Çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2023 Salı

Kitap ve ötesi...




Çocukluk yıllarımda, Teksas, Tommiks, Zagor, Gordon vb. benzeri resimli kitapları büyük bir heyecanla okur, hayal dünyamı genişletirdim. Ailemin “ya bu çocuk ders kitabı yerine bunları okuyor, derslerinde başarısız olursa” endişeleriyle karşılaşsam da, bu kitaplar benim için birer kaçış noktasıydı. Onları okumak derslerimi aksatmama sebep olmazdı, aksine zihnimi dinlendirir ve sokakta oynadığımız oyunlarımıza da ilham verirdi.

Zamanla, bu kitapları biriktirmek yerine haftasonları sinema önünde buluşan çocuklarla bu kitapları takas etmeye başladık. İşte o günlerde bazı arkadaşlarımız akıllıca bir fikir buldu ve bu kitapları satarak bir miktar gelir elde etti. “Bunu ben de niye yapmayayım?” diyerek ben de satmaya başladım biriktirdiklerimi...

Bazı arkadaşlarım kazandığı paralarla sinemada keyifli zaman geçirirken, ben de bu fırsatı değerlendirip, evden aldığım sinema harçlığının üzerine kazandığım bu parayı da ekleyip, dilediğim gibi harcamaya başladım. 

Çok fazla kazandığım günlerden birinde, bir kebapçıda kendime krallar gibi ziyafet çekip, sonrasında da evde yemek yemediğim için annemden azar işitmiştim.  

Bugün, aşağıdaki bu fotoğrafa rastladığımda o günleri tekrar hatırladım ve geçmişe dönüş yaptım...

Geçmişe dönüş yaptığım o anlarda, çocukluğumun masumiyeti ve özgürlüğüyle dolu olduğumu bir kez daha fark ettim. O kitaplar ve sinema harçlığım sayesinde o dönemde hissettiğim mutluluk ve keşfetme isteği hâlâ içimde canlı duruyor.

Yıllar çabucacık gelip geçti, gitti. Sinemalar önünde o çocuklarla yaptığımız takaslar ve sinema keyiflerim geride kaldı, kalmasına ama; o anılardan edindiğim deneyimler, bugün bile hayatımda bazı izler bıraktı. Eski okunmuş kitaplarımı satarak elde ettiğim özgürlük hissi, kendi ayaklarım üzerinde durabilme yeteneğimin habercisiydi. O günlere dair hatırladığım en önemli şey, hayallerime ve tutkularıma ulaşmanın, kendi yolumu çizmenin ne kadar değerli olduğuyla ilgili.

Bugün, geçmişe dönüp baktığımda, o çocukluğumun cesaretini ve merakını korumak için elimden geleni yapmaya devam ediyorum. Karakterim, o kitaplardaki karakterlere benzemedi ama, onların cesaretini ve macera ruhunu içimde taşımak hoşuma gidiyor. 

Bu fotoğraftaki enstantane, geçmişe dair tatlı bir hatıra olmaktan öte, hayatımın önemli bir parçasını temsil ediyor. Ve bu satırlar, o anılara bir saygı duruşu niteliğinde. Çünkü her bir anı, bizim kim olduğumuzun ve nereden geldiğimizin birer parçası.

~ E.Y (kocayurek),  30.5.2023

 

5 Nisan 2005 Salı

"Errrtann pabucuu yarııımmm, çıkkk dışarıııyaaaa oynaalımmm"...

 
Uslu çocuk kocayurek, 1964, İzmit...

Tekerlemeleri sever misiniz bilmem ama, ben çok severim...  

Çocukluğumuzda pek çok söylediğimiz tekerlemeler vardı... Genelde oyun amaçlıydı bunlar...

Az önce bilgisayarımda eski yazdığım yazıları düzenlerken, bundan 4 sene önce yazdığım ancak sizlerle bugüne dek paylaşmadığım bir yazım elime geçti...

Okurken yine gülümsedim çocuk günlerimin muzırlığıyla...

Ve bu yazıyı da sizlerle paylaşmak istedim yeniden...

Hadi beni yaşam oyununa çağırın... Bugün yeniden "çocuk"  olmak istiyorum, doyasıya oyun oynamak istiyorum...

"Errrr-taaannn, paaa-buu-çuuu-yaaaa-rımmmm, çıkkkk dışarıyaaaa oy-na-ya-lıııımmmm"...

TV'lerimizde birkaç gün önce başlayan Turkcell'in yeni bir Cell tanıtım reklam filminde; çocukluk günlerimizde çok sıklıkla arkadaşlarımızı oyuna davet amacıyla kullandığımız tekerlemeli cümleye hepiniz rastlamışsınızdır muhakkak...

Ben genelde reklam filmlerini pek seyretmem ama, bu kısa film ne zaman TV kanallarının birinde çıksa, hemen TV'nin başına koşarak geliyorum. TV'nin sesini de sonuna kadar açıyorum... Hem keyifle seyrediyorum, hem de bu tekerlemeyi söylüyorum, bir yandan da çocukluk günlerime bir kez daha geri dönmenin mutluluğunu yeniden yaşıyorum... Bu halimde beni dışardan bir gören olsa,  "Yazık valla adama, tüü tüü tühhh, tırlattı"  diyecekler ya, varsın desinler, ne çıkar?..

Geçen akşam yine aynı şeyler oldu, anlatayım...

TV'yi seyrettiğim odada yalnız başıma oturuyordum... Ciddi ciddi TV'deki haberleri seyrediyordum. Neyse TV'de haberler bittikten sonra reklamlar başladı...

Tam kanallar arasında zap turuna başlayacakken, bu reklam filmi çıkmaz mı?.. Hemen TV'nin sesini açtım tabii ki. Hem oynamaya başladım, hem de müzikle kıvırtarak bu tekerlemeyi avaz avaz bağırarak söylemeye başladım...

Yan odada üniversiteye hazırlanan kızım içeriye koşa koşa geldi.

Gözleri faltaşı gibi açılmış bir şekilde: "N'oldu babişko, neyin var, bir şey mi oldu?" derken, bir yandan da ağzı açık şekilde yüzüme tuhaf tuhaf bakakaldı...

Sonra TV'deki reklam filmini görüp, benim de onlara eşlik ettiğimin farkına da varınca, kıkır kıkır gülmeye başladı...

"Ayyy baba, çok hoşsun... Hiç yakıştıramadan valla sana"  derken, ben de bir yandan, "Bak koskoca ablalar, abiler, sanatçılar bile oynuyor, ben niye oynamayacakmışım... Hem bu bizim zamanımızın tekerlemesi, siz gençler de bizim şeylerimizi hiç beğenmiyorsunuz" deyiverdim... Katıla katıla gülüştük sonra ailecek...

Ne güzel günlerdi onlar ya...

Bazen evde veya sokakta yaptığımız yaramazlıktan dolayı annemizden evde oturma cezası aldığımız günlerde, camdan dışarı bakıp arkadaşlarımızın oyun oynamalarına imrenerek şahit olurduk... Onlar da bizi sokağa davet için hep bir ağızdan bağırırlardı... "Errrrtaannn pabucu yarıımmm, çıkkkk dışarıyaaaa oy-na-ya-lım!.."

Bu sesleri çıkaran arkadaşlarıma camdan; "Sokağa geleceğim ama, annem izin vermiyor, siz daha çok bağırın ki annem duysun belki izin verir" dediniz mi, hepsi avazı çıktığı kadar bu tekerlemeyi koro halinde söylerlerdi...

Bu seslerin artması üzerine o sırada mutfakta yemek yapmakta olan annemize yalvaran bir ses tonuyla: "Nooolur anne ya, bak arkadaşlarım beni sokağa çağırıyorlar, nooolur bir daha yapmıcam söz veriyorum, senin sözünü dinlicem. Nooooolur!.. Nooolur anne sokağa çıkayım"  yalvarmalarımıza annemiz sonunda olumlu yanıt verir, cezamızı affeder, biz de hemen sokağa atardık kendimizi...

İşte bir tekerlemenin bir anda beni geçmişe götürüp hissettirdikleri anlar, şu satırları yazdığım anlar...

Gözlerimin nemliliğinde, o geri gelmeyecek günleri özlemeler, o eski oyun arkadaşlarımızı anımsamalar... Şimdi o arkadaşlarımından çoğu ya koskocaman birer adam oldular, ya torun torba sahibi sevimli birer anne. Ya da ebedi istirahatgahlarına uğurladığımız arkadaşlar olarak anılarımızda hep birer tatlı hatıra olarak kalacaklar...

İçinizdeki çocuğun hiç ölmemesi ve her anınızın o çocukluk masumluluğuyla geçmesi dileğimle... Son söz olarak:

Haydi sevgili dostlar, hep birlikte koro halinde beni bir kez daha şu yaşadığımız hayat oyununa çağırın...

Size yanıt vereceğimden emin olabilirsiniz: 

"Errrrrtannnnn pabucuuuuu yarııımmmmm, çıkkk dışarıııyaaaa oynaaayalımmmmm!...."

Ertan Yurderi