DİÇEP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DİÇEP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2020 Çarşamba

“Dünya Günü”nün 50. Yılı’nda Didim gerçeği!..


Her yıl Nisan ayının 22'sinde dünyanın en büyük çevre hareketlerinden biri olan "Dünya Günü" - (Earth Day ya da "Mother Earth Day") kutlanıyor... Ve her yıl bir tema belirlenip, tüm yıl boyunca o temayla ilgili eylemler yapılıyor...

Aklınızdan ş
öyle sorular geçtiğini ve söylendiğinizi duyar gibiyim... "Her Allah'ın günü bir gün kutluyoruz, iyi de güzel kardeşim, bu Dünya Günü de ne ola ki, anlat da bilelim?"

Kısaca "D
ünya Günü"nün ne olduğunu anlatayım...

"D
ünya Günü"nün dünyanın en büyük çevre hareketi olduğunu yukarıda yazmıştım. Bu anlamlı güne dünyada her sene 1 milyar kişi katılıyor. "22 Nisan'ı Dünya Günü yapan şey de ne?" diye soracak olursanız, işte bu tarihsel süreci şöyle anlatmam gerekiyor...

1969 yılında San Fransisco'da d
üzenlenen Ulusal UNESCO Dünya Konferansı'nda bulunan aktivist John McConnell'in dünyadaki çevresel tehditlere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla ortaya attığı bir fikir ile bu süreç başlıyor. Bu fikrin arka planında kendisinin 1969 yılının son aylarında hazırladığı bir bildirge var... Bu bildirgeyi yazdıktan sonra yaşadığı yerin Belediye Başkanı'na sunuyor. (San Fransisco Belediye Başkanı Joseph L. Alioto). Tabii aradan birkaç ay geçiyor ve 1 Mart 1970 tarihinde bildirgenin San Fransisco'da yayınlanmasıyla şehrin dünyaca ünlü parkları "Golden Gate Park"a dünya bayrağı çekiliyor. Okullarda kutlamalar gerçekleşiyor. Böylece 22 Nisan, milyonlarca insanın katılımıyla bir kutlamaya dönüşüyor... Derler ki bu eyleme 20 milyon Amerikalı katılmış, çevre ile ilgili eylemler yapmış...

Daha sonra bu bildirge
özel bir sunumla UNESCO Dünya Konferansı'na aktarılıyor ve Birleşmiş Milletler'ce de kabul görüyor... 1970 senesinde bu ilk eylemler, beraberinde "Temiz Su Kanunu", "Temiz Hava Kanunu", "Tehlikede Olan Türler Kanunu" gibi kanunları da beraberinde getiriyor.

22 Nisan tarihinin belirlenme hik
âyesi de var. İlk önceleri gece ve gündüzün eşitlendiği 21 Mart (ekinoks) günü öneriliyor. Fakat Gaylord Nelson (Wisconsin Senatörü) desteği ve Denis Hayes'in organizatörlüğünde bu tarih 22 Nisan 1970 olarak belirleniyor.

Neyse efendim o g
ünlerden bugüne kadar gelen kutlamalar ilk günlerdeki sinerjisini kaybetmiş olsa da, biz Didimli çevreciler (DİÇEP) olarak bu “Dünya Günü”nü unutmayıp hatırlayanlar olarak anlatmaya ve anmaya devam ediyoruz...

4 sene
önceki etkinlik temamız "Dünya için Ağaçlar"dı... 2016'dan bu yana her dakika dünyada küresel anlamda 48 futbol sahası kadar orman kaybettik, hâlâ kaybetmeye de devam ediyoruz... Gerek dünyada, gerekse Türkiye'de yapılan çevre katliamlarını duymayan yok gibi... Hatta şu an Çernobil bölgesinde yanan ormanlar Nükleer Santral'e kadar ulaştı... Resmen çıkan dumanlar Avrupa'nın ve Türkiye'nin belli bölgelerinde yağan yağmurlarla birlikte hem toprağa, hem suya, hem de havaya karıştı karışacak... Covid-19 yetmezmiş gibi bir de bu felaketle uğraşmak zorunda kalacağız ileride...

D
ünya ile birlikte eyleme geçtiğimiz 2016'daki hedefimiz, 2020 yılına geldiğimizde gezegenin nüfusunun erişeceği 7.8 milyar insan için birer ağaç dikmiş olmaktı... Ama heyhat!.. Geçtiğimiz sene, gerek Avrupa'da, gerek Amerika kıtasında ve gerekse de Avustralya'da milyonlarca ağaç yandı, canlı türlerinin çoğu yanarak kül oldu...

Gerek T
ürkiye bazında, gerek Aydın ili ve gerekse de Didim bazında insanlar tarafından oluşturulan çevresel katliamlardan bahsetmek dahi istemiyorum, duymayan, bilmeyen kalmadı çünki...

Neyse 22 Nisan "D
ünya Günü"nü anlatmaya geriye dönelim isterseniz... 2017’nin teması Çevre ve İklim Okuryazarlığı” idi. 2018’in teması “Plastik Kirliliğe Son Ver” ve son olarak 2019'un teması da “Türleri Korumak” ile ilgiliydi... Bu son senelerdeki konularda neler yapıldı, neler edildi, neler kabul edildi, her şey gizli bir muamma... Ne siz sorun, ne de ben anlatayım...

2020 senesinin eylem teması ise "iklim değişikliği"ydi... Bu iklim değişikliği eylem teması, insanlığın geleceği ve d
ünyamızı yaşanabilir kılan yaşam destek sistemleri için en büyük zorluğu temsil ediyordu. Ancak bu eylem temasıyla ilgili bir şeyler yapacağımız sırada covid-19’a esir olmuş şekilde evlere kapanıp, kaldık.

Koronavirüs bizi mesafemizi korumaya zorlasa da, sesimizi düşük tutmaya zorla
yamayacaktır. Ayrı ayrı yerlerde olabiliriz, ancak dijital medyanın gücü sayesinde, her zamankinden daha fazla birbirimize bağlıyız. Dünya dijitalleşirken, hedefimiz aynı kalıyor: Dünyada bir fark yaratmak için, en anlamlı eylemleri yapmak üzere seferberlik başlatmak.
Nerede olursak olalım, toplu olarak ya da birey olarak bir fark yaratabiliriz. Kesinlikle hiçbirimiz yalnız değiliz, BİR'likte, Dünya'yı kurtarabiliriz.

Doğayı mahvettiğimiz için karşımıza çıkan bu
Corona virüsü, bundan sonra olacakların da habercisi. İnsanlar evlerine kapandılar ama ekonomik faaliyet adı altında doğaya saldıranlar Türkiye'de olduğu gibi, dünyanın hemen her yerinde saldırılarına devam ediyorlar.

Bizler de, Didim’de, evlerimizdeki musluklardan içilemez suların aktığı küçük dünyalarımızda, Dünya Günü’nü karşımızdaki virüsle nasıl mücadele edebileceğimizi düşünerek geçiriyoruz. Belki de düşünmemiz gereken, denizlerimize balık çiftlikleriyle verilecek zararın sonucundan nasıl etkilenebileceğimizdir. Kim bilir? Bugünden
gelecek için bir şeyleri kestirebilmek mümkün mü?

Bu t
ür kampanyalar ve temalar vasıtasıyla artık çevre sorunlarının eskiye oranla çok daha fazla insan tarafından bilinir hale geldiği zamanlar içindeyiz... Ama ya sonuç?

Çevresel sorunların geldiği aşamaya baktığımızda bunların çözümüyle ilgili temenniden öteye geçebilmek için tabandan tavana örgütlenen mücadelelerle her yeni doğan gün ile birlikte mücadeleyi azimle ve hırsla sürdürmemiz gerek. Yeter ki mücadeleye dayanabilecek sağlıklı yaşamlarımız olsun ve BİR'lik içinde hepimizin ortak evi gezegenimiz için bir iyilik yapmak niyetinde olalım…

Bu vesile ile 22 Nisan "Dünya Günü"nüzü kutluyorum... Hepimize kutlu olsun...


23 Mart 2020 Pazartesi

Didim’de kıyılar halka bırakılmalı, otellere değil!..





Ege’nin şirin ilçesi sayılan Didim ilçemiz  bir yandan covid-19 ile mücadele ederken, bir yandan da yeni yaz sezonuna hızla hazırlanıyor… Ancak benim de anlayamadığım şeyler de yaşanıyor şu sıralar Didim’de… Çevre konusunda duyarlı biri olduğum için olağanüstü tedbirler yaşadığımız şu günlerde kavramaya çalışıyorum…
Hani kıyılar halkındı? Hani kıyılarda 50 metreye kadar yapılaşmaya izin verilmeyecekti? Hani kıyılar, beach’lerin ya da otellerin tapulu malı değildi?..

Biz Didimliler olarak yaz aylarının çeşitli günlerinde Didim’in çeşitli koy ve mevkiilerinde denize girmeyi severiz…  Bu koylar kamunun olduğu için özgürce denize girilebiliniyor… Ancak bazı yerlerde de denize girebilmek için ya para ödemeniz lazım, ya da korumalardan dayak yemeyi göze alıp ücret ödemeden oralardan faydalanmanız… Tabii birinci ve ikinci dediğim şeyler bize uymadığı, bizlere ters geldiği için bizler de ancak kamuya açık olan alanlardan denize girenlerdeniz…
Gerçi Didim Belediyesi geçenlerde çok güzel bir çalışma yaptı, Didim ve çevresindeki kıyılardaki yeni ve eski yapılaşmalar için önlemlerini aldı da biraz yüreğimize su serpildi. Bu sene yaz ayında daha çok yerden denize girebilme şansını yakalayacağız…
Bu arada daha düne kadar, Didim’in Yeşilkent mevkiinde Red Beach Bar’ının yanındaki arazinin önünden denize hiçbir ücret ödemeden girebiliniyordu. Oradaki açık alanda hiçbir yapılaşma ya da bir sahiplenilme de yoktu…
Ancak dünkü o güzel havada hem  biraz temiz hava almak, hem de sessiz ve sakin yerde soluklanmak için o mevkiiye gittiğimde Red Beach Bar’ın yanındaki eski The Roxy Hotel ile Red Bar arasına bir şeylerin yapıldığını görünce canım sıkıldı…
Oraya yapılan şey sanırım otele gelen müşterilerin deniz kıyısında güneşlenebilmesi için olan türden… Alt tarafına beton atılacak, üstüne demir profiller konulacak ve onun da üstüne plastik lambriler döşenecek gibi duruyor…
Bahsettiğim bu alanın kamuya açık bir alan olduğunu düşünüyordum. Otelle bir ilgisi var mı bilmiyorum… Ya da oraları birileri Beach’e mi dönüştürüyor onu da bilmiyorum… Çünkü bu sorularıma yanıt verebilecek yetkili birilerini göremedim, orada çalışanlar da sorularıma yanıt vermekten çekindiler… Ayrıca yürüyerek geçilebilen yolun bütünüyle kapanacak olması, doğal örtüyü bozup, çevreyi kirletmeyecek mi? Bahsettiğim bu yere yaz sezonu içinde şezlong konulursa ve orası da paralı olursa hiç şaşırmam…
Didim bu tür uygulamalarla var olan doğal kıyılarını bir bir kaybediyor, kaybedecek gibi de görünüyor… Denize girilecek yerler de birer birer Didim’de yaşayanların ellerinden bir şekilde alınıyor… Bu tür çalışmalara şimdiden önlem almak gerek… Bizler de bu konuda hassas davranıp sesimizi duyurmalıyız ki, yetkililer önlem alabilsinler…
Bu arada bugün yine işlerim için dışarıdaydım. Bankaların geç mesaiye başlaması dolayısıyla banka önlerinde yığılmalar gördüm. Ayrıca Didim’in tek PTT’si önündeki kalabalık fazlaydı. PTT’nin önündeki ATM’de para kalmamıştı, yetkililere bildirdim. İçerdeki ATM’yi kullanabiliyorsunuz… PTT Kargo’nun da orada olması sıkıntı yaratıyor sanırım. Kalabalık bu yüzdendi…
Hepinize corona’sız sağlıklı mutlu günler dileklerimle…