15 Mayıs 2017 Pazartesi
Anne Maymun'un Çığlığı
12 Mayıs 2017 Cuma
"Bir Wireless şifresi hikâyesi"...
4 Mayıs 2017 Perşembe
Milletin derdine bak, bir de benimkine - Böceksel Sınav (2)
http://ertanyurderi.blogspot.com/2016/09/milletin-derdine-bak-bir-de-benimkine.html
13 Nisan 2017 Perşembe
Neden kitap çıkartmıyorum?..
Zaman zaman ailem ve bir çok kadim dostum bana şu soruları soruyor: “Artık şiirlerini ve yazılarını bir yerde toplamanın ya da yayınlamanın zamanı gelmedi mi? Bir çok dostun ve arkadaşların yazılarını ve şiirlerini kitap olarak yayınladılar, sen ne zaman yayınlamayı düşünüyorsun ve bla bla bla, bla bla bla, bla bla bla…”
Ben yazmaya başladığım günden bugüne kadar o kadar çok dağıldım ve dağıttım ki yazılarımı ve şiirlerimi… Onları ileride bir kitap haline getirmeyi düşünmediğim için olacak ki hiçbirini biriktirme gereğini de duymadım… Artık şu saatten sonra, bir araya getirmek istesem de toplayamam ki onlarca yazdığımı…
Onlar, o yazılanlar .. artık onlara ihtiyacı olanların oldu…
Şilili ünlü şair Pablo Neruda'nın yaşamından hayâli bir kesitin anlatıldığı 1994 yapımı "Postacı" (Il Postino) filmini izleyenler şu sahneyi çok iyi hatırlarlar belki… Postacı Mario, Pablo Neruda’ya der ki o sahnede; "Şiir, yazanın değil, ona ihtiyacı olanındır…"
Evet, ben de yıllardır yazılar ve şiirler yazdım ve paylaştım pek çoğunu pek çok yerde… İhtiyacı olana gitti o an çoğunluğu… Sanal âlemde bambaşka adlarla yine bana döndü çoğunluğu…
O yazılanlara ihtiyacı olanlar, alacağını almışlar mıdır, almaya devam ediyorlar mıdır bilmiyorum… Varsın alsınlar, ya da almasınlar… Onların her biri benim olmaktan çıktılar, her biri benim değiller ki artık…
Bundan sonra yazacaklarıma da kocayürek mahlasımı yazsam ne olur, yazmasam ne olur?.. Sonuçta onlar da benim olmayacak, ona ihtiyacı olanların olacaktır… Varsın oluversinler…
Bu kubbede hoş bir sadâ, hoş bir iz, yüreklerde hoş bir his bırakabilmişsem ne mutlu bana … O kocayüreği konuşturdukları için çok teşekkür ediyorum hepsine…
Neyse işte, bunları yazıp bir nebze de olsa kendimi rahatlatmak istedim sanırım…
Kafanızı şişirdim ise affola… Saatler, günler, haftalar, aylar ve yıllar hayrola… 🙂
2 Mart 2017 Perşembe
Super Bock Birası ...
Yeni delikanlılığa adım attığım 70’li yılların ikinci yarısında Beyoğlu’na çıkar ya Çiçek Pasajı’nda ya da pasajın biraz ilerisindeki “Bacanak”ta buz gibi Arjantin’leri kafaya diker eve öyle dönüp gelirdim…
Tabii ki ilk içtimayı kapıda anneme verirdim…
- Sen yine bira mı içtin?
- Evet anne…
- Bok da içseydin…
Şimdi şimdi anlıyorum rahmetli annemin neden öyle dediğini… Demek ki kadının bir bildiği varmış… Şimdilerde ise süperleri bile varmış ... 😃
Makbule ile uykudayken dizi seyretmek!..
Arkadaş, Makbule eve geldi geleli, hep aynı şey oluyor... Ne doğru dürüst TV, ne film, ne dizi seyredebiliyorum...
Filmimi ya da dizimi indirmişim, koltukta yerimi hazırlamışım, yanıma çerezimi, içeceğimi almışım... Ayaklarımı bir güzel uzatmışım...
Pat Makbule, oturduğu yerden kalkıp kucağıma gelip, tünüyor...
Oh ne güzel şimdi ikimiz birlikte film seyredeceğiz derken Makbule anında "mırrr"lamaya geçiyor... O "mırrrr"ladıkça benim içimdeki "Ommm" sesi devreye giriyor, yavaş yavaş gözler kapanıyor, sonra Makbule ile astrala çıkıveriyoruz...
Bugün de öyle oldu... 43 dakikalık "The Blacklist Sezon 4 Bölüm 13"ü saat 13.00'de seyretmek için koltuğun karşısına geçtim... O da ne? Bir uyandım saat ertesi gün 02.00 olmuş, bizim "Bölüm 13" hâlâ devam ediyor...
Benim Dark HD Player'ın özelliği, şayet ayar yapmazsan, seyrettiğin film bitse bile, dön başa dön başa yapıyor...
Ara ara astraldan dünyaya düşerken gözlerimi açıyorum, bölümün bir kısmını seyrediyorum, gözlerimin açıldığını ve kıpırdandığımı hisseden Makbule başlıyor "MIRRRR"lamaya... Hayda hop ben yine çıkıyorum astralime...
Az önce de o kadar saat sanki hiç uyumamışız gibi, beni yatak odasının kapısına kadar götürdü, "Hadi yatalım" dercesine...
"Kızım o kadar saat zaten uyuduk, uykumuzu aldık, bu saatten sonra ne uykusu" dedim... Yüzüme anlıyormuş gibi bakarak, "Hayır, illa ki yatalım" dedi... Bu kız uyumaya doymuyor ki...
İşi gücü beni uyutmak, uyutmak, uyutmak... Bu satırları yazarken bile rahat vermiyor, klavyeyi birlikte kullanıyoruz...
kulitü4ır95rkuzujzç .jbz82dorx (Bu satırları o yazdı, ben yazmadım)
Hadi en iyisi ben yine Makbule'yi dinleyeyim, gidelim yatalım, artık ne kadar uyuyabilirsek birlikte... Gerçi ben uyuyamasam bile o şimdi beni çabucacık astralime çıkartıverir mırrrrlamasıyla...
Biz hep birlikte yatıyoruz cümbür cemaat anacığım, sabahlayacak olanlara da iyi sabahlamalar ... 😃



