Babişko etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Babişko etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2010 Salı

Twitter & Catwitter



Ne zaman tivıtır başına geçsem, evin kuyruklu oğlusu Şanslı yanıma geliyor, "Ben de izleyebilir miyim seni babişko" diyordu...

İlk önceleri pek anlam veremiyordum tabii ki bu düşüncelerine... Yanımdan ayrılmak istememesinin sebebini, benimle birlikte olmak istemesine bağlıyordum...

Sonra sonra durumu çaktım elbette...

Evdeki aile sohbet ortamlarında tivitırı hane halkına anlatırken, "kuş", "cıvıltı", "cıvıldamak" gibi şeyler anlatılırken, meğersem benim anlattıklarıma "kulak kabartan" evin kuyruklu oğlusu, işi çakozlamış...

Hani işin içinde "kuş" ve "cik cik cik" öğeleri olduğundan, "Şunları bir izleyeyim, belki komşuda pişer, bana da düşer" diye düşünmeye başlamış...

Başlamış için için beni izlemeye... Hatta işi iyice abartıp, ekran karşısında da beklemeye bu yüzden başlamış...

İşi kısa zamanda çözdüm tabii ki...

Ama gel gelelim bunu evin kuyrulu oğlusu Şanslı'ya anlatamadım...

"- Oğlum bunlar kuş değil, insan... Bak cıvıl cıvıl yazı yazıyorlar... Sana gelmez, 'her insanın eti yenmez" dedimse de dinletemedim gitti...

- Hayır babişko, onlar tweety kuş ve benim canım 'whiskas' mama değil, 'kuş eti' yemek istiyor...

"- İyi ama boşuna 'mıkırık mıkırık' diye bağırma, onlar seni duymazlar, isteklerini anlamazlar..."

"- Hadi hadi babişko, sen işine bak, ben seni izleyeceğim..."

Başladı beni izlemeye... İşi abarttıkça abartıyor tabii ki de...


Bilgisayar değiştiriyor, diğer bilgisayara geçiyorum... Yine başımda...

"- Bak gördüm mü, @......... sana bir şey yazdı... Onu yiyim mi..."
"- Oğlum o insan, sana anlatamadım galiba..."

"- Ba ba, ba... Gördüm mü, ......... o da bir şeyler yazıyor, onu da yiyim mi..."
"- Oğlum onlar da insan, yeter artık..."

"-  Babişko ya, bana doğruları anlat... Onlar gerçek 'kuş' değil mi?"
"- Hayırrrrr!... Yetti artık Şanslı sen git, bak 'Aşk-ı Memnu' başlamış, onu izle..."
"- Tamam tamam babişko, ben hiç konuşmayacağım, sadece izleyeceğim, söz..."

Tabii ki dayanamıyor, yine başlıyor bu sefer catweet'lemeye...

"- Mıkırık, mıkırık, mıkırık... Mouwww... Mıkırık, mıkırık..."
"- Yeter artık Şanslı, çeneni kapa..."

"- What's up meeennnnn?"
"- Başlarım senin what's up'ına da, catwitine de, babişkona da, yeter artık ulan, sus, çeneni kapa, milletin yazdıklarını okuyamıyorum, okusam da senin yüzünden anlayamıyorum..."
"- Tamam sustum babişko..."

Bu muhabbet her gün böyle gidiyor...
Evin kuyruklu oğlusuna tivitırdakilerin "kuş" olmadığına bir türlü ikna edemiyorum...

Bir an önce programcıların catwitter programını hazırlamalarını ve piyasaya sürmelerini dört gözle bekliyorum... Bekliyorum ki, Şanslı yakamı, paçamı ve beni rahat bıraksın...

Siz siz olun, evdeki kedinize sakın tivitırdan bahsetmeyin... Bırakın o sizi MSN'de veya feysbuk'ta yazışıyor bilsin...

"- Babişko no'lur bir kerecik, azıcık ısırsam şunları..."
"- Oğlum yazı burada bitti... Hadi sen git tavuklu whiskas'ına takıl ve sonra da zıbar yat, beni rahat bırak..."

- Mouwww, mouwww, @?/%*\~@@@uwwwww!...
"- Vay kedioğlu kedi!.. Bana küfür ha!.. Ben de senin ebeni ...."

Ertan Yurderi & Şanslı 

23 Kasım 2004 Salı

Nankördür derler kedilere ama...




Nankördür derler kedilere ama...
İyidirler ve sevdi mi tam severler...

Kedim, canım kedim... Şanslı... Dört ayaklı sarışın tekirim benim... Yakışıklı mı yakışıklı... Bitirim mi bitirim... Çapkın mı çapkın... Üçkağıtçı mı üçkağıtçı... Kendini insan zanneden kedi mi, yoksa bize insan olduğumuzu hissettiren kedi mi... Her ikisi de belki de yaşantımızın...

Evimi evi bildi... Beni, eşimi ve kızımı ailesi bildi... Sevdi mi sevdi, sevdi... Sevgisini herkese eşit mi veriyor? Hayır... Nabza göre şerbet misali...

Kızımı abla biliyor bilmesine de ama biraz kıskanarak seviyor ablasını, aslında kızım da onu kıskanıyor, bana sevgisini daha fazla verdiği için...

Eşimle ilişkilerine gelince... Ben yokken, eşimin peşinde "anneeaawww anneeawww" diye mırıldanarak dolaşan, eşimin annelik içgüdülerini okşayarak ona her istediğini yaptırtan, fırsatını bulduğunda da eşimin kucağını cennet yatağı belleyip üzerine atılıp orada doyasıya uyuyan...

Ben geldiğimde ise, annesine benim yanımda bir anne gibi terbiyeli davranan... Dedim ya, nerede ne zaman, nasıl hareket edeceğini bilen, sevgisini eşit paylaşmayı seven bir kedi...

Benimle ilişkilerine gelince... Beni kendine dost, arkadaş hatta ileri giderek eş bilen, her türlü cinsellik gücünü üzerimde tatbik etmeye kalkışan, istediğinde seven, istediğinde döven, istediğinde öpen, istediğinde de küsen bir ilişki tarzını seviyor... Akşamları eşimden ve kızımdan daha fazla beni camda ve kapıda bekleyen, ayakkabılarımı çıkartmama bile tahammül gösteremeden üzerime atlayıp, beni öpen bir kediden bahsediyorum...

Akşam iş dönüşü yediğim akşam yemeğinden sonra üzerime çöken rehavetle tv karşısına geçtiğimde kucağıma mırıldanarak gelip, bana çıkarttığı çeşitli nağmeli mırıldanmalarıyla şekerleme yaptırtan ve üzerimdeki günün yorgunluğunu çıkartan bir kedi...

Zaman zaman küseriz... Neden mi? Ona olan ilgimin biraz azalmasına şahit oldumuydu, döner kıçını oturur.. Hiç pas vermez... Suratını asar.. Yalvarsan dönüp bakmaz... O zaman alırım kucağıma başlarım ben onu sıkıştırmaya, gözgöze gelmek bile istemez... Kafasını çevirip durur, küser de çok kolay, barışmaz da kolay kolay... Yalvartır durur beni kedioğlukedi... Neyse sevdiği mamayı veya sevdiği oyuncağını önüne koydum mu, küslük biter, sevgisellik başlar...

Daha ne diyeyim... Neler edeyim... Neler anlatayım Şanslı'ya dair... Kedi mi, yoksa sevgi yumağı mı Yaradan'ınım bana bahşettiği Şanslım, dört ayaklı, bir kuyruklu, kaytan bıyıklı, bal gözlüm...

İyi ki var evimde ve yaşıyor bizlerle, kendilerini sevgi eksikliğine gardiyan tayin etmiş olanlara inat mı inat...

Ulan Şanslı... Ne Şanslı adamsın be... Bak senden bahsediyorum her an, her şekilde, her yerde... İyi ki VAR'sın be oğlum... Mutluyum, sevgiye dair seninle...

Babişkon... Mırrrrrrr.....

Ertan Yurderi