Sakarya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sakarya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2010 Pazar

Dumlupınar Denizaltısı Şehitleri Anısına...

Babam Torpido Kd. Kad. Ast. Bşçvş. Ahmet Hicabi YURDERİ
ve onun Dumlupınar Denizaltısı’nda şehit olan
kahraman silah arkadaşlarının anısına...



“Herkes denizci olamaz. Denizci olabilenlerden ise sadece yürekli olanlar DENİZALTICI olabilirler… Suyun onlarca metre altına dalıp orada günlerce kalmak yürek ister…” derdi rahmetli babam…

Dumlupınar Deniz Faciası’na çok bir süre kala, görev yeri değişip Sakarya denizaltısında görevine devam eden babamdan çok dinlemişimdir “Dumlupınar Denizaltısı”nın hazinli öyküsünü…

Aynı dönem Astsubay Hazırlık Okulu’ndan mezun olduğu arkadaşlarıyla birlikte yıllarca görev yapan babam o günleri ve şehit olan arkadaşlarını anlatırken gözyaşlarına hâkim olamazdı…

Sakarya denizaltısında görev yapan babam daha sonra suüstü görevini Gölcük’te silah hocalığı yaparak tamamlamış ve 1969 yılında da görev süresini bitirerek emekli olmuştu…

Babamı ve onunla birlikte görev yapan silah arkadaşlarını bir kez daha rahmetle anıyorum… Ruhları şad olsun!..




Bu öykü; Ölüme giderken bile morallerinden hiçbir şey kaybetmeyen, “Biz ölsek de VATAN SAĞOLSUN” diyebilen deniz arslanlarının öyküsüdür …

57 sene önce…

4 Nisan 1953, saat: 02.15...
Yer: Çanakkale Boğazı...
Naraburnu açıkları...


Uzun ve yorgun bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Naraburnu açıklarında İsveç bandıralı Naboland şilebiyle çarpıştı...

Sessiz, soğuk ve karanlıktı gece...

Dumlupınar başından aldığı şiddetli darbeyle birkaç saniye içinde sulara gömüldü...


Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla denizaltıyla temas kuruldu...




Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu...

Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için aşağıdakilere gerekmedikçe konuşmamaları, şarkı-türkü söylememeleri, sigara içmemeleri söylendi...







Ancak, saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda, karanlıkta bekleyen 22 kişiye her şey yine aynı sözcüklerle anlatıldı:

"Konuşabilirler, türkü söyleyebilirler, hatta cigara bile içebilirlerdi..."

Şamandıradaki telefon hattının öbür ucundan tüm Türkiye, denizaltında tevekkülle ölüme yatmanın hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi:

"Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım,
Sen salın gel ben boyuna bakayım

Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerin yüreği...
Yanık olur anaların yüreği

Ah vur ataşı gavur sinem ko yansın
Arkadaşlar uykulardan uyansın

Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerin yüreği...
Yanık olur anaların yüreği..."

Bu türküden sonra son sözleri: "Biz ölsek de VATAN SAĞOLSUN"...








“Sessiz ve Derinden Gidin”
Bu vatan sonsuza dek sizlerle
gurur duymaya devam edecektir!..
Ruhlarınız şad olsun!..
Ertan Yurderi