Yandaş kelime anlamı olarak birinden ya da bir şeyden yana olan, bir düşünceye, bir isteğe, bir oya katılan, onu destekleyen kimseye verilen sıfat veya addır... Yandaşlık da yandaş olma durumudur...
Son 8 yılda maalesef "yandaş" ve "yandaşlık" kavramı aldı başını gidiyor... Her şeye farklı iki yönden bakar olduk ne yazık ki...
Yandaşlık toplumun her alanına girdi... Yandaş bakkal, yandaş manav, yandaş kasap, yandaş market, yandaş avukat, yandaş savcı, yandaş hâkim, yandaş gazeteci, yandaş oyuncu, yandaş yazar, yandaş TV, yandaş radyo, yandaş sanatçı, vs.. vs.. vs..
Toplum; yandaş olan ve olmayan olarak tanımlanır oldu her alanda...
Kültür ve sanatta yandaşlık olur mu diyeceksiniz... Oluyor ne yazık ki...
Yandaş tiyatro eserleri, yandaş tiyatrolar ve yandaş tiyatro oyuncularının yanına şimdi de yandaş sinemalar, yandaş filmciler ve yandaş seyirciler de eklendi...
Hemen yandaş sinema, film ve yandaş seyirci olayını açalım...

Can Dündar'ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği "Mustafa" adlı film 29 Ekim 2009'da vizyona girmeden önce tüm yandaş TV kanallarında, internet sitelerinde "çocuklara Atatürk'ü sevdirtecek film 'Mustafa' vizyona giriyor, herkes çocuğunu alıp bu filmi gitsin" derken basına tanıtım bültenlerinde ise şunlar söyleniyordu:
.... "Ölümünün 70. yıl dönümünde Atatürk’ün Türkiye’ye, dünyaya ve yeni yetişen nesle tam anlatılamadığı, yapılan belgesellerin Türkiye ölçeğiyle sınırlı ve belli bir dönemle kısıtlı kaldığı" ....
.... "Atatürk’ün daha önce görülmeyen fotoğraflarına, hatıralarını yazdığı not defterlerine, yakınlarına yolladığı çok özel mektuplarına, günlüğüne, el yazmalarına ulaşıldığı" ....
.... "Geniş ve deneyimli bir kadronun Atatürk’e dair yazılan kitapları, yerli yabancı basını, diplomatik yazışmaları tarayarak objektif, sıcak bir hayat hikayesi anlatmaya çalıştığı" ....
.... " Atatürk’ten kalan eşyaların, anıların, çalıştığı karargahların, yaşadığı evlerin, geride bıraktığı belgelerin, sevdiği müziklerin, söylediği sözlerin titizlikle derlendiği" ....
Ve film vizyona girdikten sonra... O kadar çok tarihi hatalar yapıldığı, Atatürk'ü o kadar kötü tanıtan bir film olduğu ortaya çıktı ki... O yandaş TV'lerin ve internet sitelerinin Atatürk'ü bu kadar kötü gösteren "Mustafa" filmine neden bu kadar destek vermiş olduğunu ve AKP'li ve Fetocu güruh tarafından neden bu kadar beğeni topladığını, bir kez daha anlamış olduk...
Şimdi gelelim bugüne...
Bugünlerde senaryosunu, müziğini ve yönetmenliğini Zülfü Livaneli'nin yaptığı "Veda" filmi ve Turgut Özakman'ın yazdığı, Hamdi Alkan'ın yönettiği "Dersimiz Atatürk" filmi vizyonda...
"Veda" ve "Dersimiz Atatürk" filmi, "Mustafa" filminden tamamen farklı elbette...
"Mustafa" adlı film çeşitli saçmalıklarla ve uydurma hikayeler ile doluyken, filmde ATATÜRK’e utanmadan ve yüzsüzce “ Yemek yemeyi seven , hep sarhoş gezen, sarhoş olunca ağlayan, kadın düşkünü… …” iftiraları atılırken...
"Veda" filminde ise Salih Bozok’un anlatımıyla, Atatürk’ün hayatının dönüm noktalarının, vatanı kurtarmak için ölüme meydan okuyan bir kuşağın komutanının hikayesi, hiçbir abartıya kaçmadan yalın ve net bir şekilde aktarılmış...
"Dersimiz Atatürk" filminde ise yazar Turgut Özakman herkese şöyle sesleniyor: "Bu film sizlere Atatürk’ü doğru olarak yansıtmak için yapıldı. Bu filme ailecek gelin. Filmi gururla, zevkle, yararlanarak izleyeceğinizden eminim... Mustafa Kemal konusunda doğru, yalın bir film yapmak için hepimiz çok özen gösterdik..."
Kısaca, "Veda" ve "Dersimiz Atatürk" filmde bizlere gösterilen Atatürk ile Can Dündar'ın "Mustafa"sında gösterilen Atatürk arasında dağlar kadar fark olduğunu izlerken anlıyorsunuz...
Can Dündar'ın "Mustafa"sı vizyona girdiğinde yandaş medyada neden bu kadar sansasyon yaratıldığını bir kez daha anlamış olduk... "Mustafa" filminde Atatürk karalanacak, hafızalarımızdaki "Atatürk" imajı silinip yerine bambaşka bir "Atatürk" imajı empoze edilecekti...
Peki bunu başarabildiler mi? Elbette ki hayır... Başaramadılar...
Can Dündar da umarım rezil olmuş, utanmış ve biraz olsun sıkılmıştır...
Ancak bugünlerde tuhaf şeyler de oluyor sinemalarda...
Turgut Özakman'ın filmi "Dersimiz Atatürk" yeni çıktı ama onu bilemiyorum ama (yakında bu filmle de ilgili engellemeleri duyarız basından), "Veda" filmi çeşitli engellemelerle karşılaşıyormuş... Geçen haftalarda CNNTürk'te "Saba Tümer"in programına çıkan Zülfü Livaneli'de benzer şeyler söylemişti...
Engellemelere örnek vermek gerekirse;
"Veda" filmini oynatan bir sinemaya gidiyorsunuz ve herhangi bir matine için bilet almak istiyorsunuz... Ancak bilet yok... Sanıyorsunuz ki, filme çok rağbet var... Yer bulunamıyor... Ancak gerçek hiç de öyle değil... Sinema kaç kişilik ise o kadar bilet ayrılmış... Ancak film saati geldiğinde ne gelen var, ne de giden... Film başlarken tesadüf bilet bulup içeriye girenler ise sadece 3-5 kişinin varlığından söz ediyorlar...
Peki bu biletleri ayırtanlar kimlerdir? Neden gelip almazlar? Neden filmi izlemeye gelenlere bilet yok denir? Bunu anlayan varsa beri gelsin...
Bir örnek de İzmir'den...
Geçenlerde İzmir'de Palmiye AVM'deki sinema salonlarında filmin afişleri ve seans saatleri yazılı olduğu halde gişede filmin gösterimde olmadığı yanıtını almış sinemaseverler...
Nedeni ise İzmir Yüksek İslam Ens. ve İzmir İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin sinemanın tüm gösterimleri için bilet talep ettikleri ve ama "Veda " yerine "Eşrefpaşalılar" filmini izlemek istediklerini beyan edip sinemayı günlük kapatmışlar.
Geçen gün Vatan gazetesinin internet sitesinde "Veda'da şok iddia" başlıklı bir haber okudum... (Bknz: http://haber.gazetevatan.com/VEDAda_sok_iddia/294662/1/Gundem )
Eğitim-İş Samsun Şube Başkanı İsmail Tutoğlu, Atatürk’ü konu alan 'Veda' filmine öğrencilerini götürmek isteyen öğretmen ve idarecilere örtülü ve sözlü bir şekilde, milli eğitim müdürlüklerince, bürokratik zorluk çıkarıldığını ileri sürülüyor dedikten sonra yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bu tür baskıların ancak darbe dönemlerinde yaşandığını demokratik ülkelerde böyle bir uygulamanın olmaması gerektiğini belirtmek istiyoruz. Eğitim-İş olarak bu konu ile ilgili oluşabilecek sorunlarda tüm çalışanlara hukuksal yardımda bulunmayı taahhüt ediyoruz. Böyle bir olay antidemokratiktir... Eğitim İş olarak buradan çağrıda bulunuyoruz. Tüm Atatürkçü, aydın, demokrat, çağdaş, Cumhuriyet öğretmenlerini ve velilerimizi; öğrencilerine Atatürk’ü konu alan 'Veda' ve 'Dersimiz Atatürk' filmlerini izletmeye bu anti demokratik tavra karşı demokratik tavır göstermeye davet ediyoruz"
İşte kısaca durum bu... "Mustafa" filmine otobüs otobüs götürülüp Atatürk'le uzaktan yakından ilgisi ve alakası olmayan filmi izlettirilen öğrenciler, "Veda" filminden ise adeta kaçırılıyormuş...
Asıl merak ettiğim şey ise Turgut Özakman'ın "Dersimiz Atatürk" filmiyle ilgili... Bakalım "Veda"nın başına gelen engellemeler bu filmin de başına gelecek mi?..
Yazımın başlığına "Yandaş sinema, yandaş film ve yandaş seyirci ..." diye boşuna başlık atmadım...
Bu ülkede artık her alana "yandaşlık" kavramının yerleştiği kesin... Herkes bir şekilde birbirini kollar oldu bu yüzden...
Peki bu kavramı kim çıkardı? Bu milletin aklına "yandaşlık" fikrini kimler yerleştirdi? Bunun gelecekte getirisi ve götürüsü ne olacak?
Meydanlarda, "Yaradılanı severim Yaradan'dan ötürü" nutukları atanlar ve bu nutuklara ağlayanlar bu millete ne yaptıklarının farkında değiller mi?
Yazık, çok yazık... Gerçekten bu millet bunların hiçbirisini haketmiyor...
Ertan Yurderi





