Sansür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sansür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2011 Cuma

Sansür sansür üstüne, bu sansürün aslı ne?


Türkiye’deki erişim sağlayıcılara Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kanalıyla gönderilen bir elektronik postayla içinde bazı sakıncalı kelimelerin geçtiği internet sitelerinin hostinginin, yani barındırılmasının yasaklanması konusunda karar alındığı, bu kararla birlikte eğer alan adının içinde bu kelimelerin geçtiği sitelerin barındırılması durumunda servis sağlayıcının ceza alacağı belirtilmiş...

Bu karara göre içinde yasaklı kelimeler barındırıyor diye milyonlarca site bir anda kapatılabilinirmiş...

Ayrıca bundan böyle herkes kafasına göre alan adı da alamayacakmış...

Bu haberi ve yasak kelimeleri okuyunca benim gibi siz de çok şaşıracağınızdan eminim...

En basit örneği vermem gerekirse; bu yönetmeliğe göre içinde sakıncalı kelime geçiyor diye besiktas.com bile kapatılabilinir haberiniz ola...

İşte Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın erişim sağlayıcılara gönderdiği o mektup:

Sayın YETKİLİ,

 
Bilindiği üzere, 04/05/2007 tarih ve 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"a dayanılarak çıkarılan “Telekomünikasyon Kurumu Tarafından Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”, 24 Ekim 2007 tarihli ve 26680 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

İnternete açık hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan/işleten gerçek veya tüzel kişiler yer sağlayıcıdır.

Yer Sağlayıcılığı hizmetini ticari olarak yapmasa bile web sitelerini kendi sunucularında barındıran gerçek veya tüzel kişilerin Yönetmelik gereğince Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi almaları gerekmektedir.

İlgili Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında; “26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; İntihara yönlendirme (madde 84), Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra), Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190), Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194), Müstehcenlik (madde 226), Fuhuş (madde 227), Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228) suçları ile 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar,” erişimin engellenmesi konusu olabilecek suçlar olarak katalog halinde sayılmıştır.

İlgili Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; Yayınlar;

a) İnsan onuruna, temel hak ve hürriyetlere saygılı olmalıdır.
b) Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimini zedeleyecek türden içeriklere yer vermemelidir.
c) Ailenin huzur ve refahını sağlayan hususlara zarar verecek nitelikte olmamalıdır.
ç) Kişileri, uyuşturucu madde bağımlılığı, fuhuş, müstehcenlik ve kumar gibi kötü alışkanlıklara teşvik edici olmamalıdır.

Şeklindedir.

Buna göre barındırdığınız alan adlarında İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içeriklerin bulunmaması gerekmektedir.

Aşağıda İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içerik bağlamında değerlendirilebilecek kelime gurupları verilmiştir. Bu kelime guruplarını barındıran içeriklerin çıkarılması ile ilgili alan adlarının hizmetine son verilmesi ve son durumun mail ile tarafımıza iletilmesi gerekmektedir.

Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ilgili CEZAİ müeyyideler ile karşı karşıya kalınabileceği unutulmamalıdır.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı


Yasaklı sözlük listesinin tamamını görmek için de buraya tıklayın.

Yukarıdaki listeye tıklayıp baktıysanız bu kelimelerin içinde gerçekten küfür sayılan kelimeler bulunurken aslında sakıncalı kelimelerle uzaktan yakından alakası olmayan kelimeler de bulunduğunu görebilirsiniz...

Bu kelimeleri incelediğinizde üç grupta toplandığını görürsünüz...

Birinci ve ikinci grup içeriği ne olursa olsun alan adının içinde geçmemesi gereken kelimeler, üçüncü grup ise başlıkta bu kelimeler geçiyorsa mutlaka incelenmesi gereken ondan sonra barındırılmasına izin verilen kelimeler.

Teknoloji Gazetesi http://www.tknlj.com/ un konuyla ilgili alan adı satışı ve kurumsal / bireysel barındırma hizmeti sağlayan Ontek firmasının sahibi Murat Deligöz'le yaptığı konuşmada, "Bu gönderilen maddeyle yaşamalarının çok da mümkün olmadığını" söylemiş...

Deligöz kendi hazırladıkları teknolojiyle 1.8 milyon internet sitesini hemen sorguladıklarını, gelen yönetmelikle bunların 90 bininin hemen bugün kapatılması gerektiğini vurgulamış...

Düşünebiliyor musunuz bu sadece 1.8 milyon internet sitesine sahip bir hosting firması... Türkiye'nin tamamını düşünürsek, bunun gibi yüzlerce hosting hizmeti veren firmalar var...

Bu firmaların hepsi bu yasaklı kelimeleri kendi sistemleri içinde soruştursalar milyonlarca sitenin bir anda kapanması söz konusu olabilir...

Birbirlerine bağlı çalışan internet sistemleri belki de çökebilir...

Gerek ilgili Kanun'un ve gerekse Telekomünikasyon Kurumu tarafından yürürlüğe koyulan Yönetmeliği'n ilgili kurullardan geçişleri sırasında, çok bilen akil kişiler bu yaptıkları hata zincirinin farkındalar mıydı bilmiyorum ama, siteler teker teker kapanınca ne yaptıklarını çok iyi anlayacaklarından eminim...

İnternete sansürsüz günler dileğimle ...

Ertan Yurderi

17 Nisan 2011 Pazar

FFF tipi veya RRR tipi internet mi geliyor?





İnternette gezinmek için WWW 'nin ne anlama geldiğini bilmeyen kalmamıştır umarım...

World Wide Web (dünya çapında ağ) adı verilen bu sistem, internet üzerinde herhangi birinin okuyabileceği bilgiler yayınlayan, serbestçe organize edilmiş bilgisayar sitelerinden oluşan dünya çapında bilgi iletişim grubunun ortak adıdır...

Durum böyleyken Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ne yapmak istediğinin farkında mıdır? WWW (dünya çapında ağ) yerine kendi düşünce sistemlerine göre FFF tipi yoksa RRR tipi bir iletişim ağı mı kurulmak istenmektedir?

1976 yılından bu yana sistemli ve düzenli bir bilgisayar kullanıcısı olarak, BTK'nın "İnternet'in Güvenli Kullanımına Dair Usul ve Esaslar Taslağı"nı hazırlayıp Türkiye'deki tüm internet kullanıcılarına bunu uygulamak istenmesini anlayamadığım gibi ayrıca bunları paketlere ayırıp sunmasını da çok absürd bulduğumu belirtmeliyim...

Benim ne düşünüp ne düşünmeyeceğimi, hangi internet sitelerinin benim için faydalı veya zararlı olduğunu, hangi siteleri ziyaret etmem, hangilerini etmemem gerektiğini bana öğretmelerini ve YURTİÇİ seçeneği de kurarak, sanki YURTDIŞI internet çıkışımı da kontrol altına alıp, YURTDIŞI erişimli sitelere erişimimi hangi hakla engellemek istediklerini de anlayabilmiş değilim...

Bu tasarıyla yapılmak istenen filtreleme olayından da anladığım şey SANSÜR'den başka bir şey değildir...

IPS İletişim Vakfı'nın Danıştay'a başvuru yapıp bu taslağı yürürlüğe girmeden iptal ettirmesini can-ı gönülden destekliyorum elbette... Umarım Danıştay'dan bu konuda kullanıcılar lehine olumlu karar çıkar...

Şayet Türkiye demokratik bir ülke ise, İnternet kullanıcılarının düşünce özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı engellenmemelidir...

Ayrıca Türkiye'de bireylerin, kurumların ve şirketlerin bilişim alt yapılarını istedikleri şekilde oluşturmaları ve istedikleri servislerden yararlanmaları da engellenemez...

Bu taslakla uygulanmak istenen SANSÜR ise ülke ekonomisine de kabul edilemez bir bedel yükler...

Böylesi hukuka aykırı, ölçüsüz ve keyfi filtrelemeler, demokratik hukuk devletinde kabul edilemez bir gerçektir...

Filtreleme kullanılarak erişim engelleme, hukuka aykırı içeriği engellemede yetersiz bir yöntem olduğu da kabul edilmelidir.

Bugüne kadar uygulanan mevcut engelleme yöntem ve araçlarının hiçbiri hukuka aykırı olduğu veya çocuklar açısından uygun olmadığı iddia edilen içeriğe ulaşmayı engelleyecek etkili bir çözüm sunmamıştır.

Erişim engelleme ile iddia edilen suçu işleyenden ziyade tüm internet kullanıcıları cezalandırılmaktadır.

Eğer filtre kullanımı gerekli görülüyorsa, bu kullanım bireyler tarafından kendi kişisel bilgisayarları üzerinde gerçekleştirilmelidir.

Ayrıca, her seçenek için filtrelenecek siteler listesi BTK tarafından belirlenip kamuoyuyla paylaşılmaması da kamuoyunda pek çok olumsuzluklar yaratacağı gibi internet kullanıcıları da bu engeli aşabilmek için çeşitli çareler denemeye zorlanacak, farklı DNS adresleriyle bu filitrasyonu aşmaya çalışacaklardır.

SANSÜR anlamına gelebilecek bu tür engelleme kararları sadece hukuka aykırı olduğu iddia edilen içeriğe değil, bu sistemlerin tümünün çalıştığı tek bir alanın içeriğinde bulunan milyonlarca yasal sayfa ve dosyaya da erişimi imkânsız kılması söz konusu olduğu için Anayasa’da öngörülen ve AİHM tarafından geliştirilen zorunluluk ve orantılılık testlerinin gereğini de yerine getiremeyecektir.

Öncelikle çocukları hukuka aykırı ve zararlı İnternet içeriğinden korumak amacıyla hazırlanan 5651 Sayılı Kanun ve SANSÜR'le eşdeğer uygulamaları hemen kaldırılmalı, sonrasında da BTK'nın hazırladığı bu yasa tüm internet kullanıcılarını da içermeden hemen geri çekilmelidir...

Çünkü bu engelleme politikası, hükümetin çocukları koruma amacının çok çok ötesine geçmiştir...

Uygulamada yaygın olarak görünen sonuç, hukuka aykırı olmayan içeriklerin milyonlarca kişi tarafından kullanılan servislere yetişkinlerin erişiminin ve bu servislerin kullanılmasını da engellemiştir...

Kısaca çocukların ve ailelerin zararlı içerikten korunması için öngörülen devlet politikası YETİŞKİNLERİ ASLA ETKİLEMEMELİDİR...

Hükümet, kendi mevcut politikası yerine, çocukları gerçekten zararlı İnternet içeriğinden korumak için yeni bir politikayı katılımcı bir şekilde geniş kamuoyu desteği (sivil toplum, akademik ve özel sektör) ile geliştirmelidir.

Geliştirilecek bu yeni yapılanma, çoğunluğun ahlaki değerlerini diğerlerine dayatacağı bir çalışma olmamalıdır.
İnternet düzenlemesine ilişkin yeni politika, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE ve YETİŞKİNLERİN HER TÜRLÜ İNTERNET İÇEREĞİNE ERİŞİM VE TÜKETİM HAKLARI'na saygı temelinde geliştirilmelidir.

Bu ilkeleri içeren yeni politika, şeffaf, açık, katılımcı ve çoğulcu bir yöntemle belirlenmeli ve hayata geçirilmelidir.


Elbette, vatandaşların Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerini korumak hükümetin ve idarenin asli görevidir. Bu güvencenin sağlanmaması halinde sorumluların istifa etmesi demokratik bir toplumun zorunlu sonucudur.

Bu nedenle, yukarıda saydığım İNSAN HAKLARINA SAYGILI VE BİREYLERİN İLETİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜ de gözönünde tutularak alınacak önlemler en kısa sürede alınmalı, alınmamaları halinde de oluşabilecek gelişmelerden sorumlu olarak Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı İnternet Daire Başkanı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı, Ulaştırma Bakanı ve ilgili yöneticilerinin istifa etmesi zorunluluk hale gelmelidir...

SANSÜR'süz, SINIRSIZ ve ÖZGÜR bir internet dileğimle ...

Ertan Yurderi

30 Ocak 2010 Cumartesi

Twitter, sansürlenebilir mi?



Tivitır tamamen sansürsüz bir mikro blog sitesi olma özelliğini ve popülerliğini tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sürdürüyor...

Tivitır'ın özel yaşamın mahremiyetine bu kadar sınırsızca dalıp girmesinden sonra Türkiye'de sansürlenmesi şimdilik pek mümkün görünmese de, günün birinde tıpkı feysbuk kullanıcılarının başına gelenler gibi şeyler tivitır kullanıcılarının da başına geldiğinde sansürlenme yoluna gidilir mi, gidilmez mi işte orasını bilemem...

Bu "sansürleme" işinin garantisi yok çünki... Günün birinde ekranlarımızda "Bu siteye erişim mahkeme kararı ile engellenmiştir" yazısı görürsek hiç şaşmayalım...

Çünkü, daha şimdiden kamuoyunda popülerliği ile tanınan birçok sanatçı, gazeteci ve diğer ünlüler, adlarına açılan tivitır üyeliklerinde "ortaya karışık" yazılanlar yüzünden seslerini çıkartmaya başladılar bile... Bunu gazete köşelerindeki yazılarında ve TV ekranlarında "Ben feysbuk kullanmıyorum, tivitır ise hiç mi hiç kullanmıyorum" diyenlerin sayısı giderek artıyor haklı olarak...

Bizim millet çok mu saf, yoksa çok mu uyanık anlayabilmiş değilim... Veya neden böyle başkasının kimliğine bürünüp başkalarını aldatma yoluna gidiyorlar, onu da çözebilmiş değilim...

Bakın, Çin ve İran’da kısmen de olsa hem feysbuk hem de tivitır sansürleniyormuş…

İnsanların birbirleriyle fikir alışverişinde bulunmalarına, sosyalleşmelerine ve paylaşımlarına bu tür rejimlerin yöneticilerinde tahammül yok anlaşılan...

Çin'in ve İran'ın kısmi yasaklama getirmesinden sonra tivitır sitesinin kurucusu ve CEO'su Evan Williams, Dünya Ekonomi Forumu'nda yaptığı açıklamada sansüre tamamen karşı olduğunu söylemiş... Çin'de ve İran'da uygulanan bu kısmi sansürden rahatsız olduklarını ve kısa süre içerisinde bu sorunu ortadan kaldırmak istediklerini de sözlerine eklemiş...

Tabii bu konuda ne kadar başarılı olur, olmaz, orasını ben bilemem de, benim ülkemde doğru dürüst tivitır kullanmama yüzünden yasaklanma getirilirse işte o zaman üzülürüm...

Çünki her şeyin suyunu çıkarmaya müsait bir millet olduğumuz için önce feysbuk'un sonra tivitırın da suyunu çıkarmayı elbirliğiyle becermeye aday gibi görünüyoruz...

Şayet günün birinde tivitır konusunda kafası bozulan bir kişi yukarıda saydığım haklı sebeplerden dolayı dava açmaya kalkarsa... O zaman 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da belirtilen suçlar kapsamında verilen erişimin engellenmesi kararı alınır... Kararı veren hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından gereği yapılmak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na gönderir ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nca bu kapatılma işlemi yerine getirilir...

Neyse ben fazla şom ağızlılık yapmayayım... İnşallah bu tür şeyler olmaz ve site kapatmaları ülkemizde artık hiç yaşanmaz...

Ama yine de bu satırları okuyanlara şu soruyu sorayım ve bu konudaki fikirlerinizi alayım...

Günün birinde tivitır, Türkiye'de de sansüre maruz kalsa, bunun mantıklı bir açıklaması olur muydu sizce?..

Ertan Yurderi

7 Mart 2007 Çarşamba

Youtube değil, Türklere ceza



Atamıza yapılan haksız saldırı elbette yanıtsız kalmayacaktı... Birçok genç ve yetenekli internet kullanıcısı, gerekli olan cevapları bir şekilde veriyordu, bu eyleme birçok gazetede de yaptığı yayınlar sonucu destek oluyordu... Sonuçta ne oldu, bu hakaret dolu video görüntüsü siteden kaldırıldı... Ayrıca Youtube de özür diledi...

Ancak yine bunun faturası Türk halkına kesildi... Youtube, alınan mahkeme kararıyla Telekom tarafından dün akşam geç saatlerinden itibaren engellenmeye başlandı...

Uluslararası hukuksal anlamda Youtube'la mücadele edilmek varken, Telekom bu yasakçı zihniyetin aldığı kararla sitenin ulaşımını bir şekilde engelledi... http://208.65.153.251/ ip numarası ile giriliyor, ancak şu an hiçbir videoya ulaşılamıyor.

Şu an yabancı haber ajansları da bu yasakçı zihniyetle haberlerini hazırlayıp yayına soktular bile... Bu yasakçı zihniyetle alay ediliyor resmen...

Elalem giderken aya, biz kalıyoruz yaya misaliyiz hepimiz şu an...

Bugün Youtube'yi engelleyen zihniyet yarın da Google'da engellerse ne olur? Çünki Google'da da aradığınız her şeyi buluyorsunuz...

Böyle gereksiz endişelerle siteleri kapatmak biz Türk halkına hiç mi hiç yakışmıyor...

Bu arada hemen aklımıza şu sorular geliyor... "Atatürk'ü korumak" adına acaba "toptan sansür"e mi doğru gidiliyor...

Daha sırada hangi siteler var, bilmek istiyoruz... Ayrıca da biz böyle adam edilmek istemiyoruz...

Siz ne kadar yasaklarsanız yasaklayın, iyi bilgisayar bilgisinin yanında interneti iyi bilen kullanıcılar yeni DNS'lerle ve yurtdışı IP'leriyle yine Youtube'ya girmeye devam da ederler... Edeceklerdir de... İnsanların haber alma özgürlüğünü kısıtlayamazsınız çünki...

Ertan Yurderi