14 Haziran 2020 Pazar

Didim Üzerine Gözlemler - 1

Koronavirüs yüzünden eve kapandıktan sonra malum hepimiz haliyle biraz kilo aldık. Tabii ki ailecek birkaç kilo da biz aldık. Bu aldığımız fazlalıkları yeniden verebilmek için bize en iyi gelen spor olan sabah yürüyüşlerimize tekrar başladık...

Her g
ün eşimle birlikte tempolu yürüyüşler yaparken Didim'de gözümüze çarpan bir çok şey oluyor, bunları görüyoruz ve yaşıyoruz... Bu yazı dizisiyle zaman zaman bu gözlemlerimizi paylaşmaya çalışacağım...

Önce kendimizi yormadan birkaç kilometre olarak hedef koyduğumuz yürüyüşlerimizi, gün geçtikçe artırdık. Şu an hiç yorulmadan günde 2.5 saat gibi bir sürede yaklaşık 10 km'lik yolu rahatlıkla yürür hale geldik...

Cumhuriyet Caddesi'nden başladığımız y
ürüyüşümüze Atatürk ve Ege Caddesi'ni geçerek Adnan Menderes Bulvarı üzerinden 3. Koy'a doğru yönlendiriyoruz. Aquasis Otel'inin karşısındaki Üç Mevsim Caddesi'nden geçip Gökduman Caddesi'ne, sonra oradan da Akdeniz Caddesi üzerinden 19 Mayıs Caddesi'ne geçip yola devam ederek tekrar başlangıç noktamıza geliyoruz...

Zevkli bir y
ürüyüş oluyor bu yolculuk... Epey değişik yer görme fırsatımız oluyor. Değişik siteler, değişik villalar, bazen sokak araları bize her gün değişik duygular yaşatıyor. Yürüyüşümüze martı, karga, saka ve envai tür kuşların sesi eşlik ediyor. Çoğu geçtiğimiz köşelerdeki köpek ve kedilerle sabah cilveleşmelerimizi  yapıyoruz...

Cumhuriyet Caddesi
üzerinde gözlemlediğimiz çoğu şey şehrin yoğun nüfusun olduğu bölgelerdeki dükkanların hemen hemen tamamına yakını dolu. Boş olanlar da ya kiralık ya da satılık vaziyette... Ege Caddesi'ni geçip Adnan Menderes Bulvarı üzerine geldiğimizde dükkanların çoğunun boş olması dikkat çekiyor.

Ayrıca Covid-19 sebebiyle daha a
çılmayan bir çok işyeri de var... Umarım yakında onlar da toparlanırlar ve yeniden o dükkanlar da açılır...

Genelde Didim i
çinde dikkatimi çeken binaların dış cephelerinin bakımsızlığı... Bodrum'un Beyaz'ı gibi tek tip bir renk veya farklı renkler seçilip binaların dış cepheleri boyansa Didim'e daha renk katılır gibime geliyor... Çünki dış cephesi boyasızlıktan o kadar kötü duran binalar var ki, sanırsınız bir virane şehir görüntüsü veriyor... Oysa ki bu binaların çoğunun yaşı o kadar da eski değil... En yeni binaların dış cephe boyaları bile dökülmüş olması üzücü...

Bir de her g
ün gözlemlediğimiz şey Didim'deki köpek sayısının artmış olması... Örneğin bizim çevremizde yaşayan bir köpek varken ve onu kış ayında herkes tanırken ve geçen sene bu köpeğin dışında burada başka köpek yokken bugün çevremizdeki köpek sayısında gözle görülebilir bir artış oldu... Çoğunun kulağında damgası (künyesi) yok... Bunlar ya başka yerlerden getirilip Didim'e bırakıldı ya da buradaki köpek popülasyonu kısırlaştırılmadığı için çoğaldılar... Ancak köpeklerin dış görünüşlerine bakacak olursak bunlar orta yaşlı ve yaşlı köpekler. Öyle yeni popülasyon genç köpekler değiller. Demek ki bu köpekleri bir yerlerden getirip Didim'e bırakanlar mı var diye insan kendine soruyor...

G
özlemlerimiz sırasında en üzüldüğüm şey ise Altınkum'a yakın yerlerdeki Otel, Motel, Pansiyon, Apart tarzı yerlerin tamamen boş ve kapalı olması... Demek ki Koronavirüs epey bir etkiledi bu turizm sektörünü...

Hele ki G
ökduman'dan Akdeniz Caddesi'ne geçince eskimiş, virane haline dönüşmüş Pansiyon, Apart, Motel ve Otelleri görünce insanın içi cız ediyor... Umarım bir an önce eski canlılığına döner turizm de Didim de turizm sektöründe hakettiği yere ve seviyeye gelir...
Bu arada sabahın en erken saatlerinde görevlerinin başında olan temizlik işçilerinin hepsini can-ı gönülden kutluyorum... Didim'i temiz tutmak için ellerinden gelen çabayı gösteriyorlar... Ancak anlayamadığım tek şey kullanılmış maske ve eldivenler sokaklarda cirit atıyor... Bu maskelerini neden çöpe atmaz bu insanlar anlayabilmiş değilim... Atanlara sorsanız, temizlikten dem vurarak yaptıklarını bile inkar ederler... Yazık çok yazık...
Yazacağım daha çok gözlemlerim var Didim'deki yaşam içinde. Onlar da diğer yazılara kalsın, yazıyı fazla uzatıp, okuyanları sıkmayalım...

Hepinize mutlu, keyifli zamanlar. Didim'in keyfini
çıkartın bu zorlu süreçte... Sağlığınıza dikkat edin, sosyal mesafeyi koruyun, dışarıya çıkarken mutlaka maskenizi takın...

10 Haziran 2020 Çarşamba

Didim ASKİ, Didim ZABITA duy artık sesimizi!..


Bizim evin arka sokağında (Cumhuriyet Caddesi, 1104 Sokak, No. 12 Ömer Ali Apartmanı önünde, ) su borusu patlağı var sanırım... İki gündür yerin altından su fokur fokur kaynıyor, su boşa akmaya devam ediyor... Kısaca "su akıyor, komşu bakıyor"... Arızayı arayan yok...

Didim ASKİ'nin 0532'li telefonunu aradım... Karşıma
çıkan operatöre durumu izah ettim, beni ARIZA bölümüne aktaracağını söylediler... Telefon başında belki 30 dakika sabırla bekledim, bu arada Zeybek Müziği'ni dinlettiler, kendimi bir ara Yalnız Efe gibi hissettim. Ne gerekli bölüme bağlanabildim, ne de derdimi birine aktarabildim... Yerin altından su fokur fokur kaynıyor, su boşa akmaya devam ediyor...

Ardından Aydın ASKİ'nin internet sayfasından "Online İşlemler" b
ölümüne girdim. Oradan "İstek ve Şikayet" bölümüne girip form doldurdum... "Gönder" tuşuna basar basmaz, ne "Kaydınız Alındı" dendi. Ne de bıraktığım telefon ya da mail adresime "Kaydınız Alındı" mesajı geldi... Yerin altından su fokur fokur kaynıyor, su boşa akmaya devam ediyor...
Şimdi birazdan hazırlanıp Didim ASKİ'nin "Fatura Ödeme ya da Su Ödeme" merkezine gidip oradan bu su borusu patlağını ihbar edeceğim... Ancak şu AN'da bile yerin altından su fokur fokur kaynıyor, su boşa akmaya devam ediyor...
Bu çevrenin sanki muhtarı benim. Benden başka çevre ile ilgilenen zaten yok... Çevrede olumsuz bir durum olduğunda Didim Zabıta'yı ya da belediyeyi arayıp bilgi veriyorum. Ancak nafile... Hiçbir girişimimden bir türlü sonuç alamıyorum... Kaale alınmıyorum sanırım...

Örneğin Cumhuriyet Caddesi No. 214 ile 216 arasındaki kamuya geçiş yolu olarak ayrılan yere iki blok aşağıdaki Didyma Ekmek Fabrikası odunlarını yığıyor... Bu odunlar hem yolun geçişini kapatıyor, hem yaz-kış aylarında çöplük olarak kullanılıyor, hem de odunlar üzerinde gelen haşerat ve çevresinde gezinen fareler yüzünden ne kapı açabiliyoruz ne de cam çerçeve...

Bu konuda bug
üne kadar çeşitli kez Didim Zabıta Müdürlüğü'nü aradığım halde hiçbir sonuç elde edemedim... Zabıtalar geldiler, "Hımmmm" dediler... "Öyle miiiii" dediler... Ekmek Fabrikası'na gidip sohbet edip, çaylarını içip gittiler...

Ge
çen sene bu konuda CİMER'e 05/08/2019 - 1901770665 sayı no'lu bir şikayet yaptım. Şikayetimde "Yanımdaki Cumhuriyet Cad. No. 214 nolu apartmanla aramızdaki boşluk yol geçişi olarak geçmektedir... Ancak burası şu anda işgal altındadır. İşgal edenler bu boşluğa odunlarını yığmaktadır... Bunu No. 212'deki Didyma adlı ekmek fırını yapmaktadır. Didim Belediyesi yerel yönetime 76167 numarayla yaptığımız müracaattan sonuç alamadık... Yaz sıcaklarının 38 derece olduğu ve otların kuruduğu bir zamanda bu odunlar hem tehlike arz etmektedir... Hem de her geçen gün çöplük haline gelen bu yol geçişinde fareler ve zararlı böcekler (kene, hamamböceği vs.) cirit atmaktadır... Ayrıca çevredeki mobilya satanların kağıt, köpük kolileri de çöplerin çoğalmasına sebep olmaktadır... Ekmek fabrikası ile yüzyüze yaptığımız görüşmede bu yol geçişine odunları yığmak için belediyeden sözlü izin aldıklarını ancak ellerinde bir belge olmadıklarını beyan etmişlerdir... Aydın ilinin bu şirin turizm cenneti olan Didim'de yerel yönetimden gerekli ilgi ve alakayı göremediğimiz için son çare olarak CİMER'e bu bilgiyi geçmek zorunda kaldık... Umarım sesimiz duyulur ve bir çözüm yolu tarafınızdan bulunur..." diye belirttim...

Yukarıdaki bu şikayetime istinaden CİMER aynı g
ün bunu BİMER üzerinden önce Aydın Valiliği'ne oradan da Didim Belediye Başkanlığı - Zabıta Müdürlüğü'ne göndermiş...
Aradan bir ay geçtikten sonra 4 Eylül 2019 günü "Didim Belediye Başkanlığı - Zabıta Müdürlüğü" tarafından e-devlet üzerinden tarafıma şöyle bir yazı gönderilmiş... "İlgi kayıtlı Cimer başvurusuna istinaden İlçemiz Cumhuriyet Cad. No:212 adresinde Didyma ekmek fırınında yapılan kontrol ve uyarılara rağmen ortak kullanım alanında bulunan şikayete konu odunları kaldırmadığından dolayı zabıt varakası düzenlenmiş olup, gerekli cezai yaptırım kararlarını almak üzere Belediye Encümenine sevk edilmiştir."
Didim Belediyesi Belediye Encümeni ne yaptı derseniz? Hiçbir şey...

Üstelik Kasım ayında bir başka kamyon gelip yine aynı ara geçiş yeri olan KAMUYA AİT yere daha fazla odun yığdılar nispet yapar gibi... O gün hem Emniyet'i aradım, hem de ZABITA'yı... Emniyet ‘ten ekipler geldi, "Bizim yapabileceğimiz bir şey yok" deyip gittiler... Didim Belediyesi Zabıta Ekibi geldi, fırıncı ile konuştu... Fırıncı odunları kaldırmayacağını, KAMUYA AİT geçiş için belediyeden izin aldığını söyledi. Bunun üzerine ben  belge göstermesini istedim... "Belgem yok, bana ağızdan izin verdiler" dedi... Demek ki "Belediye ağızdan da izin verebiliyormuş dedim" kendi kendime... Zabıta Ekipleri bunun üzerine çekip gittiler...

Diyeceğim şu ki; Didim'de bu t
ür işler Allah'lık Alibey... Şimdi Didim ASKİ'ye gideceğim, sokaktaki su borusu patlağını bildireceğim... Ne zaman gelirler, tamir ederler,  orası muamma... Bekleyip, göreceğiz. Ancak bu su kuyulardan geliyor, yazık oluyor, heba oluyor su boşuna akıp gidiyor... Boşa akan suyun parasını yine bu halk ödüyor... Patlak borudan akan su, sokaktan çıktı, 19 Mayıs Caddesi'nden aşağıya doğru akmaya başladı... Yakında Altınkum'a varıp denize karışır herhalde...
 
Ha bu arada fırının odunları
üzerindeki haşeratla ahbap olduk. Evimizin balkonunda yaz keyfi yapıyor keratalar... Oradan gelen kanatlı böcekleri bizim evin kuyrukluları karşılıyor... Makbule ve Fırıldak adlı kedilerim bu davetsiz ve kaçak yazlıkçıları bizim için yakalıp, balkondan uzaklaştırıyorlar...

8 Haziran 2020 Pazartesi

Didim'in gürültücüleri


Didim'de Covid-19'lu yaz sezonunun başlamasıyla birlikte gürültü çıkaranların sayısında gözle görülür bir şekilde artış yaşanıyor şu sıralar...

Cumhuriyet Caddesi Belediye kavşağından başlayarak Akb
ük'e doğru uzanan şerit, her gece belli bir saatten sonra gençlerin araba yarıştırdıkları yer haline geldi... Pınar Caddesi ile 19 Mayıs Caddesi'nin kesiştiği yerdeki son trafik ışıklarını kaale alan bile yok... Zaten şehir içi hız limitini de takan yok ... Sanki o trafik levhalarını süs diye dikmişler... Bir gün o ışık ihlali yüzünden büyük bir kaza olacak diye insan endişelenmiyor değil...

Genelde yarıştırdıkları arabalar, eski kuş serisi arabalar... Arabalarının takviyeli motorlarını bağırta bağırta geceyarılarına kadar s
ürüş yapıyorlar... Bir de arabalarındaki müzik tesisatı  tam bir felaket... Yüksek watt'lı amfilerle dinledikleri müziğin kalitesi ise berbat... Bazen trafik ışıklarında duracakları tutuyor... Evimizin camları tir tir titriyor... Uykudaysanız sizi uykunuzdan zıplatıyor...

Bir de susturucusuz motorsiklet s
ürenler var... Onlar da gece olunca sokağa çıkıyorlar... Gündüz bu motorları sokaklarda göremezsiniz... Geceleri öyle ses çıkarıyor ki bu motorlar, gecenin sessizliğini yırtıyorlar... Duyduğunuzda kulaklarınız sağır olacak sanırsınız...

Elbette Didim'in trafik ekipleri bu "g
ürültücü"lerin sıkı takipçisi. Ancak kesilen cezalar yetersiz olacak ki, bu gürültücüler birkaç akşam yok olsalar da, haftasonlarına doğru yeniden ortaya çıkıyorlar ve gürültü terörü estiriyorlar...

Didim'e ilk geldiğim seneler olan 2013 senesi ve sonrasında yerleştiğim evin yakınında bir yediemin vardı... Şimdi orası İmam Hatip Lisesi oldu... Orası motor doluydu tepeleme... İlk kez b
öyle çok motoru bir arada gördüğüm için şaşırmıştım o seneler...
O senelerdeki trafik ekipleri, yakaladıkları motorcuların motorlarını bağlayıp, yediemine bıraktırıp,  yüklü bir ceza kesiyorlardı sanırım... Böyle olunca da belli bir süre yaz aylarında kafamız rahat etmiş, hiç olmazsa motorcuların çıkardığı gürültü kirliliğinden bir nebze olsa da kendimizi kurtarmıştık...

Son g
ünlerde hem bu motorcu güruha, hem de araba yarıştıranların yanına şimdi de markasını modelini bilemeyeceğim minibüs tarzı araçlar da eklendi... Üzerindeki yazılardan anladığım kadarıyla bu araçlar, lüks mekanları tanıtan araçlar... Onlar da caddede yüksek müzik sesiyle gezinmeye başladılar... Ancak bu araçlar gündüzleri aktifler...

Bu ara
çlar geçtiğinde ister istemez evimin balkonuna çıkıyor, belediye tanıtım araçları bir etkinlik mi yapıyor diye bakınıyorum... O tanıtım minibüslerini görünce kızıyorum elbette... Bu tesisatları o araçlara kim monte ediyorsa, onlara bu kadar yüksek sesle müzik dinlenilmeyeceğini ve bunun yasak olduğunu, böyle gezilemeyeceğini onlara söylemiyorlar mı bilemiyorum...

Velhasıl, daha yazın başı... Bir de tam sezona ge
çildiğinde sahillerdeki gürültüler de başlayınca bakalım Didim'in hali ne olacak, izleyip göreceğiz hep birlikte...


5 Haziran 2020 Cuma

Didim de saldı Corona'yı çayıra, artık bu milleti Mevlam kayıra...



Dünya daha Covid-19'la mücadele edememişken, 216 ülkede 6 milyondan fazla vaka varken, ölümler dünyada 400 bine yaklaşmışken, Türkiye'de 4.500 kişi yaşamını yitirmişken, salgın var gücüyle devam ederken, ülkemiz ilk dalgayı tam olarak atlatamamışken, Didim'de "Hayat Eve Sığar" uygulama programında bir çok yer "mavi" renge boyanmışken, "normalleşme" her yere yayılıp rehavetin ötesine geçilerek kısıtlamaların da birçoğunun kaldırıldığını görmüşken, diyeceğim o ki; "Didim de saldı Corona'yı çayıra, artık bu milleti mevlam kayıra..."

Didim'in her yerinde g
özlediğim şey şu ki; artık hiç kimse ne "corona"yı takıyor, ne de "covid-19" pandemisini... Corona deyince akla ilk gelen Atlantik ötesi Meksika'nın buz gibi "Corona birası”...

Adam 4'lemiş buz gibi birasını,  Cennet, Akvaryum, 2. koy, 3.koy keyif yapıyor, vermiş kendini g
üneşe, piliç misali her yerini kızartıyor...

Yollar 18 yaş altı gen
çlerle dolu, ne genci bebelerle dolu... Sokaklar oyun oynayan çocuk kaynıyor...

Yollar 65 yaş
üstü yaşlılarla dolu... Artık kim tutar emekli amcaları, teyzeleri, ablaları evlerinde... Önlem mönlem hak getire...

Çoğunluğun yüzlerinde artık "maske" de yok... Y
üzünde var olanlarda ise "maske", ya ağzında ya da boğazında... Varla yok arası yani ...

"Maske" ya resmi dairelerde, ya bankalarda ya da marketlerde, pazarlarda "laf olsun, torba dolsun" misali takılmakta... Bu yerlerde işini bitirmiş olan kişilerin "maske"sini takma yeri, pantolonun ön veya  arka cebi, ya da g
ömleğin cebi... Ya da işi biten "maske"nin yeni yeri Didim'in kalabalık sokakları...

Bodrum misali Didim'de de şezlong fiyatları g
ünde 1.000 TL olur mu bilemem ama, Bodrum'un güneşi ile Didim'in güneşi aynı deyip Didim'de güneşlenmeye ve denize gelecek olanlar Didim'i tıklım tıklım doldurduğunda (ki Şeker Bayramı sürecinden sonra Didim'e gelen araç sayısı 60 bine ulaştığının duyumunu aldım, her arabada iki kişi olsa 120.000 kişi eder bu, Didim'in kış ayı nüfusundan bile fazla) nasıl önlemler alınır, alınabilir mi işte artık orası da muamma...

Velhasıl, hi
çbir şey artık eskisi gibi olmayacak. Bundan böyle değil Didim'de, dünyanın herhangibir yerinde eskisi gibi hayat sürdürmeyi düşünenler varsa bence çok yanılıyorlar, yanıldıklarını da kısa süre içinde yeniden anlayacaklar...

"Bize bir şey olmaz. Bizde corona morona yok. Maske takıyoruz ya, ellerimize kolonya s
ürüyoruz ya, sosyal mesafeyi koruyoruz ya" demekle de iş bitmiyor...

Masken ağzındaysa burnundan, maske boğazındaysa ağzından bulaşıyor Corona belası... Eller her an  kolonyaya veya dezenfektana maruz kalamayacağı i
çin, sosyal mesafeler değil yarım metreye veya santimlere indiği için... Sarılmalar, kucaklaşmaşlar ve öpüşmeler başladığı için, önlemler de askıya alındığı için, bundan sonra bedava hayatlar yaşayacağımız kesin...

Didim'in yetkilileri halka fazla a
çık verip, halkın huzuru kaçırmak istemiyorlar ama, Didim'e bayram sırasında gelenler yüzünden karantina altına alınmış bölgeler ve evler var hala... Bulaş olmuş kişilerin peşine düşmüş sağlık çalışanları var... Demek ki neymiş, önlem mönlem kalkınca hopppp hızla bulaş yaşanıyormuş...

Didim halkına na
çizane tavsiyem;  Ne olursa olsun, sizin hayatınız başkalarından daha önemli ise,  önlemleri elinizden bırakmayın... Sosyal mesafenize dikkat edin, maskenizi boğazınıza değil, burnunuza ve ağzınıza takın... Kendinizi sürekli dezenfekte şekilde tutun... Başkalarının rehavetine ve rahatlığına kendinizi kaptırmayın... Kendinizi koruyup kollayın... Elbette keyif sizin, can sizin...

Kısaca s
özün özü; Didim de saldı Corona'yı çayıra, artık bu milleti Mevlam kayıra...