29 Nisan 2011 Cuma

YGS Krizi'nde ikinci intihar !!!


Çok uzak değil, daha 13 gün önce Nevşehir'li 19 yaşındaki İsmail Paslanmaz, YGS’deki şifre tartışmaları nedeniyle bunalıma girip, odasındaki telefon kablosuyla kendini tavana asarak canına kıymıştı hatırlarsınız...

Şimdi de YGS'den aldığı düşük puana üzülen Mersin'in Erdemli İlçesi'nde yaşayan lise son sınıf öğrencisi 18 yaşındaki Sıdıka Soydan, kendini iple asarak yaşamına son verdi.

13 günde ikinci intihar ...

"Yangından mal kaçırır gibi" sonuçları açıklayanlar (!)..
YGS'nin adil bir sınav olduğunu destekleyen çevreler (!)..
Sınavın şifresiz olduğundan tatmin olanlar, OL'maya devam edenler (!) ..
Öğrenciler bunalıma giriyor, teker teker intihar ediyorlar...

Merak ediyorum... Acaba bu ölümler umurunuzda mı?
Yoksa "Ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir" hesabı mı yapıyorsunuz?
Yoksa ....
Yoksa ....

Neyse ... Yazıklar olsun hepinize! ... Yazıklar olsun!..


Ertan Yurderi 

Sansür sansür üstüne, bu sansürün aslı ne?


Türkiye’deki erişim sağlayıcılara Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kanalıyla gönderilen bir elektronik postayla içinde bazı sakıncalı kelimelerin geçtiği internet sitelerinin hostinginin, yani barındırılmasının yasaklanması konusunda karar alındığı, bu kararla birlikte eğer alan adının içinde bu kelimelerin geçtiği sitelerin barındırılması durumunda servis sağlayıcının ceza alacağı belirtilmiş...

Bu karara göre içinde yasaklı kelimeler barındırıyor diye milyonlarca site bir anda kapatılabilinirmiş...

Ayrıca bundan böyle herkes kafasına göre alan adı da alamayacakmış...

Bu haberi ve yasak kelimeleri okuyunca benim gibi siz de çok şaşıracağınızdan eminim...

En basit örneği vermem gerekirse; bu yönetmeliğe göre içinde sakıncalı kelime geçiyor diye besiktas.com bile kapatılabilinir haberiniz ola...

İşte Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın erişim sağlayıcılara gönderdiği o mektup:

Sayın YETKİLİ,

 
Bilindiği üzere, 04/05/2007 tarih ve 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"a dayanılarak çıkarılan “Telekomünikasyon Kurumu Tarafından Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”, 24 Ekim 2007 tarihli ve 26680 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

İnternete açık hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan/işleten gerçek veya tüzel kişiler yer sağlayıcıdır.

Yer Sağlayıcılığı hizmetini ticari olarak yapmasa bile web sitelerini kendi sunucularında barındıran gerçek veya tüzel kişilerin Yönetmelik gereğince Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi almaları gerekmektedir.

İlgili Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında; “26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; İntihara yönlendirme (madde 84), Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra), Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190), Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194), Müstehcenlik (madde 226), Fuhuş (madde 227), Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228) suçları ile 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar,” erişimin engellenmesi konusu olabilecek suçlar olarak katalog halinde sayılmıştır.

İlgili Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; Yayınlar;

a) İnsan onuruna, temel hak ve hürriyetlere saygılı olmalıdır.
b) Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimini zedeleyecek türden içeriklere yer vermemelidir.
c) Ailenin huzur ve refahını sağlayan hususlara zarar verecek nitelikte olmamalıdır.
ç) Kişileri, uyuşturucu madde bağımlılığı, fuhuş, müstehcenlik ve kumar gibi kötü alışkanlıklara teşvik edici olmamalıdır.

Şeklindedir.

Buna göre barındırdığınız alan adlarında İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içeriklerin bulunmaması gerekmektedir.

Aşağıda İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içerik bağlamında değerlendirilebilecek kelime gurupları verilmiştir. Bu kelime guruplarını barındıran içeriklerin çıkarılması ile ilgili alan adlarının hizmetine son verilmesi ve son durumun mail ile tarafımıza iletilmesi gerekmektedir.

Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ilgili CEZAİ müeyyideler ile karşı karşıya kalınabileceği unutulmamalıdır.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı


Yasaklı sözlük listesinin tamamını görmek için de buraya tıklayın.

Yukarıdaki listeye tıklayıp baktıysanız bu kelimelerin içinde gerçekten küfür sayılan kelimeler bulunurken aslında sakıncalı kelimelerle uzaktan yakından alakası olmayan kelimeler de bulunduğunu görebilirsiniz...

Bu kelimeleri incelediğinizde üç grupta toplandığını görürsünüz...

Birinci ve ikinci grup içeriği ne olursa olsun alan adının içinde geçmemesi gereken kelimeler, üçüncü grup ise başlıkta bu kelimeler geçiyorsa mutlaka incelenmesi gereken ondan sonra barındırılmasına izin verilen kelimeler.

Teknoloji Gazetesi http://www.tknlj.com/ un konuyla ilgili alan adı satışı ve kurumsal / bireysel barındırma hizmeti sağlayan Ontek firmasının sahibi Murat Deligöz'le yaptığı konuşmada, "Bu gönderilen maddeyle yaşamalarının çok da mümkün olmadığını" söylemiş...

Deligöz kendi hazırladıkları teknolojiyle 1.8 milyon internet sitesini hemen sorguladıklarını, gelen yönetmelikle bunların 90 bininin hemen bugün kapatılması gerektiğini vurgulamış...

Düşünebiliyor musunuz bu sadece 1.8 milyon internet sitesine sahip bir hosting firması... Türkiye'nin tamamını düşünürsek, bunun gibi yüzlerce hosting hizmeti veren firmalar var...

Bu firmaların hepsi bu yasaklı kelimeleri kendi sistemleri içinde soruştursalar milyonlarca sitenin bir anda kapanması söz konusu olabilir...

Birbirlerine bağlı çalışan internet sistemleri belki de çökebilir...

Gerek ilgili Kanun'un ve gerekse Telekomünikasyon Kurumu tarafından yürürlüğe koyulan Yönetmeliği'n ilgili kurullardan geçişleri sırasında, çok bilen akil kişiler bu yaptıkları hata zincirinin farkındalar mıydı bilmiyorum ama, siteler teker teker kapanınca ne yaptıklarını çok iyi anlayacaklarından eminim...

İnternete sansürsüz günler dileğimle ...

Ertan Yurderi

27 Nisan 2011 Çarşamba

İlköğretim'de zorla gebelik testi: Çağdışı ve insan haklarına aykırı bir uygulama!..


İstanbul Büyükçekmece Güzelce Cevdet Zebure Kotan İlköğretim Okulu'nda 13 yaşındaki bir kız öğrenciye "erkek öğrenciler ile geziyor" diye zorla yapılan gebelik testi uygulamasını çağdışı bulmakla birlikte, insan haklarına da aykırı bulduğumu belirtmeliyim...

Ayrıca gebelik testi talimatı veren okul müdürünün de hangi yetkiyle böyle bir "ahlâk zabıtalığı"na soyunduğunu çok merak ediyorum doğrusu...

Peki yaptıkları testte ne bulmuşlardır? Yanıtı basit: Hiçbir şey ...

Olay savcılığa intikal ettirilmiş olduğuna göre, savcılık konuyu araştıracak ve yetkililer hakkında dava açılıp açılmayacağına karar verecektir...

Umarım ki bu dava kısa sürede açılır ve bu uygulamaya karışanlar hakkında gerekli cezalar verilir...

Bu olay sonrası intihar etmesinden de anlaşıldığına göre, bu kız öğrencinin acilen psikolojik yardım alması da sağlanmalıdır...

Türkiye'de beyinleri iki bacak arasına çalışan zihniyete sahip olanlar var oldukça, ahlak zabıtalığına hep soyunacaklar ve böylesi bir olay okullarda ne bir ilk, ne de son uygulama olacaktır...

Asıl bu durumun sorgulanması ve gerekli önlemlerin alınması gerekir...

Ertan Yurderi

"Ufak at da, civcivler yesin ..."


Ucubeler yıktırdım beğenmiyorum diye
Seçim yaptıracağım başta kalayım diye
Kanallar yaptıracağım gelip geçmeye
Ancak kavli karar ettim bir gün
Alıp başımı bu ülkeden kaçmaya
Boşa kostaklanmıyorum, kostak değilim artık...


Şu popülizme bakın ki;
Ülkenin bunca halledilmesi gereken sorunları kaynak beklerken...
Çılgın proje diye çıka çıka kanal projesi ortaya çıktı...

Yapılamayacak bir projeyi gündeme getirmenin kime ne faydası var ki?

İstanbul'a böyle bir su yolu yapmak yerine, İstanbul'un çevresini saran kollektör projelerini tamamlayın siz önce...

Marmara Denizi'ne karışıp giden evsel ve fabrikasal atıklar yüzünden bu güzel iç denizimizde yaşam şartları kaybolup gitmekte ... Balık nesilleri yok olmakta ...

Ama insanı ve çevreyi düşünen kim?

İstanbul'un içme suyunu karşılayan en büyük yeraltı ve yerüstü kaynakları bu projede kirletilecek...
Dağ taş oyulacak, ormanlık alan talan edilecek.
Verimli tarım alanları yok edilecek...
Ve vesaire vesaire vesaire ...

Bu proje bugünkü hesaplamalarla maliyet olarak 10 milyar doları bulacakmış...
- Hazine de böylesi bir projeye ayıracak kadar para var mı ki?
- Bu kaynak para nereden bulunacak?
- Halkın sırtından mı çıkacak bu kaynak paralar?
- Yoksa Arap ülkelerinden mi gelecek?
- Dünya Bankası mı kredi verecek?
- IMF'den mi para istenecek?

İşte bir AN'da gündem hemen değişiverdi Türkiye'de...
Artık günlerce tartışılacak bir konumuz daha oldu ...
Olurdu, olmazdı, şöyle olur, böyle olur, öyle olmaz, böyle olur...
Bla bla bla boş konuşmalar ... Boş tartışmalar TV'lerde gazetelerde ...

Seçim öncesi uyutulan HALK
Seçim öncesi uyuşturulan HALK ...

- Bu projenin Hakkari'deki vatandaşlara faydası ne?
- Bu projenin Kars'taki vatandaşlara faydası ne?
- Bu projenin Antalya'daki vatandaşlara faydası ne?

- Vs... Vs... Vs...

Boş işler, boş vaatler bunlar...
Bu projeye desek desek ne desek acaba?

"Ufak at da civcivler yesin ... Atma bre be... Din kardeşiyiz..." mi desek uygun olurdu acaba?

Ertan Yurderi

26 Nisan 2011 Salı

Yazar, ne yazar?




Nasıl ki bir gazeteci, toplum yaşamını ve olayları günü gününe ve anı anına yaşayarak onu okuruna en kısa sürede, en az sözcükle haberini sunup, dünyanın, ülkenin, zamanın ve insanın yaşamına ayna olup aydınlığı ve karanlığı haber verense;

Yazar da; yalnız bugünü, bu dakikayı ve bu anı değil, geçmişten gelen, kalan kalmayan, yaşanmış yaşanmamış zaman parçalarını, anlamı, etkinliği ve kalıcılığıyla duyurandır...

Yazar, günün içinde olduğu kadar, zamanın da derinliğindedir. O aydınlığın ve karanlığın gizlerini çözmeye çalışandır...

Sadece bugün okunacak değil, yarın da okunacak, bir anlam, bir değer kazanacak tutumla, bir özenle gelecek kuşaklara kalacak yazılar yazandır da...

Yazar, aydınlığın ve karanlığın gizlerini çözmeye çalışırken dilediği yazım şeklini kullanır...

Kimi yazılarını düz, yalın ve kronolojik olarak yazar, bu tür anlatımlarıyla tarihsel geleceğe birer kaynak belge olarak sunar...

Kimi yazılarını ise günlük hayatta kullanılan anlatım diliyle karikatürize edilerek mizahi bir tarzda yazar...

Bu şekil yazım tarzıyla yazarın anlattıkları hem daha fazla zihinlerde kalır, hem de bu tür yazım tarzı okuyucunun daha fazla ilgisini çeker... Okuma isteği olmayan kişileri bile okumaya ve bilgilendirmeye sevk eder bu tür yazılar...

Toplumu bilgilendirme görevine bu düşünce tarzıyla soyunan yazar, "taraflı" ya da "tarafsız" özelliklerden tamamen soyuttur...

Ancak toplumların "BİZ"den ve "SİZ"den diye "ÖTEKİ"leştirilmesi sonucu, yazarın yazım tarzı kimine "taraflı", kimine de "tarafsız" gelebilir... Bu durum, farklı düşüncelerin "çelişmesi" anlamına gelir ki, bu da normal bir davranış biçimidir...

Çünkü VARLIK sürekli bir devinim halindedir... Bu, O'nun öz'ünde vardır...

Bunun sonucunda sürekli kendisiyle ve başkalarıyla çelişme yaratan insanlar, bu gelişimleri sırasında hem kendisini ve düşüncelerini geliştirir, hem de toplumla bir anlamda çatışır...

Bu çelişmeler ortak bir düşüncede buluşabilir, hatta "uzlaşabilir"ler de...

Kısaca birbirleriyle çelişenlerin aynı zamanda birbirleriyle çatışanlar olduğunu da unutmamak gerekir...

Bu bağlamda ÖSYM'de üst üste yapılan hatalar ve sorulardaki yanlış kavram ayrılıkları artık "BİZ" - "SİZ" diye ötekileştirmenin ötesine de geçmiş, farklı bir rejim değişikliğine doğru gidişimizin de gerçek ayak seslerine dönüşmüştür...

Ertan Yurderi

25 Nisan 2011 Pazartesi

ÖSYM rezaleti bitmek bilmiyor



KPSS Rezalet
YGS Rezalet
ALES Rezalet


Öğrenci, sen okumana devam et, devam et ...
Hey veli !... Sana ise kolllsentır, sen de onunla idare et ...

Bu arada sen ne yapıyorsun Behçet?
Sen de tatmin olmaya devam et...

Bu Ö-Se-Ye-Me’ye bir şeyler olduğu muhakkak…
Sınav sistemi laçkalaşmanın ötesi, iflas etti…

Sınava giren öğrencilerde ne asap katsayısı, ne de sisteme güven kaldı…
Bir alavere, bir dalavere, bir üçkağıtçılık döndürdüler kurumda…
Şimdi ne bir adım ileri, ne bir adım geri dönebiliyorlar… Sıkıştılar, kaldılar…

Bunu güya çözmeye, güya ortaya çıkarmaya çalışıyorlar gibi görünüyorlar… Nafile uğraş !!!

Öğrencilere ve ailelerine de “SABIR” diliyorlar, “Çözüp, halledeceğiz” diyorlar… Ancak, yersen …

2010 KPSS: Soruşturma sürüyor, sonucu hak getire...
2011 YGS: Soruşturma sürüyor, sonucu hak getire...
2011 Nisan ALES: Soruşturma başlatılır mı, başlatılmaz mı orası muamma... Sonucunu ise hiç sormayın... O da Allah'a havale...

LYS mi? O da n’kine?
YGS’nin sonucu belli oldu mu kine?
Bekleme modunda artık makine…


Temmuz ayında da yeni KPSS sınavı var ...
Şimdiden vatana millete hayırlı olsun yeni kadrolar…

Öğrenci Se – Çe – MEME - Ceeee,
Yerleş - TİRE – MEME – Ceeee,
Ceeeeeeeee, yaaaa …

Ertan Yurderi