Bu yandaki kedi var ya bu yandaki kedi...
Sabahın en erken saatlerinde gerinerek uykusundan uyandı…
“Yine sabah oldu, yine bir iş günü, biraz daha kestireyim” diye düşündü…
Az biraz daha şekerleme yaptı. Sonra mecburen uyandı.
Önce tuvaletini yapmak için tuvalet kabının yanına gitti… Kumuna baktı. Kumu yine pisti. Sahibi kumunu dün akşam temizlemeyi unutmuştu. Kum kabının en temiz yerine kakasını ve çişini yaptı… Üzerini ustaca örttü. Sonra yalanıp temizlenmeye başladı…
Acele etmesi gerekiyordu. Vaktinde gelen otobüsünü kaçırmak hiç istemiyordu… Koşturur adımlarla sabah kahvaltısı için mama kabının yanına gitti. İçinde dün akşamdan kalan birkaç kuru mama vardı. Onunla idare etmek zorundaydı. “Nasılsa yolda bir şeyler bulurum, birkaç simit parçası, birkaç artık balık kılçığı” diye düşünüp evden koşturarak çıktı.
Dünya umurunda değildi. Caddeleri koşarak geçip, durakta otobüsün gelmesini bekledi… Az sonra otobüs geldi. Tüm insanlarla birlikte içeriye sıkış tıkış bindi. Bir koltuğun altında yolculuk etti… İneceği yer zaten bir adım öteydi. Ancak bu şekilde her sabah otobüsle gitmek onun en sevdiği şeydi…
Otobüs bir durak sonra durdu. Kedi otobüsten indi. Ve gözden kayboldu… Kimdi bu kedi, ne yapmak istiyordu, hiç kimse bilmiyordu…
Evet bu haber tamamen gerçek… Bana inanmıyorsunuz değil mi, bu her gün yaşanan bir olaydı... İsterseniz Milliyet gazetesinin İnternet sitesindeki bu haberi okuyabilirsiniz... http://www.milliyet.com.tr/2007/04/10/son/sonyas13.asp
Milliyet gazetesinin internet servisi bu haberi “Bu kedi görenleri şok ediyor!” başlığıyla vermişti... Haber şöyle devam ediyordu...
İngiltere’de sabahları otobüsle işe gidenlerin arasına karışan bir kedi her seferinde aynı durakta iniyor… İngiltere’de Walsall-Wolverhampton hattı otobüsünün sıra dışı yolcusu görenleri hayrete düşürüyor. Her sabah aynı duraktan otobüse atlayan beyaz renkteki bu gizemli kedi bir durak sonra, bir balıkçı dükkanının önünde otobüsten atlıyor.
Sıra dışı yolcusunun farkına varan otobüs şoförü Bill Khunkun Macavity adı verilen kedi için şunları söylüyor:
“Gerçekten çok garip bir durum. Onu ilk kez ocak ayında yolcularla birlikte otobüsten atlarken gördüm. Ertesi gün durakta durduğumda aynı kedinin yolcuların arasından koşarak otobüse bindiğini ve bir koltuğun altına saklandığını gördüm. Macavity haftada 2-3 kez aynı duraktan otobüse binip aynı durakta iniyor” diyor…
Bilmem bu kedi bizlere hangi tür canlıları hatırlatıyor.
“Biz insanoğlunun bir kedide reankarnasyonu mu bu acaba?” diye insanın sorası geliyor…
Kediden bir gün şöyle ilginç bir yanıt gelirse hiç şaşmayalım:
“Bu dünyada insan olmaktan çok sıkılmıştım. Bir kedi bedeninde yeniden dünyaya geldim. Ne var bunda şaşılacak… Bırakın da rahat rahat işimize gücümüze bakalım... Fazla üzerime de gelmeyin, tırmıklarım hepinizi valla…”
Ertan Yurderi
İngiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İngiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Nisan 2010 Pazartesi
25 Mart 2010 Perşembe
Yedinci yılında Irak...
Irak’ın ABD'nin önderliğindeki “koalisyon güçleri” tarafından işgal edilmesinin yedinci yılına giriliyor bu günlerde...
İşgalin üzerinden altı yıl kadar bir süre geçti geçmesine de, Irak'ta yaşananlar, gelecekte, "insanlık dramı" olarak tarihteki yerini alacaktır...
“Savaşın” üzerinden geçen bu süreç içinde tüm dünyada yaygın protesto gösterileri yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor... Ancak hiçbir sonuç alınamıyor o da ayrı bir konu...
Her ne kadar alışkanlıkla ağzımız "savaş" kelimesini telaffuz etse de, orada yaşananlar, bir savaş değil, tamamen dünyanın gözü önünde yapılan tam bir katliam ve kırımdır...
Bir tarafta on yıldan fazla bir süredir ambargo altında ve en zorunlu yaşam maddelerinden bile yoksun bırakılmış bir ülke ve mazlum bir halk, diğer tarafta dünyanın en yıkıcı güçlerini biriktirmiş zalim bir ordu ve soyguncular çetesi büyük nemayı üleşmek için oradalar bunca yıldır...
Bu saldırıyı ABD ve sadık müttefiki İngiltere başbaşa planlayarak güya Irak'ın “korkunç kitle imha silahları ürettiğini” iddia edip ve bunu da tüm dünyaya umacı gibi gösterip, işgalin gerekçesi yapmışlardı...
Hele hele, 11 Eylül’de "İkiz Kuleler"e yapılan terör saldırısını da öyle ustaca kullandılar ki... Onlara göre bu saldırıyla "Saddam yönetiminin doğrudan bağlantısı bulunuyordu... Biraz daha genç kalınırsa yeni büyük terör saldırıları gündeme gelecek, korkunç kitle imha silahları kullanılacaktı" imajını yaydılar dünya insanlarına... Bunu başardılar da... Ve hem Saddam'ı devirmek hem de tüm bölgeye demokrasi ve özgürlük getirmek için Irak'a girdiler...
Bu büyük güçlerin tüm söylediklerinin ne kadar büyük ve adi bir yalan olduğu epeyce süre önce ortaya çıktı. Irak’ta hiçbir kitle imha silahı yoktu, üretme hazırlığı da yoktu, 11 Eylül saldırıları ile Irak devletinin hiçbir bağlantısı da bulunmuyordu.
O zamandan bu yana neler olmadı ki... Irak’ta kurulan ise demokrasi değil, sömürge yönetimi oldu. Tüm bölge, özgürlük bir yana, sadece işgalcilere yarayan büyük bir kaosun içerisine çekildi. Hele ki Saddam'ın idam edilmesi bu kaosu tamamen içinden çıkılmaz bir hale getirdi... Iraklıların deyimiyle, "Bir Saddam öldü, bin Saddam doğdu..."
Şu anda Irak'ta yaşananları tüm dünya kamuoyu ile birlikte izliyoruz bizlere empoze edilmeye çalışılan şekliyle...
Aslında madalyonun yüzü hiç öyle değil, orada bambaşka dramlar da yaşanmakta...
Irak'ta işgalci güç durumuna düşen müttefik ABD ve İngiltere, karşısında her geçen gün büyüyen direnişle karşılaşınca, bu birleşik direnişin gelişmesini engellemek için farklı mezhepleri biribirine karşı kışkırtarak mezhepler arası çatışmanın fitilini de ateşlediler...
Bugün Sünniler ve Şiiler birbirine kırdırılmakta... Her iki taraf her gün yüzlerce ölü vermekte ve katliamların ardı arkası ise kesilmemektedir.
Ancak ABD her gün bindiği dalı kesmekte olduğunu göremiyor ve bu ısrarını da devam ettiriyor... 2011 yılında tamamen çekileceklerini söylüyorlar, ama ben bu yalana da inanmıyorum...
Şu anda Irak halkı istiklal savaşı verir gibiler... Tüm halk bu işgalci güce karşı kanının son damlasına kadar mücadele etmekte ısrarlı...
ABD, İngiltere ve dolaylı olarak büyük büyük güçlerin yandaşları, petrole ve doğalgaza, diğer doğal kaynaklara egemen olmaya devam ediyor.
Petrol bölgesi üzerinde tam bir denetim sağlamak, stratejik geçiş yolları kontrol etmenin bölgeye egemen güç olmanın yollarını bulmak için sürekli çıkış arıyorlar...
Bu büyük güçler, o bölgeye kim hakimse, o bölge üzerinde hegemonya ve egemenlik mücadelesinde büyük bir avantaj sağlayacağını çok iyi bilmektedirler ve şimdi de bu denetim mekanizmasının kurulmasının mücadelesini de vermektedirler.
Bundan sonraki aşamada İran söz konusu olabilir... İran'ın işini bitirmek için mücadeleye de girişebilirler...
Saddam'a için söylenenler bugün İran için de söyleniyor... İran'ın nükleer güce sahip olması ve nükleer çalışmalarda bulunması onları rahatsız ediyor...
Aslında bu işgalcilerin amacı, dünyanın belli başlı bölgelerini egemenlikleri altına almak ve tatlı karlarına daha fazla tatlılık katmaktır... Zaten geçmiş tarihe de bakarsak hep böyle olmadı mı? Hep işgal ettiler ve sömürdüler...
Ancak bu arada halkların çektiği büyük acı, kan, gözyaşı ve katliam gözardı edilmektedir...
Ancak Yaradan hep büyük güçler tarafında olacak değil ya...
Hani derler ya; "Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah'ı var..." diye...
"Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner" elbet...
Ve o zaman acılar içindeki Irak halkı, bu acıyı bir şekilde silmesini de bilir...
Er ya da geç bu durumun böyle olacağını tüm dünyanın göreceğinden eminim...
Ertan Yurderi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










