sizlere bu yazıyı hazırlayan kişiyi de belki tanımak isterseniz... Onu da tanıtayım... Ben Ertan Yurderi. 1982-2005 yılları arasında İstanbul'da ulusal gazetelerin
çeşitli bölümlerinde (Milliyet, Akşam, Radikal) çalışmış bir basın emekçisiyim. 2013 yılında Didim'e yerleştim.

Yazımın i
çinde de değindiğim gibi bir kez daha yinelemek istiyorum ki; Yerel Basın, demokrasinin ülkenin kılcal damarlarında kök salmasının en etkin aracıdır. Bu unutulmasın yeter!..



16 Mayıs 2020 Cumartesi

".. Hey Sen Didim'li!.. Sen Kaç 'G'lisin?.."



Güzel bir soru sorarak yazıya başladık? Didim’de kendisinin kaç "G"li olduğunu kaç kişi biliyor? Bilenler sussun, bilmeyenler bu yazıyı okusun o zaman... 
Ha bu arada yazı uzun olacak... Ancak yazımın sonunda Didim'de 5G teknolojisine geçişle ilgili bilgiler vereceğim... Bu konuda bildiklerimi aktarıp, endişelerimi dile getireceğim...

1980 yılından bu yana yaklaşık 40 yıldır hepimiz
çeşitli "G"lerde gezindik...  Gezindik de, bu "G"lerin ne olduğunu bilebildik mi? Biz istedikçe, talep ettikçe teknoloji gelişti, geliştikçe kullandık, "G"leri 40 yıl içinde tam 4 kez tükettik, şu anda 4.5'lu yılları tüketiyoruz, ancak bize yetmiyor, daha fazlasını istiyoruz, daha süratlisini istiyoruz, daha fazla telefonlarımızda ŞEY'ler yapmak istiyoruz... O zaman hemen söyleyeyim, 5G teknolojisinin ülkemize gelmesine çok az bir zaman kaldı, eli kulağında, yatırımlar devam ediyor...
Ancak 5G sürecine geçiş, dünyada olduğu gibi bizde de sıkıntılı olacak... Sebebi ise çalışacağı frekans ve insan üzerinde oluşabilecek etkileri... Hatta 5G sistemi kullanan dünyanın bazı yerleşim yerlerinde insanlarda görülen tuhaf rahatsızlıklar kullanıldıkça ortaya çıkıyor...

1998 yılında daha “2G” sistemli GSM kullanılırken H
ürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Bayer "Yeter! Söz Milletin!" adlı köşesinde benimle bir röportaj yapmış, "GSM telefonlarının insanlığa maliyeti" başlıklı bir yazıyı kaleme almıştı... ( https://www.hurriyet.com.tr/yeter-soz-milletin-39031912 )

O r
öportajda ben; "900-1900 Mhz arasında çalışan bu sistemlerin (2G) çıkarmış olduğu elektromanyetik dalgalar ve radyasyon günümüz insanını etkilemektedir. Konuşulan frekansın özelliğinden dolayı bu frekansta yayın yapan GSM'ler insanlar için hayati tehlike oluşturmaktadır. Çünkü vücutla her an temasta olan cep telefonları bulundukları yerde -kemerlerine takılı olanlar dahil- bir elektromanyetik akım ve radyasyon üretmekte ve o bölgedeki hücreleri yoğun ışın bombardımanına tutmaktadır. Konuşma anında ise beyindeki sinir hücrelerini etkilemekte ve beyinde tümörler oluşturmaktadır. GSM'lerin aynı mikrodalga fırınlar gibi çalıştığını, bulunduğu yerdeki tüm elektronik cihazları da etkilediğini" söylemiştim...

Bu yazının
üzerinden tam 22 yıl geçti... Teknoloji ilerledikçe ilerledi... Hadi şimdi bu ilerlemenin nasıl olduğunu fazla teknik bilgilere girmeden yazalım... Geçirdiği aşamaları hep birlikte okuyup, öğrenelim...
Kablosuz telekomünikasyon sistemi, 1980'lerin başlarında ilk nesil (1G) mobil ağın tanıtılmasının ardından birkaç evrim aşamasından geçmiştir. ... Kablosuz telekomünikasyon, cep telefonları ve benzer cihazlar üzerinden iletişim kurmamızı sağlayan bir ağ olarak tanımlanabilir.

GSM teknolojisinin zaman içerisindeki gelişmesi 1G
, 2G, 3G, 4G olarak isimlendirilmektedir. Burada “G” generation (nesil) anlamındadır. Her bir Generation  bir öncekine göre kapsamlı yenilikler değişiklikler getirmekte her nesil bir öncekine göre kat be kat hızlanmakta yeni uygulamalara kapı aralamaktadır.
1G cep telefonu sistemlerinin ilkidir. Analog sistemle çalışır sadece ses taşıması için tasarlanmıştır. 1980'lerde kullanılmaya başlanmış, 1990'ların başlarına kadar kullanılmıştır.
2G Gerçek GSM sisteminin temeli sayılabilecek sayısal haberleşme temelli sistemdir. SMS bu sistemle beraber çalışan bir yeniliktir. GSM sisteminin dünya çapına bu versiyonu ile yayılmış ve bilinir olmuştur. 1990'ların başlarından 2000 yıllarının başlarına kadar kullanılmıştır. 2G teknolojisinin data hızı 64 Kbps tir.
Bu teknolojinin içine GPRS, EDGE ve MMS teknolojilerinin girmesiyle ismi 2.5G, 2.75G olarak tanımlanmıştır. Data hızı GPRS için 114Kbps, EDGE için 384 Kbps'lere kadar çıkabilir.
3G teknolojisiyle birlikte akıllı telefonlar kullanılmaya başlanılmış ses data görüntü transferi mümkün olmuştur. İlk görüntülü konuşma 3G teknolojisiyle mümkün olmuştur. Akıllı telefonlar üzerindeki web browserlar ve internet tabanlı oyun uygulamaları, VoIP uygulamaları kullanılmaya başlanılmıştır.
3G teknolojisi içerisine eklenen HSPA 3.5G ismi ile anılmaya başlamış ve hızı 14 Mbps ve daha sonra HSPA+ teknolojisi ile 3.75 G olarak anılmış ve hızı 168 Mbpslere kadar çıkmıştır.
4G Hareketli ve sabit alıcıların yüksek hızda data alışverişi yapabildiği bir teknolojidir. Tamamen IP tabanlı olarak çalışmaktadır. Wimax teknolojisinin devamı niteliğindedir. Beraber kullanıldığı LTE teknolojisi MİMO teknolojisine izin vermekte ve LTE+ teknolojinin birlikte kullanılmasıyla 4.5 G ismiyle anılmaya başlanılmıştır.
Data hızı sabit alıcılar için 1Gbps hareketli alıcılar için 100 Mbps hızlarına kadar çıkabilir.  4G değişik teknolojiler arasında sorunsuz geçiş yapabilme, mobil multimedya izleyebilme, geniş kapsama alanında az enerji tüketimi ile yüksek kaliteli bağlantı sağlama özelliklerine sahiptir.
Bu özellikleriyle kesintisiz ve HD video transferi, HD görüntülü konuşma, HD ve 3D oyun uygulamaları çalıştırmak ve çok yüksek hızda dosya transferi yapmak mümkündür.
5G Teknolojisi Nedir?
Yüksek hızda veri transferi ve daha az gecikmeye olan ihtiyaçtan dolayı yapılan yeni çalışmalar 5G adıyla anılmaktadır.
Yüksek veri akışını iyileştirmek için daha yüksek frekans spektrumunu kullanan 5G teknolojisinin bu yılın sonlarına doğru Amerika gibi bazı ülkelerde kullanıcılar için hizmete konulması planlanmaktadır. Dünya genelinde ve ülkemizde geçişin ise 2020’nin sonlarına doğru olabileceği  belirtiliyor.
5G’nin; Nesnelerin İnterneti teknolojisinde gereksinim duyulan hızlı veri aktarımını, bulut sistemini kullanan akıllı otomobiller gibi mobil sistemlerin ihtiyaç duyduğu az gecikmeli (low latency) iletim gibi iyileştirmeleri sunması beklenmektedir.
Düşük enerji tüketimi ise IoT nesnelerinin aylarca ya da yıllarca müdahale edilmesine gerek kalmadan çalışmasını sağlayacak önemli özelliklerinden biri olacaktır.
5G’nin drone’lar, nesnelerin interneti ve sanal gerçeklik gibi teknolojiler için kablosuz veri iletimi altyapısını güçlendireceği belirtilmektedir. 5G’nin saniyede 20 Gigabit’lere ulaşacak bir veri transfer hızı sunması beklenmektedir. Kısaca bir film indirmek saniyede gerçekleştirilecektir.

Peki, bunca bilgiyi neden verdik? İletişim teknolojisinin nereden nerelere ulaştığını göstermek için... Ancak teknoloji dur durak bilmiyor... Her yeni gün teknolojiyle ilgili yeni bir şeyler bulunuyor ve bu teknolojinin üzerine ekleniyor...

Yukarıda 5G'ye ge
çişin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkıntılı olacağını söylemiştim...

Bu konuda T
ürkiye'nin büyük kurumlarından olan "Basın İlan Kurumu", "5G teknolojisi insan sağlığına zararlı mı?" başlığıyla bir makale yayınlamıştı geçen yıl... Makalede; "Cep telefonu kullanımı ve radyasyonun insan vücudu üzerindeki olası etkilerine ilişkin korkularla birlikte, yeni teknoloji 5G döneminin insan sağlığına etkisi" konusundaki görüşler paylaşılmıştı... ( https://www.bik.gov.tr/5g-teknolojisi-insan-sagligina-zararli-mi/ )

Şunu unutmamak gerekir ki, frekans y
ükseldikçe Ghz'e doğru çıktıkça o frekansların özelliği ve kurulacak baz istasyonlarının gücü dolayısıyla insan sağlığı üzerinde de olumsuz etkiler oluşacaktır... Dünyanın çeşitli ülkelerindeki insanlarda oluşan korku şu an Türk insanında yok, yeterli bilgiye sahip değiller çünki. Bilgi alınacak kaynaklardaki bilgiler de 5G teknolojisinin getireceği ve sağlayacağı kolaylıklar üzerine yazılmış yazılar... Ancak insan sağlığı üzerindeki etkilerden hiçbir yerde bahsedilmemiş...

Neyse şimdi biz gelelim Didim'e...

Didim Kaymakamlığı internet sayfasının "Duyurular" b
ölümünde Didim'in 5G teknolojisine hazır olduğunu duyurarak; "Türk Telekom mobil altyapısı ileri teknolojiye geçiş projesi Didim'deki 44 vericinin tesis edilmesiyle başladı. Bu kapsamda Didimdeki tüm altyapı yenilenerek ileriki dönemlerde başlaması planlanan 5G ye uyumlu duruma getirildi. 17 adet yeni 4,5G verici ilavesi yapıldı ve 14 adet yeni 2G ilavesi yapıldı. İnternet çıkış kapasitesi % 60 artırıldı" diyerek Didim halkımıza hayırlı olsun” denmiş...

Didim Kaymakamlığı'nın bahsettiği bu vericiler sadece Türk Telekom'un... Daha bunun Turkcell'i, Avea'sı ve Vodefone'u var...

Hadi bunlar T
ürkiye'nin bilinen 3 GSM operatörü... Aslında şu an Türkiye'de bilinen GSM operatör sayısı tam 47 tane... Bu üç GSM operatörünün yanında bunların da 5G teknolojisine geçtiğini bir düşünsenize... O zaman yandık gülüm, ketenhelva... Kızarmış piliç gibi pişeceğiz demek ki...

Tamam iletişim olanaklarının gelişmesi g
üzel , teknoloji güzel... Daha doğru dürüst GSM şirketlerinden hizmet alamadığımız bir dönemde birden bire tartışmalı 5G'ye geçmek ne derecede doğru, onu da araştırmak gerek... Üzerinde düşünmemiz gerek...

Ayrıca 5G teknolojisi denince akla ilk gelen;  ilçe i
çinde patlamaya hazır kanserojen etkili bomba oluyor...

Didim ger
çekten de her yerden kuşatılmış... Didim'in Kuzeydoğu'sunda bulunan VLF (Very Low Frequency) antenleri düşük frekanslardan (25 Khz'den başlayarak) uzak mesafelerle haberleşiliyor... O antenlerden çok yüksek güçler (watt'lar) gönderiliyor... O bir yana bir de şehrin her bir yerine yerleştirilen 4.5G ve 5G antenleri ile ilçe ablukaya alınmış bir şehir görüntüsü veriyor... Her bir verici, çeşitli frekanslardan (mikrodalga ev aletlerinin çalıştığı frekanslardan ve daha üstünden) kanserojen enerji yayıyor çünki...

Allah vere de il
çemizde OSB, JES, RES, derken 4.5G ve 5G yüzünden kanser vakaları artmaz, toplu ölümler yaşamayız umarım...